SPK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SPK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2013 Cuma

"Dolandırıcılık ama nitelikli değil"


SPK ceza/lar kesti Galatasaray Sportif A.Ş'ye.

Tam metni aşağıda, üzerine tıkladığınızda tam ve büyük halini net bir şekilde okuyabilirsiniz.


SPK; bu bildirim ile, bahsekonu borsa vurgununun ilk adımına baltayı indiriyor.
Aslında biz SPK'dan daha fazlasını bekliyoruz ama mevzuata göre devamı hakim/savcıların görevi diyebilirler.

Ne diyor SPK?

Özetle; bizim şu yazıda da çok açık ve net bir şekilde ifade ettiğimiz gibi; [TIKLAYINIZ!!!]

Adnan Polat Dönemi, 28 Temmuz 2010 tarihinde duyurulan Galatasaray Sportif, Stad ve Futbol A.Ş. birleşmelrinde, stad gelirlerinin nerede konumlandığının yeterli şekilde açıklanmadığı gibi, bilgi saklandığını ve bu yüzden ceza verdiğini açıklamış SPK.

Zaten zurnanın ilk "Zart" dediği yer de burası.

SPK'nın bildirimiyle de sabit, saklanan/gizlenen bu bilgi nedeniyle Galatasaray Sportif A.Ş.'nin değeri yükseldi ve satmayacağım demesine rağmen tüm hisselerin 3'te 1'ini sattı Ünal Aysal yönetimi.


Özetle;
  • Satmayacağım dedi yetki aldı.
  • Sakladığı bilgi sebebiyle yüksekten sattı.
  • Sakladığı gelirleri Sportif A.Ş'ye devredip borçlandırdı.
  • Sonra sermaye artırımı ile yatırımcıyı söğüşledi.


***
Gelelim işin artık alışılagelmiş tirajik tarafına.
Medyaya.

Yüzlerce ekonomistin, finans uzmanının köşe yazdığı medyada; sadece birkaç özgür ve yürekli kalem konunun üstüne eğildi.
Bazıları kısık sesle, Yavuz Semerci de olabildiğince.

Özellikle Doğan Yayın Grubu bariz ve galiz bir oto sansür uyguladı konuya.

Ne zaman yazmaya başladı?
Ayyuka çıkınca.

Peki neden?
Virajı dönmek için.

Peki nasıl?
Medyaya sufle vererek.

Nedir mottoları: "Kanuni/yasal ama adil/etik değil."
Utanmasalar "Dolandırıcılık ama nitelikli değil" diyeckeler.

Afedersiniz ama;
Yuh.
Oha.
Çüş.

SPK'nın daha ne demesi gerekiyordu acaba?

"GA-LA-TA-SA-RAY  DO-LAN-DI-RI-CI-LIK YAP-MIŞ-TIR" mı yazsaydı adamlar?

***

Gelelim iddialara.
Ekonomi kulislerinde; başta Doğan Yayın Grubu'na, Ünal Aysal'ın danışmanı Sinan Kalpakçıoğlu'nun sufle verdiği yönünde.

Virajı dönmek için "Kanuni/yasal ama adil/etik değil." yalanı sürüldü piyasaya.

Böylece kıraathanede diyecek ki vatandaş "Aaabi kanuniymiş de etik değilmiş. Birşey çıkmaz."

Ne güzel algı yönetimi değil mi?

Ama yemezler.
Yemeyecekler.
Yediremeyeceksiniz.

***

Sadece 2 gazeteden örnek vereceğim.
Doğan Yayın Grubu'na ait 2 gazete.
Radikal ve Hürriyet.

İddiayı yineliyorum;

Bu 2 gazete başta olmak üzere, medyaya bu yalan argümantasyonu sufle veren Ünal Aysal'ın danışmanı Sinan Kalpakçıoğlu mudur?
Hadi bakalım.











Devamını oku...

11 Şubat 2013 Pazartesi

Tekmili birden: Galatasaray'ın Borsa Oyunları



3 Temmuz Darbesi'nin gölgesinde, 26 Ağustos 2011'de başlayan bir operasyon.

Galatasaray'ın teknik iflastan; Drogbalı, Sneijderli kadroya yükselişi.

Peki bu tavşan kimin şapkasından, nasıl çıktı?


Hüner mi?
Sihir mi?

Hile mi?
Soygun mu?
Vurgun mu?

Ya da davalara konu olduğu üzere;

Manipülasyon mu?
Nitelikli dolndırıcılık mı?

***

Tamamı kamuoyuna da yansımış davalarda isnat edilen suçlamalar şöyle:

1) Stad Gelirlerinin durumu: Aşağıda açıklanacağı gibi; 
  • Ya tavandan yüksek hisse satışı sürecinde yatırımcıdan bilgi saklandı.
  • Ya da stad gelirleri Sportif A.Ş'den derneğe kaçırıldı.
2) Insider Trading [İçeriden öğrenme]
3) Bugün SPK'nın nakdi katılım nedeniyle reddettiği 2. bedellinin, ilk bedelliden farkı yok. Dolayısıyla ilkinin de hükmü yok.
4) Defalarca "Batık değiliz" denmesine rağmen; artık alenen itiraf edilen "Teknik iflas durumundaydık" spekülasyonu.
5) Geleceğe dönük koltuk değerlemesinin ana alacaklı olan Denizbank'ın yan şirketine yaptırılması. Çıkar çatışması pozisyonu.

