Hakem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hakem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2015 Perşembe

Karga ile tilki

Karga ile tilkinin hikayesini bilmeyen yoktur. Mübalağa etmiş olacağım ama ancak böyle anlatabilirim.

Fenerbahçe maçları öncesi hakeme şaibe bulaştırma yöntemi fevkalade işliyor.

Ünal Aysal, Fenerbahçe maçı öncesi "Cüneyt Çakır şaibelidir." dedi. Fenerbahçe pas geçti. Hakem maça Galatasaray'ın psikolojik *hamlesiyle* çıktı ve maçı -kariyerinde bilmem kaçıncı kez- Galatasaray'a verdi. (Maç Bruno Alves'in harakirisi ile anılıyor ancak ilk yarı oyunu domine ederken penaltı-kırmızı kart güme gitti.)


Daha sonra Fikret Orman aynı yolu denedi. "Gözümüz hakemin üzerinde." dedi, ne hikmetse Fenerbahçe sert karşılık verdi. Beşiktaş'ın hakem üzerindeki psikolojik hamlesi boşa gitti. Fenerbahçe'nin yine domine ettiği ve hakemin ortada yönettiği maçı hak eden kazandı.

Sıra geldi İbrahim Hacıosmanoğlu'na. Artık Trabzon şehrinde bile meczup ilan edilen *fedai* hakemi aradı, tehdit etti, bunu itiraf etti, cirit attı, at oynattı. Fenerbahçe ise tenezzül etmedi, çirkefe bulaşmak istemedi, pas geçti ve *değişmeyen* hakem maça Trabzonspor'un psikolojik hamlesiyle çıktı. Fenerbahçe oyunu yine domine etti, jeneriklik goller kaçırdı ve kara gömlekli bu arada penaltı ile 2. sarıları yedi. (Kaçırdığımız goller ve 3 puan tüm bunlardan farklı bir konu.)

Bakın 3 sıcak, birbirinin kopyası örnek ve sonuçları. Dikkate alıp değerlendirmek gerek bence. Ne yapmak lazımdı peki? Sonuç üzerinden yorumladığımı düşünenler olacaktır ama hayır, yukarıdaki 3 sıcak örnek etrafında söyleyeceğim fikrimi.

Ben olsaydım;

*Fedai* hamlesini yaptığı an, anında, aynısını ve hatta mislini, çirkefe bulaşma, gündemi kirletme ve günah keçisi ilan edilmeyi göze alarak "Bu hakemle çıkmam maça, bu hakeme artık şaibe bulaşmıştır!" derdim. Ki öyle değil mi? Hakem belki değişmezdi, ama maça Trabzonspor'un psikolojik hamlesi ile değil Fenerbahçe'nin nefs-i müdafaasının baskısıyla çıkardı. O telefon görüşmesinin yönetimine etki etmeyeceğini ispatlamak için çalardı düdüklerini. Bu işin psikolojisi.

Özünde ve toplamda ise; yaşanan ve başımıza iş açıp fire verdiğimiz onca vak'adan sonra, ders alıp, refleks ile değil, öncül tedbir ile saha dışındaki maçları kazanmayı bekliyor ve ihtiyaç duyuyor takım ile taraftar.

Böylece takım topunu, taraftar takımı düşünecek ki başarı gelsin. Değilse günün sonunda basarız yine yaygarayı, kendi yarattığımız girdapta boğuluruz sonra. Olmadı mı daha önce?

Sana gündemi kirlet demiyorum, işine bak tabi, ama oldu ya biri bir kılçık attı ortaya. Anında, aynı ve hatta misli ile karşılık vereceksin, rakibin psikolojik hamlesi un olacak, üste çıkacaksın, senin baskını hissedecek herkes. Haklı çıkmayı mı bekliyorsun? Sussan da bağırsan da haksızsın sen, boynundaki ip o, çeyrek asırdır örülmüş kaderin. Ama o da senin kabahatin. "Siktir et medyayı!" demeyeceksin.
Devamını oku...

3 Mart 2013 Pazar

24. Hafta: Beşiktaş - Fenerbahçe 3-2: Ne kadar futbol yazılabilirse...






Trabzon maçının kopyası gibi başladık. Doğru yerleşim, doğru oyun, üst düzey alan paylaşımı. Sahaya çıkan kadroda benim beklediğimden iki farklı isim vardı. Cristian ve Ziegler. Cristian için hemen daha girişte söylemekte fayda var. Eleştirilebilecek bir tarafı yoktu ikinci yarıya kadar. Oyundan alınmasına ve Ziegler tercihine ise yazının sonuna doğru değineceğim.

İLK 30 DAKİKA

Herhalde hepimiz içimizden dedik "Neler yapıyoruz, neler kaçırıyoruz? Olmaz böyle." diye. Bu kadar güzel oynadığımız bir bölümde sadece bir gollü üstünlük çıkması beceriksizlik veya futbol şanssızlığı diyemiyorsam, bu ciddi anlamda başka bir faktörün olduğu anlamına gelir.

METE KALKAVAN

Maç seyrederken birçoğumuz ağzımızı rahatlıkla bozuyoruz tahminimce. İnanın şu satırları yazarken de o rahatlıkla küfretmeyi isterdim. Önce net gol pozisyonu olacak atakta olmayacak bir faul yaratıp gole engel oldu. Sonra nizami golü ofsayt diyerek kesti. Yardımcısı Mustafa Emre Eyisoy ve kendisi ellerinde olsa, atılan golü de iptal edecek gibilerdi. Üstüne olmayan bir faul/elle müdahaleden rakibe serbest vuruş yarattı ki o da 1-1'i getirdi. Bugüne kadar yazdığım hiçbir yazıda hakeme ait paragraf olmadı, dolayısıyla Mete Kalkavan'ı gerçekten tebrik ediyorum bir ilki başardığı için.

İKİNCİ YARI

Aynı tempoda gitmeyeceği açıktı. Oyunu soğutmamız, kontrol altına almamız gerekiyordu ve bunu nispeten de yaptık. Hiç olmayacak bir gol yedik ama anında da reaksiyon gösterdik. 2-2'yi bulduktan sonra benim maçı alabileceğimize dair inancım bir hayli fazlaydı, ama olmadı.

DEĞİŞİKLİKLER VE 4-4-2

Aykut Hoca'yı ciddi şekilde eleştiriyor birçok kişi tahminimce. Eleştirmeye de Perşembe gününe kadar devam edecektir bu kesim. Ben dahil birçok kişi de sezon başından beri 4-4-2 ısrarındaydı. 4-4-2'ye döndük ama maçı değişikliklerden sonra kaybettik. Peki neleri yanlış yaptık?

1. İki merkez oyuncunun da çift yönlü olmasında fayda var. Emre Avrupa kupası oynamıyor ve dolayısıyla 90 dakika sahada kalması normal olan oyuncumuzdu ama son dakikalarda Topuz'la değişti. Meireles de cezasından dolayı oynamayacağı için bu ikili devam edebilirdi. Cristian'ın oyundan alınması ise hafta içindeki Avrupa maçı düşünülerek yapılan bir değişiklik diyelim. Caner de sistem değişikliği çerçevesinde anlaşılır, ancak Topal'ın oyuna girmesini ben kendi adıma doğru bulmadım. Emre-Meireles ikilisi maçın geri kalanını tamamlamalıydı.

2. Kulübedeki oyuncu tercihlerimiz. Açık alan bulabileceğimiz bir maçta Krasiç neden en azından kenarda yoktu diye sorulur. Ayrıyeten madem oyunun gidişatına göre 4-4-2'ye dönme planlarımız vardı, tecrübeyi vs bir kenara bırakıp, en iyi top yapabilen orta saha oyuncularımızdan olan Salih neden kenarda değildi diye kendime sormadan edemiyorum.

3. Korner/duran top geri dönüşlerini savunmakta büyük sıkıntı çektiğimiz ortada. Risk almakla dikkatsizlik arasında fark vardır ve böyle maçlar dikkatsizliği affetmez. İlk kez böyle gol yemiyoruz, demek ki üzerine eğilmek gerek.

ÖZELEŞTİRİ

Hafta içi kupa maçında Ziegler oynayınca ben Hasan Ali'nin bu maçta ilk 11 oynayacağını düşünmüştüm. Ziegler cidden takımın en kötüsüydü. İnsan ister istemez Hasan Ali'yi soruyor. Tamam çok maç oynadı belki ama oynadığı zaman da temiz 90 dakikalar çıkartıyor. Dinleniyor olması gerek neticede ve bu maç için de dinlendirildiğini düşündü taraftar tahminen. En kötü kulübede olmalıydı bence.