***
Belki de asıl odaklanılması gereken konu;

Tüm bu işlemlerin istisnasız olarak hep Galatasaray Spor Kulübü lehine, Galatasaray Sportif AŞ aleyhine olduğu gerçeği.

Normalde Galatasaray Spor Kulübü, GS Sportif AŞ'nin %100'üne sahip olsa yapılanların hiçbir anlamı ve etkisi olmaz.  Fakat Galatasaray Sportif AŞ'nin %45'i küçük yatırımcılarda olduğu için tüm bu bedeli bu %45'e sahip küçük yatırımcı ödüyor.

***

Bir yatırımcının açtığı davada ise şöyle denilmiş: [http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=255543]

Şirketimiz aleyhine İstanbul 29.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2012/298 E.sayılı dosya ile açılan davada;

1) Kanun hükümlerine, dürüstlük kuralına, ortaklar arasında eşitlik prensibine ve Şirket ana sözleşmesine aykırı olan kararlara konu hasılat paylaşım mutabakatı, hasılat paylaşım sözleşmesi, koltuk devri, pazarlama gelir devrine dair tüm sözleşmeler ve ilgili tüm işlemlerin stad gelirlerinin %90'a %15 oranında paylaşımı kararlarının yokluğunun  tespiti ve/veya iptali,
2) Kanun hükümlerine, dürüstlük kuralına, ortaklar arasında eşitlik prensibine ve şirket ana sözleşmesine aykırı olan 15 yıllığına 442.907.750 TL'ye satın alınması kararının yokluğunun tespit ve/veya iptali,
3) 30.10.2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan Yönetim Kurulu ve denetim kurulu kararlarının ibrası kararlarının iptali.

***

Tamamı kaynak gösterilerek derlenen iddialar silsilesi aşağıda.
Tekrar ediyorum; bunların tamamı iddia.

Hikayenin en başından alalım:


1) Birleşme - 28 Temmuz 2010:  Adnan Polat Dönemi - Galatasaray; borsaya kote tüm spor kulüpleri gibi şirket birleşmesine gittiğini duyurdu. Stad A.Ş., Futbol A.Ş gibi şirketler, borsada işlem gören Galatasaray Sportif A.Ş. altında birleşti. [Kaynak: http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=122940]


Yapılan duyurunun onaylanan birleşme izahnamesinin son sayfasında, aşağıda görüleceği üzere; stad gelirlerinin "Müsabaka ve iletişim gelirleri" adı altında Sportif A.Ş.'ye katılacağı açıkça beyan ediliyor. Ve birleşme ile bünyeye katılacak stad, iletişim ve mağazacılık faaliyetlerinden alenen söz ediliyor.




2) "Hisse satışı değil, repo" - 9 Temmuz 2011: Ünal Aysal; Galatasaray'ın temiz kalmasını sağlayanlara teşekkür ededursun; mali kongrede bu dava sürecine en büyük delillerden birini kaçırıyor ağzından. Hisse senetlerini satmayacaklarını, banka rehni ya da reposu yapacaklarını söylüyor. Ama yetkiyi alır almaz 1,5 ay içinde satışa başlıyor: [Kaynak: 
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=18210865&tarih=2011-07-09]

3) Hisse Satışı - 26 Ağustos-12 Aralık 2011: Ünal Aysal Dönemi [14 Mayıs 2011'de göreve geldi] - Bugün artık çok net bir şekilde itiraf ettikleri gibi, Galatasaray teknik iflas durumunda. 


Galatasaray Spor Kulübü [Dernek]; 1. maddede anlatıldığı üzere, stad gelirlerinin GSRAY'da olduğunu düşünen yatırımcılara, sahip olduğu hisselerin %28.3’ünü tavan sayılabilecek ortalama 209 TL hisse başına fiyatla satarak 165.6 Milyon TL gelir elde etti.



Bu satışın ardından GSRAY’ın halka açıklık oranı %45’e yükselirken, hisse fiyatı ise Mayıs 2011'de 400TL’den Aralık 2011'de 160TL’ye geriledi. Derneğin ise bu satışla GSRAY’daki payı %83.38’den %55.03’e geriledi.

Yatırımcılar için yatırım yaptıkları şirketin gelirlerine, ilk maddede kaynağıyla birlikte belirtildiği gibi stad gelirleri dahildi. Zaten borsaya kote bir spor kulübü şirketinin geliri başka ne olabilirdi ki?

Ayrıca hisselerin çoğunlukla satıldığı tarihler de çok enteresan:


Tarih              Adet        Tutar       Ortalama Fiyat

01.12.2011   90.000    16.529.844      183,66
02.12.2011   200.000  34.214.873      171,07
12.12.2011   75.000    12.715.842      169,54

Hisselerin en çok satıldığı 3 gün; 1, 2 ve 12 Aralık.

2 Aralık'ta Şike İddianamesi açıklandı.
12 Aralık'ta içinde Tayfur Havutçu'nun da bulunduğu ilk tahliyeler oldu.
Gürültü patırtı arasında bunlar elbette konuşulmadı.

4) Hani teknik iflas durumundaydı - 21 Eylül 2011: Hisse satışlarının ardından Galatasaray KAP'a şirket özvarlığının korunduğunu gösteren bir bildirim yayınlıyor: http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=169979

Ancak daha sonra ve artık bugünlerde alenen; o dönemde teknik iflas durumunda olduklarını, yatırımcılardan birinin dava açması halinde iflasın kaçınılmaz olacağını askerlik anıları gibi anlatıyor: http://t24.com.tr/haber/aysal-yatirimcilarin-bir-kismi-ya-kumarbaz-ya-da-kararlari-okumuyor/215695

Şu iki açıklama arasındaki fark bilgi saklanılması suretiyle manipülasyonu işaret ediyor.

5) Stad gelirleri meğer dernekteymiş - 21 Aralık 2011: Birleşmenin ardından, Ünal Aysal göreve geldikten 3 ay sonra, yukarıdaki kanıtlarla stad gelirlerinin borsaya kote şirkette olduğunu düşünen yatırımcılara hisselerinin % 28,3'ünü satan Galatasaray; hisseleri satar satmaz yaptığı açıklama ile stad gelirlerinin Sportif A.Ş'de olmadığını bir tokat gibi vuruyor yatırımcının yüzüne: http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=180386


Buna göre GSRAY’da olduğu sanılan yıllık kabaca 70 Milyon TL’lik gelirin, aslında dernekte olduğu ortaya çıktı.

Yatırımcının elindeki yegane veri olan Kamuoyu Aydınlatma Platformu'na [KAP] yapılan 1. maddedeki kaynaklarda, bu tarihe kadar stad gelirlerinin borsada işlem gören Sportif A.Ş'de olduğu net bir şekilde görülüyor. 

Ancak Galatasaray SK [Dernek-Büyük ortak] ya stad gelirlerini göz göre göre borsada işlem gören Sportif A.Ş. şirketinin elinden alıyor; ya da birleşme sonrası ve 3,5 aylık satış sürecinde bu Yönetim Kurulu kararının dayandığı belgeyi yatırımcıdan saklıyor.


İşte burada her iki alternatif durumunda da Insider Trading dediğimiz, içeriden öğrenme gerçekleşiyor. Halk diliyle danışıklı dövüş. 


Bir plan var. Satış, sonra sermaye artırımı vs. ama bu bilgi dernek [kulüp] ile şirket [Sportif A.Ş.] yöneticileri tarafından biliniyor fakat yatırımcı bunu bilmiyor. Tabiri caizse tufaya geliyor.


6) Koltuk devri için start verildi - 09 Şubat 2012: Galatasaray; hisseleri tavandan sattıktan sonra, stad gelirlerinin meğerse dernekte olduğunu 21.12.2011'de açıkladı ve vakit kaybetmeden güya dernekte olan stad gelirlerini borsaya kote şirket olan Sportif A.Ş.'ye devretmek üzere işlemlere başladı. [Kaynak: http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=184729]


7) 2014-2030 arası değerleme raporu sunuldu - 10 Şubat 2012: Galatasaray; hisseleri tavandan sattıktan sonra dernekte olduğunu açıkladığı stad gelirlerini, ana alacaklısı Denizbank'ın yan kuruluşu Deniz Yatırım'a yaptırdığı değerleme raporunu açıkladı. [Kaynak: http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=185012]   






8) İlk bedelli sermaye artırımı duyurusu - 13 Şubat 2012: Stad gelirlerinin dernekten GSRAY'a devri ile doğan borçlanmanın hemen sonrasında ise GSRAY belki de dünya finans tarihinde görülmemiş bir şekilde sermayesini %9900 artırarak 100 katına çıkaracağını açıkladı. [Kaynak:http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=185199)


9) Hisse değeri hızla düşüyor - 13-16 Şubat 2012: 400 TL civarından 180TL’ye gerilemiş olan hisse senetleriyle zaten ciddi oranda zarar etmiş olan yatırımcı, şimdi her bir hissesi için 99 TL daha vermek zorunda kalacaktı, aksi takdirde hisse değerinin %98'ini kaybedecekti.


Sermaye artış haberinin ardından hisse senedi fiyatı %17 geriledi. [13.2.2012  176TL, 16.2.2012 146TL]


10) Ve Koltuk Devri - 26 Nisan 2012: Sonrasında ise Dernek, yüksek miktarda borçlu olduğu, yönetim kuruluna sonradan Galatasaray CEO'sunun eşinin atandığı Denizbank'ın iştiraki Deniz Yatırım'a yaptırdığı bir değerleme ile, 2014-30 yılları arası bilet-loca gelirlerinin bugünkü net değerini 442 Milyon TL olarak açıkladı. [Kaynak: http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=199348]



Daha sonra 17 yıllık bu gelirler 442 Milyon TL’ye GSRAY’a (halka açık şirkete) devredildi.


GSRAY; dernekten bu gelirleri devralırken maddi durumundaki ciddi sıkıntılar nedeniyle nakit ödeme yapamayarak [Özkaynakları yaklaşık 250 Milyon TL eksideydi] derneğe 442 Milyon TL borçlandı.