Bir de Volkan... Eğer sakatsa olsun ameliyatını lütfen. Fedakarlık değil bu çünkü. Hem kendine, hem de takıma zarar % 100 olmaması.

YÖNETİME:

Artık lütfen takımın ve taraftarın arkasında olduğunuzu hissettirin. Madem rakibin lobisi var, madem rakip her türlü sahtekarlığı yaparak bizim önümüe geçiyor, bizim ilerlememizi engelliyor, artık lütfen gerekeni yapın. Bu hakem müsveddesi düdüğünü asmalı. Astırın.

TARAFTARA:

Lütfen sağduyulu olun, yaptığınız eleştirilerde seviyeli olun. Sosyal medya üzerinden göz önünde olan insanlar hakkında atıp tutmak cidden çok kolay ve bunu lütfen yapmayın. Şayet şahıslar değil renklerse sizin için daha önemli olan, şahıslara takılmayın ve gönül verdiğiniz renkleri desteklemeye devam edin.

HER PUAN KAYBI SONRASI ALEX DİYENLERE:

Efsanemizi itibarsızlaştırmaktan öteye gitmiyorsunuz. Bu takımın 2000'li yıllarda gördüğü en büyük oyuncunun Alex olduğunun aksini kimse iddia etmiyor. Alex üzerinden her yenilgide Aykut Hoca'ya saldırmanın mantığını ben çözemedim, tahminen de çözemeyeceğim.

SONUÇ

Puan farkı 7'ye çıktı. Genel anlamda şansın bizden yana olmadığı bir hafta sonunu geride bıraktık. Önümüzde Plzen maçı var. Umarım bizi bu hafta sonu yalnız bırakan şans Perşembe günü yanımızda olur.

http://twitter.com/firataktav
Devamını oku...

8 Aralık 2012 Cumartesi

MHK: Merkez Hakem Kurgusu [2]


MHK: Merkez Hakem Kurgusu adlı ilk yazıda, Fenerbahçe'nin son iki sezonda puan kaybettiği 23 maçtaki orta ve yardımcı hakem sıklıkları üzerinden bir analiz yaptık.

Ve açık bir şekilde gördük ki; bazı orta ve yardımcı hakemler Fenerbahçe'ye yaramamış. Ama sanki biri/leri bunun farkına varmış ve ısrarla Fenerbahçe maçlarına atamış. Onlar da atayanları mahçup etmeyip, Fenerbahçe'ye puan kaybettirmeye devam etmişler.

İlk yazıdan sonra -haklı olarak- tablonun Galatasaray cenahındaki durumu soruldu.

Sağolsun Sevgili @Fenerbahce_2 ilk yazıda olduğu gibi bilgileri derledi.

Gelin şimdi Galatasaray'ın puan kaybettiği maçlardaki orta ve yardımcı hakem sıklıklarını inceleyelim.
Bir sonraki yazıda da iki takımın tablolarını mukayese ederiz, daha net anlaşılır böylece ne söylemek istediğimiz.

Galatasaray; 2011-12 sezonunda 15 ve bu sezon şu ana kadar 7 maçta olmak üzere, toplamda 22 maçta puan kaybetti.


2011-12 Sezonunda Galatasaray'ın puan kaybettiği maçlar ve hakem 3'lüleri:


1. İBB - Galatasaray: Özgür Yankaya - İsmail Şencan - Mehmet Cem Hanoğlu
2. Karabükspor - Galatasaray: Bünyamin Gezer - Erdinç Sezertam  - Asım Yusuf Öz
3. Antalyaspor - Galatasaray: Yunus Yıldırım - Mustafa Emre Eyisoy - Volkan Narinç
4. Galatasaray - Gaziantepspor: Abdullah Yılmaz  - Cem Satman - Serdar Diyadin
5. Galatasaray - Mersin İdman Yurdu: Fırat Aydınus - Serkan Ok - Aleks Taşçıoğlu
6. Beşiktaş - Galatasaray: Cüneyt Çakır - Bahattin Duran - Tarık Ongun
7. Eskişehirspor - Galatasaray: Cüneyt Çakır - Bahattin Duran - Tarık Ongun 
8. Bursaspor - Galatasaray: Fırat Aydınus - Serkan Ok - Aleks Taşçıoğlu
9. Galatasaray - Antalyaspor: İlker Meral - Volkan Narinç - Hakan Yemişken
    10. Fenerbahçe - Galatasaray: Bülent Yıldırım - Bahattin Duran - Cem Satman
    11. Galatasaray - Trabzonspor: Cüneyt Çakır - Mustafa Emre Eyisoy - Tarık Ongun 
    12. Galatasaray - Fenerbahçe: Fırat Aydınus - Aleks Taşçıoğlu - Kemal Yılmaz 
    13. Galatasaray - Trabzonspor: Tolga Özkalfa - Cem Satman - Volkan Narinç
    14. Galatasaray - Beşiktaş: Bülent Yıldırım - Orkun Aktaş - Ekrem Kan
    15. Fenerbahçe - Galatasaray: Cüneyt Çakır - Bahattin Duran - Tarık Ongun