11) İlk sermaye artırım oranı revize edildi - 2 Mayıs 2012: Gelen yoğun tepkiler üzerine GSRAY sermaye artış oranını %400’e çekerek ilk başta yatırımcıları rahatlattı gibi görünse de, her bir yeni hisse satış bedelini primli olarak 25 TL olarak belirledi ve her bir yatırımcıdan istediği nakit katkıyı 99TL’den 100TL’ye yükseltti. [Kaynak: http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=200199]


12) Hisse senedi değeri düşmeye devam ediyor - 2-21 Mayıs 2012: Sermaye artış haberinin ardından hisse senedi fiyatı %28.1 geriledi [2.5.2012  217TL, 21.5.2012 156TL]

13) Oldu, bedelli sermaye artırımı gerçekleşti - 18 Haziran -2 Temmuz 2012: 

Sermaye artışı gerçekleşti. Küçük yatırımcılar [%45 halka açık kısım] 125.5 Milyon TL nakit ile sermaye artışına katılırken, dernek sermaye artışına nakit ödeyerek katılmadı, 17 yıllık  gelirleri devrederken oluşan alacağına mahsup etti.

14) Para tatlı geldi, bir bedelli daha - 13 Eylül 2012: Sermaye artışının tamamlanmasının 2 ay ardından GSRAY yeni bir bedelli sermaye artışına daha gideceğini açıkladı. Bu sefer açıklanan oran %300, her bir TL nominal değerli hisse için ödenmesi gereken primli bedel ise 10 TL olarak açıklandı. [Kaynak: http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=236988]


Sert hisse satışından 165 Milyon TL, ilk bedelli sermaye artırımından 125 Milyon TL olmak üzere 290 Milyon TL'yi kasaya koyan Galatasaray'da; her hissedardan 30 TL daha olmak üzere toplam %45 halka açık hissedardan 188.2 Milyon TL daha talep edildi. Bu artırım da gerçekleşseydi hisse satışı ve bedelli sermaye artırımları sonucu kasasına 478 Milyon TL (203 mn euro) koymuş olacaktı Galatasaray.

15) Hisse senedi değeri düştükçe düşüyor - 13-27 Eylül 2012: Sermaye artış haberinin ardından hisse senedi fiyatı %27.7 daha geriledi. [13.9.2012 - 55.50TL   27.9.2012 -   40.10TL]

16) Davalar açıldı, soruşturma başladı 16 Ekim 2012: 13 adet yatırımcı ve Başsavcılık makamı; 'nitelikli dolandırıcılık' suçlaması ile ilgili ayrı, ‘manipülasyon’ suçlaması ile ilgili ayrı savcılar görevlendirdi. Galatasaray Başkanı Ünal Aysal ve SPK hakkında suç duyurusunda bulundu. SPK iç soruşturma başlattı, Başbakanlık devreye girdi. SPK yönetimi değişti. [Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/21698227.asp]

17) SPK: Şirket devrinde açıklama eksik ve yetersiz yapılmıştır - 2 Kasım 2012: Hikayenin başladığı şirket birleşmesinde sorun olduğunu, başta stad gelirleri olmak üzere açıklamaların eksik ve yetersiz olduğu gerekçesiyle SPK, Galatasaray'ın savunmasını istiyor. [Kaynak: http://www.egemeclisi.com/haber/3148/galatasaraya-ikinci-sok-spk-savunma-istedi.html]

18) Ünal Aysal yeni SPK Başkanı'nı ziyaret etti - 29 Ocak 2013: Aylardır 2. bedelli sermaye artırımına onay bekleyen Ünal Aysal, göreve yeni gelen VAhdettin Ertaş'ı ziyaret etti.

19) SPK'dan İkinci Bedelliye Red - 1 Şubat 2013: SPK; aylardır beklettiği dosyayı karara bağladı. Galatasaray'ın 200 milyon TL'ye yakın yeni kaynak olarak heyecanla beklediği karar paketinden RED çıktı.


SPK yaptığı açıklamada nakdi katılıma önem verdiklerini ve kanunun arkadan dolanılması halinde yaptırımın devam edeceğini açıkladı.


20) Galatasaray bir kez daha şansını deniyor, yeni bedelli başvurusu için Yönetim Kurulu Kararı - 5 Şubat 2013: Sezon başı ve devre arası yapılan yüksek maliyetli transferler, amatör şubelerin aylardır ödenmeyen maaşları Galatasaray'a başka yol bırakmadı. İkinci artırım revize edilerek tekrar SPK'nın onayına sunulacak. Açıklamaya göre % 300 oranda başvuru yapılacak bedelli sermaye artırımı, SPK'nın istediği gibi, nakden katılım ile yapılacak. [Kaynak: http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=258827]


21) Başvuru bekleniyor - Bugün: Galatasaray'ın bedelli sermaye artırımına katılabileceği böyle bir nakdi yok. Kredi çekeceği, sonra topladığı parayla krediyi kapatacağı söyleniyor. Ancak kredi sağlayıcıların böyle bir riski alıp almayacağı soru işareti. Yine Denizbank mı? Yoksa Ünal Aysal'ın bağlantıları ile Dexia mı? 


Ya da ne idüğü belirsiz bir boca mahsuplaşma dedikoduları da dolaşıyor. [Kaynak: http://ekonomi.haberturk.com/is-yasam/haber/816938-galatasaray-bedeli-nasil-odeyecek]


Her 2 durumda da SPK'nın red açıklamasında belirttiği "Kanunun arkasından dolanılması" şerhi geçerli.


Bu başvurunun da red edilmesi gerektiği, ayrıca; ilk artırımın iptali ve 26 Ağustos 2011'de hisse satışları ile başlayan operasyonun, tüm mağduriyetler giderilerek ve sorumlularına hukuki yaptırımlar yapılmak suretiyle iptal edilmesi bekleniyor.


***


Evet; iddialar silsilesi 21. maddede sona erdi.

Şimdi halk, bir kez daha adalet için avucunu açıyor.

Takdir; Türkiye Yasama, Yürütme ve Yargı organlarının.


Yavuz Semerci'nin de belirttiği gibi; tüm borsa kural, usül, etik ve jargonlarına rağmen Galatasaray'ı kurtaracaklar mı?


Bekleyip göreceğiz.
Devamını oku...

Galatasaray'ın böyle aşağılık gelenekleri yoktur!

Galatasaray Yönetim Kurulu

Dün gece; her ne olduysa Beyaz TV okları Galatasaray ve Başkanı Ünal Aysal'a çevirdi.
Haliyle bu durum hem Galatasaray hem de Fenerbahçe cephesinde şaşkınlıkla karşılandı.

Kanaltürk'te Futbolizm, TV8'de Telegol ve Beyaz TV'de Derin Futbol'da konuşulanlar hiç umurumda olmadı ama maalesef bir şekilde gündem oluşturdu bu sözde futbol programları.

Ahmet Çakar ve Ertem Şenergiller'in ne dediği/demediiyle ilgilenmiyorum elbette.

Beni; programa konuk olan Ekonomist Yavuz Semerci ve Galatasaray Yöneticisi Sedat Doğan'ın sözleri ilgilendiriyor.


AYSAL: "Yavuz Semerci Fenerbahçelidir, o yüzden..." - SEMERCİ: "Ben Beşiktaşlıyım!"

Programın Galatasaray açısından komik tarafıyla başlayalım.

Yavuz Semerci; bildiğiniz gibi Galatasaray'ın borsa vurgunu hakkında yazan/yazmayan onlarca ekonomistten sadece biri. Sözünün arkasında duran ve korkmadan devam eden yürekli bir gazeteci.

Gelin görün ki; sansür altındaki kamuoyunda tek başına yarattığı etki bile Ünal Aysal'ı rahatsız etmiş olacak ki, Semerci'nin iddialarına "Yavuz Semerci Fenerbahçeli'dir, bu program da kurmacadır." cevabını vererek savundu kendini ve kulübünü.

Yavuz Semerci ise "Ben Beşiktaşlıyım." diyerek cevap verdi. O an Aysal acaba neler hissetti?

Yani Ünal Aysal'a göre; Galatasaray'ın aleyhinde ve ama kayıtsız şartsız bir doğruyu söyleyen Fenerbahçeli ise o söz geçersizdir. Öyle mi?

Batıya açılan pencerenin fikri ve vicdanı hür Başkanı'nın düşünce ve demokrasi anlayışını bir kenara bırakalım şimdilik.


Gelelim içinde Yavuz Semerci ile Sedat Doğan'ın karşılıklı konuşmalarının da olduğu kısma:


Ünal Aysal'ın zamanında fahiş fiyattan elektrik satarak Türkiye'yi zarara uğrattığı ve bunun Sayıştay raporlarıyla sabit olduğu konusu gündeme gelince:


Sedat Doğan: Durum tamamen Başkanımız ile ilgilidir. Galatasaray'ın borsa durumu ise tamamen hukuka uygundur. 


Yavuz Semerci: Benim camialarla sorunum yok. Ben işimi yapıyorum. BJK'ye de GS'ye de aynı mesafedeyim. SPK'da yapılanlar hukuğa uygun değildir. Yatırımcıdan bilgi gizlenmesinin farklı bir yönü yoktur. SPK yatırımcıdan bilgi gizlemiş, onların hakkını savunmamıştir. Ünal Aysal GS'nin gelecegini kurtarırken yatırımcıyı ve devleti zarara uğratmış oluyor. Yatırımcıdan bilgi gizlemek dogru degildir. Bu konudan % 1500 eminim.


"BU BİR SPOR PROGRAMI İSE KONUNUN NE İLGİSİ VAR?"

Sedat Doğan: Sayın Fatih Altaylı'nın 7 yıl önce yazdığı yazının bugün gündeme gelmiş olması nedendir? Merakımdan soruyorum. Ünal Bey Galatasaray Başkanı olmadan yazılmış bir yazı bu. Neden Ünal Bey'le ilgili bu konuyu gündeme getiriyorsunuz bugün?
Ayrıca bu konunun spor ile ne ilgisi var suan? Bu bir spor programı ise konunun ne ilgisi var?


"BİR TAKIM ŞEYLER OLDU 7-8 YIL ÖNCE ANCAK BUNU DİLE GETİREMEM"

Sedat Doğan: Bahsettiğiniz Sayıştay raporu Galatasaray ile mı ilgilidir yoksa Ünal Bey ile mı ilgili? Ben Ünal Bey'in avukatı değilim sonuçta. Birşeyler de biliyorum ancak bunu gündeme getiremem. Bir takım şeyler oldu 7-8 yıl önce. Ancak bu bir spor kulubünün konusu değil. 