 2012-13 Sezonunda Galatasaray'ın puan kaybettiği maçlar ve hakem 3'lüleri:

    1. Beşiktaş - Galatasaray: Bülent Yıldırım - Cem Satman - Erdinç Sezertam
    2. Orduspor - Galatasaray: Barış Şimşek - İsmail Köse - Mehmet Metin
    3. Galatasaray - Eskişehirspor: İlker Meral - Bülent Gökçü - Serkan Akarca
         4. Gençlerbirliği - Galatasaray: Halis Özkahya - Asım Yusuf Öz - Hakan Yemişken
    5. Mersin İ. Yurdu - Galatasaray: M. İlker Coşkun - Mustafa Sönmez - Bahtiyar Birinci
    6. Galatasaray - Karabükspor: Tolga Özkalfa - Mustafa Emre Eyisoy - Ekrem Kan
    7. Galatasaray - Gaziantepspor: Suat Arslanboğa - Muhittin Gürses - Nihat Mızrak

Orta Hakem Raporu:



Yardımcı Hakem Raporu:



Önce bir rakamlara bakalım:
  • Galatasaray'ın son 2 sezonda puan kaybı yaşadığı toplam 22 maçın orta hakem dağılımları şöyle: Cüneyt Çakır 4, Fırat Aydınus 3, Bülent Yıldırım 3, İlker Meral 2, Tolga Özkalfa 2 ve 9 orta hakem 1.
  • Galatasaray'ın son 2 sezonda puan kaybı yaşadığı toplam 22 maçın yardımcı hakem dağılımları şöyle: Bahattin Duran/Tarık Ongun/Cem Satman 4, Aleks Taşçıoğlu/Volkan Narinç/M. Emre Eyisoy 3, Serkan Ok/Ekrem Kan/Hakan Yemişken/Asım Yusuf Öz/Erdinç Sezertam 2 ve 14 hakem 1.
  • Galatasaray'ın puan kaybı yaşadığı maçlar en yükseği 4 olmak üzere tam 14 orta hakeme dağılmış. 
  • Galatasaray'ın puan kaybı yaşadığı maçlar yine en yükseği 4 olmak üzere tam 25 yardımcı hakeme dağılmış.

Çok önemli bir nokta ile başlayalım:

Genel değerlendirmeye geçmeden önce; 2012-13 sezonunda Galatasaray'ın şu ana kadar puan kaybettiği 7 maçta görevli orta ve yardımcı hakemlerin tamamının farklı olduğunu belirtmek gerek.

Daha anlaşılır bir dille; Galatasaray'ın puan kaybettiği maçta görevli orta ve yardımcı hakemler; ya bir daha Galatasaray maçı almamış ya da Galatasaray o hakemlerle bir daha puan kaybetmemiş.

Ayrıca; 2011-12 sezonunda en çok puan kaybının olduğu müsabakalarda görevli yardımcı hakemler, 2012-13 sezonunda Galatasaray'ın puan kaybettiği bir maçta henüz görev yapmamışlar.

***


Galatasaray, 2011-12 ve 2012-13 sezonlarında toplam 22 karşılaşmada puan kaybı yaşamıştır. 

Can alıcı tespitler şöyle:
  • Özgür Yankaya, 2011-12 sezonu ilk maçı olan İBB maçındaki puan kaybından sonra kendisini toparlamış ve sonra görevli olduğu 5 müsabakada hiç puan kaybı yaşanmamıştır.
  • Bünyamin Gezer, 2011-12 sezonu 3. haftasında, Karabükspor maçında Muslera'ya gösterdiği haklı/doğru kırmızı kart sonrasında, uzun süre maç verilmediği için hakemliği bırakmıştır.
  • Yunus Yıldırım, 2011-12 sezonu 7. haftasında Antalya maçı sonrası bir daha Galatasaray'ın puan kaybettiği bir maçta düdük çalmamıştır.
  • Abdullah Yılmaz, 2011-12 sezonu 8. haftasında Gaziantepspor maçından sonra bir daha Galatasaray maçına atanmamıştır.