"DEVLETİ ZARARA UĞRATANLAR O DÖNEMKİ DEVLET YÖNETİCİLERİDİR"

Sedat Doğan: Ünal Bey ile ilgili olarak 1- Ünal Bey, Unimar'ın 3 büyük ortağından biri. 2- Bu santrallere işler ihaleler ile veriliyordu. O dönemin devlet yoneticileri karar veriyordu. Eğer iş adamı ve yatırımcı iseniz sunu düşünürsünüz, ben devlete borç veriyorsam bunun 2 katını almalıyım diye düşünürsünüz. Devlet zarara uğratılmış olarak görülüyor ancak devleti zarara uğratanlar o zamanki devlet yöneticileridir, ihale ile alan iş adamları değildir. Devlet o dönem zarara uğradıysa sorumlu devletin kendisidir. İşadamlarını suçlayamazsınız. 


"ÜNAL AYSAL DEVLETİ DOLANDIRDI DİYEMEYİZ"

Sedat Doğan: Eğer suç da varsa yargılanır ceza alırlar. Bence Ünal Aysal devleti dolandırdı diyemeyiz. Ben bunu Ünal Bey özelinde söylemiyorum. Göbek bağı dediğiniz şeyin ne olduğunu biliyoruz. Varsa gereği de yapılabilir. Ki konunun spor ile ilgisi de yok. 



"ELEKTRİK DÜNYADA 3 İKEN O DÖNEMDE 7'YE SATILMIŞ"

Yavuz Semerci: Sayıştay raporundaki konu ihale ile yaptırılan bir iş değil. Sayıştay orada diyor ki devletin aldığı elektrik dünyada 3 iken o dönemde 7'ye satılmış. Yani bu işte sorun bu noktada.


"BİZ GELDİĞİMİZDE GALATASARAY TEKNİK İFLAS DURUMUNDAYDI"

Sedat Doğan: Galatasaray yaptığı her şeyi SPK'dan izin alarak yaptı. Biz göreve geldiğimizde Galatasaray teknik iflas durumunda idi. Küçük yatırımcı eğer borsa yatırımı hakkında destek almıyorsa, danışmanlık almıyorsa kimse kusura bakmasın borsa yatırımı yapmayacak. 2- Bu kadar borçlu olan şirketin hissesi bu denli yüksek olmaz. 3 - Biz divan toplantımızda hisse satacagimizi açıklamıştık. 4- Galatasaray A.Ş. ilk kurulurken sistem yanlış olmuş, bu doğru. Biz şirket birleşmesi yaparken bir çağrı yaptık: Gelin ortalama fiyattan hisselerinizi geri almaya alalım dedik. O dönem bunun için kredi aldık. 


"İZAHNAMEDE NE YAZIYORSA ODUR!"

Sedat Doğan: Bu şirket birleşmesi yapılırken, bizim koltuk haklarımız, localar vs'nin % 90'inin Galatasaray Spor Kulubü'nde olduğu bellidir. İzahnamede ne yazıyorsa odur. Galatasaray hukuksuz iş yapmaz. Bu iddialar mahkemelerde ispatlanırsa o zaman gereği yapılır tabii ki. 

"İZAHNAMEDE O YAZMIYOR!"

Yavuz Semerci: İzahnamede o yazmıyor. Stad A.Ş.'nin gelirlerinin, birleşme ile Sportif A.Ş.'ye olumlu katkı yapacagı yazıyor. Sonra ise stad ve locanın gelirlerinin yüzde 70'i derneğe kalmıştır diye bir açıklama yapıyorsunuz. Yatırımcıdan bilgi saklıyorsunuz.


"TAHKİM KURULUNUN VERDİĞİ KARARLAR YATIRIMCIYI ZARARA SOKUYOR"

Sedat Doğan: Ben sizden bir de tahkim kurulunun vermiş ve vermemiş olduğu cezaların durumunu bir konuşun istiyorum. Yavuz Bey'den bu konuda yazı bekliyorum. Sizden de bu konuya hassasiyet bekliyorum. Hukuka uygun olmayan kararlar alıyorlar. Yatırımcıyı zarara sokuyorlar.



Özetle;

Sedat Doğan;

  • Ünal Aysal'ın Sayıştay raporuyla sabit devleti zarara sokma hususunda; bir yolsuzluk olduğunu kabul ediyor ancak devletin o dönemki yöneticilerini suçluyor.
  • Göreve geldiklerinde Galatasaray'ın teknik iflas durumunda olduğunun altını bir kez daha çiziyor.
  • Borsa vurgununun ilk adımı olan şirket birleşmesi izahnamesinde stad gelirlerinin dernekte kaldığının belirtildiğini söylüyor ama Yavuz Semerci kesin bir dille yalanlıyor bunu.
  • Galatasaray'ın değil, Tahkim kurulu kararlarının yatırımcıyı zarara uğrattığını düşünüyor.
  • Bir de; spor programlarında neden bunların konuşulduğunu merak ediyor. Şimdi, 2 yıl sonra.




Beni ilgilendirmiyor ama meraklısına; aşağıda Ahmet Çakar ve Ertem Şener'in konuya müdahil olduğu alanlar mevcut.


Ertem Şener yayın boyunca 20 kez Galatasaray'dan, Ünal Aysal'dan af diledi [Sayın Başkanımız vs gibinsöylemler ile]

Ahmet Çakar: Aziz Yildirim ile ilgili 2 yıldır her şeyi konuşuyoruz. Askerliğine, bacağının boyuna kadar.  O zaman ben bunu da dile getiririm. Hiçbir yolsuzluk devleti 500 milyon dolar dolandırmaktan daha kötü değildir.

Ertem Şener: 12 Eylül sorgulaması bile bugüne uzanıyor. Bu konunun bugün gündeme gelmesi de gayet doğal. 

Ahmet Çakar: Bizim hangi konuyu konuşacağımıza biz karar veririz. 3 Temmuz'dan sonra şike yapılıp yapılmadığını, Aziz Yıldırım ile ilgili her konuyu haftalarca aylarca biz konuşurken siz bize 'bu konuları neden konusuyorsunuz' demediniz. Bugün de bunu söylemeye hakkınız yok. Düğmeye basıldığı falan da yok. İstedik ve bugün gündeme getirdik.

Ahmet Çakar: Siz keşke biz Aziz Yıldırım'ın askerliğini konuşurken de söyleseydiniz. O zaman da biz dahil her spor programına bağlanıp bunları dile getirseydiniz. 

Ahmet Çakar: Sevgili kardeşim Sedat Doğan, ben tatmin olmadım bu söylediklerinden. Ünal Aysal'a sesleniyorum, bu ülke için elektrik konusunda bir yumuşaması olmaz mı?

Devamını oku...

9 Şubat 2013 Cumartesi

"Çok zor durumdayız, bu yayınlara son verilsin."


Ünal Aysal'ın CNBC'ye verdiği röportaja Yavuz Semerci'den çok sert ve net bir yanıt geldi.
Linkteki videoda [VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ!] Galatasaray'ın borsada yaptığı iddia edilen vurgun ile ilgili kısa ve güzel bir özet de yapmış Sayın Semerci.

Videonun deşifresi ise aşağıda.
Ünal Aysal'ın açıklamaları ve Yavuz Semerci'nin cevabı.

Sorum ve sorun şu;

Semerci'nin söyledikleri doğru ve gerçekse; Galatasaray'ın ilk bedelli sermaye artırımı da dahil iptal edilmeli ve yöneticileri ile bu artırım/lara olur veren SPK yetkilileri hakkında soruşturma başlatılmalı.

Yok eğer Semerci'nin söylediklerinde yanlış varsa da; Galatasaray ve SPK çıkıp Semerci'ye bir yanıt vermek zorunda.

Ya da çıksınlar er meydanına, canlı yayında; eğrisini, doğrusunu döksünler ortaya.

Kamuoyu cevap bekliyor.



Buyrun; Aysal ve Semerci'nin konuşmalarının ilgili metni aşağıda.

Aysal bir itirafla giriyor söze, bu bile kurguyu işaret etmiyor mu sizce?


ÜNAL AYSAL:


"Sayın Semerci'nin yazısını okumadım ama tarihten geriye gidersek bu olay 2010'dan önce yapılmış bir şey.
Ben 2011'de iş başına gerdim. Ancak o günkü işlemler de o günün şartlarına uygun olarak herkesin onayı alınarak yapılmış ve gerçekleşmiş bir birleşim.
Ben bugün şaşıracak ya da geriye dönerek 'aa bu yanlış yapılmış' denecek bir unsur görmedim.
Sayın Semerci'nin yazılarını eskiden beri inceliyorum. Galatasaray'da yapılmış her işlem Sayın Semerci için kritik unsurudur, buna şaşırmadım."

VE YAVUZ SEMERCİ:

Burada bir gönderme var. Kötü niyetle bakıyorsun diyor bana. Diyecek bir şey bulamıyorum.

Ben kendi kişisel gazetecilik geçmişim ile ilgili birkaç şey hatırlatayım. Bunlardan bir tanesi kulüplerin borsaya açılmasıyla kulüpler ve spor ekonomi muhabirlerinin ilgi alanına girdi. Dolayısıyla benim de ilgi alanıma girdi.

Galatasaray'a gelince Galatasaray bugünkü stadını farklı şartlarda yapacaktı. Yine benim yazılarım ve kamuoyunun desteği ile bu durum ortadan kalktı. 

Seyrantepe o zaman İş Bankası üyelerinin oluşturduğu bir kooperatif tarafından alınmıştı ve bina yapılacaktı. 

Devlet Galatasaray'a kullanım hakkını verdi ve  kulüp gidip müteahhitlere, kooperatiflere dedi ki "Siz burada bize stat yapın, bedava yapın; biz de sizin bina yapmanıza izin verelim." 

Bunun doğru olmadığını yazdım. Hatta o dönemde Beşiktaş, Trabzon hepsi "Bunu yazıyorsun ama bu yol açılırsa devlet bize de böyle imkanlar sağlar." dedi. 

Hatta rahmetli Özhan Canaydın bir gün çalıştığım gazeteye geldi ve dedi ki "Gel, birlikte patronuna çıkacağız ve seni şikayet edeceğim." 

Turgay Ciner'e anlattı, "Çok zor durumdayız, bu yayınlara son verilsin." dedi. 

Ünal Aysal konusunda küçük yatırımcılar benim ilgi alanımda. Galatasaray hisseyi satıyor. Hisseler Galatasaray'ın elinde yüzde 83.3 civarındıyken satıyor. Satmaya başladığında yüz milyon dolara yakın gelir elde ediyor. Aysal'ın kendisinden önceki yönetim meğerse bir karar almış. Stadı işleten Stad A.Ş. ile halka açık olan Sportif A.Ş. birleşirken herkes sanıyordu ki Stad A.Ş.'nin Arena'dan elde edeceği VİP, Loca, Kombine gelirleri %70 oranında halka açık şirkete kalacaktı.

Galatasaray yönetimi elindeki hisseleri sattıktan sonra borsaya ilk defa şöyle bir açıklama yaptı: "2010 yılında eski yönetim yapılan protokol gereği Stad A.Ş.'nin gelirlerinin büyük bir kısmı derneğe bırakılmıştır, vip, loca vs.."

Galatasaray yatırımcısı oradan her yıl gelmesi gereken 70 milyon Tl'lik gelirin gelemeyeceğini anladı. Ben o gün şunu yazdım: "Sermaye artırımı yaparsınız yapmazsınız, SPK'nın bileceği iştir. Ama herhangi bir şirket kursak biz ya da Koç Holding'i, Sabancı'yı ya da herhangi bir şirketin ortakları; bu tür satışları yaptıktan sonra 1 yıl önce biz böyle bir karar almıştık deyip kulübün, yani şirketin en önemli gelirinin ortadan kalktığını söylese SPK değil dünya ayağa kalkar. Ama burada tüm demin anlattıklarımla birlikte kulüp yöneticileri kulüp gelirlerini yüksek tutmak ve kulübü güçlü tutmak için gerekirse vergi affı istiyor gerekirse küçük yatırımcıyı kazıklıyor gerekirse etrafından dolanıyor. Ve dolayısıyla bunu kritik etmeyelim istiyorlar. Olur etmeyelim. Galatasaray ile ilgili yazdıklarıma bakıyorum toplamda 5 yazı yazmışım. Yani 1 buçuk yılda bu kadar yazmışım. Bir de NTV Spor da telefon bağlantısı yapmışım. Benim GS, BJK ve FB ile herhangi bir sorunum yok. Ancak bu kadarından bile rahatsız olunuyor. Ben yarın konuyu daha iyi anlatan bir yazı yazayım o zaman. Bu bir ilahi emir ise susalım hepimiz. Siz burada yaptığınız açıklamada 2010 yılındaki protokolü biliyordunuz. Madem biliyordunuz hisseleri satmadan önce niye söylemediniz? Söyleseydiniz bakalım satabilecek miydiniz? Satamayacaktınız!

Kimse sormuyor Adnan Polat döneminde batan şirket bugün nasıl oldu da 4 yıl 5 yıl 10 yıl ekonomik sıkıntı yaşamayacak deniyor? 

Nereden buldu bu parayı? Bu kaynak nereden geliyor? Bulduğu yer işte tablolarda ortada. Hisse satışları, halka arz nedeni ile gelen kaynaklar ve sermaye artırımı... 

Bunu kritik etmek Başkan (Ünal Aysal) için kafayı takmak anlamına geliyorsa söyleyeyim hayır ben kafayı takmadım. 

Son sermaye artırımı konusu çok açık yani sonuçta kulübün bilançolarını açsın baksınlar 328 milyon TL Sportif A.Ş Derneğe [Galatasaray SK] borçlandırılmış. Bunun nasıl yapıldığı da aslında ayrı bir inceleme konusu. Bankadan kredi alacaklar koyacaklar 328 milyon TL. Borç olduğu için koydukları sermaye kadar kısmı Sportif A.Ş. dönüp kulübe verecek. Kulüp belki aldığını götürüp bankaya verecek bir kısmını da halktan topladığı para ile verecek. SPK Galatasaray'a kulağını tersten gösteriyorsun şimdi normal göster dedi o da öyle gösterecek. Değişen bir şey yok. 

Dünyanın her yerinde küçük yatırımcı açısından % 10.000 oranında sermaye artışları şu demektir: Bu şirket batıyor. Kurtarmak için küçük yatırımcıları da ezecek bir formülle devreye giriyorum. Belki çok kızacaklar ama bu Galatasaray da olsa BJK de FB de olsa gözünün yaşına bakmamalıyız, şirketleri batırmayı bilmeliyiz. Çünkü mali yapım güçlü olacak diye bu kadar kural dışı davranamayız. O zaman her şirket bunu yapsın! 
Devamını oku...

17 Ekim 2012 Çarşamba

Tarihi Yanılgı


Sayın Savcım itiraf etmişti sanırım; "Balyoz gibi 3 ayda unutulur sandık." diyerek.

Görüyorum ki Galatasaray, bedelli sermaye artırımını yöneten danışman firma ve SPK da aynı yanılgının kurbanı oldular/olacaklar.

Ne mi o?
Fenerbahçe taraftarının tutkusu.

Kulübünü iftiralarla suçladınız, avukat oldular.

İftiranın merkezinde ve çevresindeki Galatasaray; iftiranın yarattığı yaygaranın gölgesinde peşi sıra yolsuzluklara girişti, bu sefer de ekonomist oldular.

Doktor da olurlar gerekirse, mühendis de.

Çünkü öyle bir tutku bu.

Sırtı asla yere gelmeyecek bir aşk, inanç, direniş.


***

10 Eylül 2011'de "Conviction" adlı bir yazı yazmıştım. [Okumak için tıklayınız]  
Bir kadının, masum kardeşini kurtarmak için sonradan avukat olduğu ve tünelin sonunda özgürlüğün göründüğü bir hikaye.

İşte o hikayedeki gibi; Hepimiz Betty Anne Waters'ız.
Artık dersinize çalışın da gelin!



Devamını oku...