Şimdi de hakemlerin aldıkları maç sayılarına göre puan kaybı yaşanan maçları değerlendirelim:


  • Fırat Aydınus; Yönettiği 7 müsabakanın 3’ünde Galatasaray puan kaybetmiştir. Bu maçlardan 1 tanesi Fenerbahçe maçıdır.
  • Cüneyt Çakır; Yönettiği 6 müsabakanın 4’ünde Galatasaray puan kaybetmiştir. Bu maçlardan 1 tanesi Fenerbahçe, 1 tanesi Beşiktaş ve 1 tanesi Trabzonspor maçıdır.
  • Bülent Yıldırım; Yönettiği 6 müsabakanın 3’ünde Galatasaray puan kaybetmiştir. Bu maçlar ise 2 Beşiktaş ve 1 Fenerbahçe maçıdır.
  • İlker Meral; Yönettiği 3 müsabakanın 2’sinde Galatasaray puan kaybetmiştir.
  • Tolga Özkalfa; Yönettiği 6 müsabakanın 2’sinde Galatasaray puan kaybetmiştir. Bu maçlardan 1 tanesi Trabzonspor maçıdır.
  • Yunus Yıldırım; Yönettiği 2 müsabakanın 1’inde Galatasaray puan kaybetmiştir.  2011-2012 sezonunda maç alamayan hakemimiz bu sezon ilk müsabakasında 4-0 ‘lık bir galibiyetle dönmüştür.
  • Suat Arslanboğa; Yönettiği 2 müsabakanın 1’inde Galatasaray puan kaybetmiştir. Bu sezon ilk puan kaybının yaşanmasının ardından yakından takip edilecektir.
  • Mustafa İlker Coşkun; Yönettiği 2 müsabakanın 1’inde Galatasaray puan kaybetmiştir. Bu sezon ilk puan kaybından sonra takip edilmesi gerekenler listesine eklenmiştir. Bakalım tekrar ne zaman Galatasaray maçı yönetecektir.
  • Barış Şimşek; Yönettiği 2 müsabakanın 1’inde Galatasaray puan kaybetmiştir. Bu sezon ilk puan kaybından sonra takip edilmesi gerekenler listesine eklenmiştir. Bakalım Barış Şimşek tekrar ne zaman Galatasaray maçı yönetecektir.
  • Özgür Yankaya; Hakemimizin yönettiği toplam 6 Galatasaray müsabakasından sadece 1 tanesinde puan kaybı yaşanmıştır. Son olarak yönettiği Elazığspor maçı ile önceki kayıpları fazlası ile telafi etmiştir.
  • Abdullah Yılmaz; Genç hakemimizin, acemiliğin de verdiği şansızlıkla 26.11.2011 tarihinde yönettiği Gaziantepspor maçında kaybedilen puanlardan sonra Kırmızı giymesi ve TOKİ arazilerinde bulunması mümkün olmamıştır.
  • Halis Özkahya; Hakemimizin toplam görevli olduğu müsabaka 4 olup sadece sonuncusunda Galatasaray puan kaybı yaşamıştır.
  • Bünyamin Gezer; Bümyamin Gezer, o gün bugündür gezmektedir.


Yardımcı hakemlerden Fenerbahçe müsabakalarında göze çarpan yardımcı hakemler üzerinde yaptığımız incelemede:

  • Aleks Taşçıoğlu; sadece 3 puan kaybedilen müsabakada görev yapmıştır. Dikkat çeken konu ise toplamda 8 müsabakada görev yapmış olması. Puan kaybı oranı, Fenerbahçe'nin maçlarındaki puan kaybı oranından oldukça düşüktür.
  • Baki Tuncay Akkın;  Fenerbahçe'nin puan kaybettiği maçların yıldızı; bekliyorsunuz ama bu yardımcı hakem ile Galatasaray'ın puan kaybettiği maç yok.  0/4 şeklinde bir oran söz konusu. Oysa Fenerbahçe maçlarında 4/9 gibi orana sahipti.
  • Serkan Ok; Yardımcı hakemimiz çıktığı 6 Galatasaray maçından sadece 2’sinden puan kaybı ile ayrılmıştır. Oysa Fenerbahçe'de çıktığı 5 müsabakada da puan kaybı vardır.
  • Bahattin Duran; Görevli olduğu 5 Galatasaray müsabakasının 4’ünde Galatasaray puan kaybetmiştir. Dikkat çeken konu puan kaybedilen maçlardan 2 tanesinin Fenerbahçe 1 tanesinin Beşiktaş maçı olması.
  • Tarık Ongun; Görevli olduğu 5 Galatasaray müsabakasının 4’ünde Galatasaray puan kaybetmiştir. Dikkat çeken konu puan kaybedilen maçlardan 1 tanesinin Fenerbahçe 1 tanesinin Trabzonspor  ve 1 tanesinin Beşiktaş maçı olması.


Özet:

Galatasaray son iki sezonda 22 maçta puan kaybetmiş.
Bu maçları 14 ayrı orta hakem ve 25 ayrı yardımcı hakem yönetmiş.

Fenerbahçe'de 23 maçı 10 orta hakem, 22 yardımcı hakem yönetmiş. Ancak enteresan olan ve işin asıl irdelenmesi gereken tarafı; bu 23 maçtan 20'sini sadece 7 hakemin yönetmiş olması.

Yukarıdaki 2 paragrafın özeti ise; Galatasaray'da puan kaybı yaşanan hakem ya Galatasaray maçı alamamış ya da bir daha puan kaybına uğratmamış. Fenerbahçe'de ise; puan kaybı yaşanılan hakem totem yaparcasına tekrar Fenerbahçe maçına verilmiş. Bu orta hekemler için de, yardımcı hakemler için de geçerli.


Sonuç:

Hakem kararlarından bağımsız, istatistiksel olarak baktığımızda;
Galatasaray Fenerbahçe'ye oranla çok daha farklı orta ve yardımcı hakemle puan kaybetmiş.

Bunun izahı tek bir şekilde yapılabilir. 
Ya bir daha Galatasaray maçı alamıyorlar ya da puan kaybına engel oluyorlar.

Acı tablonun sembolü de Fırat Aydınus adeta:

Şu videodan sonra:


Yönettiği 8 Fenerbahçe maçında sarı lacivertlilere 7 maçta puan kaybettiren bir Fırat,
Yönettiği 7 Galatasaray maçında sarı kırmızılılara 4 maçta galibiyet tattıran bir Aydınus.

***

Bir sonraki ve son yazıda; Fenerbahçe ve Galatasaray'ın puan kaybettiği maçları size hatırlatırken, tablolarını yan yana koyacağız ve hem genel tablo hem de hakem hakem incelediğimizde, MHK'nin nasıl bir kurgu içinde yönetildiği, çok net bir şekilde ortaya dökülecek.





Devamını oku...

1 Aralık 2012 Cumartesi

MHK: Merkez Hakem Kurgusu



Sevgili @FENERBAHCE_02'nin; Fenerbahçe'nin son iki sezonda puan kaybı yaşadığı maçlar ve o maçların hakem üçlüleri ile ilgili yaptığı araştırma, Merkez Hakem Kurulu'nun "Kurgu" ya nasıl hizmet ettiğini gözler önüne seriyor adeta.

Elbette puan kaybedilen bu maçların tümünde aleyhimize hakem hatası olmadı. Ancak aşağıda göreceğiniz istatistikler, hakem atamalarının; bilhassa yan hakemlere gösterilen itinanın tesadüf olmadığını söylüyor bize. Hele ki hafızamızı yoklayıp o maçlardan bazılarını gözümüzün önüne getirdiğimizde, "Truman Show" daha bir belirgin oluyor, üzülsek de.


Önce maçları, ardından istatistikleri ve son olarak yorumları peş peşe paylaşacağız.

Buyrun; "Merkez Hakem Kurgu" sunu, hep beraber inceleyelim:


2011-2012 sezonunda Süper Final müsabakaları dahil 16 karşılaşmada, 
2012-2013 sezonunda ise şu ana kadar 7 müsabakada puan kaybı yaşadık. 

Puan kaybı yaşadığımız müsabakalar ve hakemler şu şekilde:

2011-12 Sezonunda Fenerbahçe'nin puan kaybettiği maçlar ve hakem 3'lüleri:

1. Fenerbahçe - Manisaspor: Özgür Yankaya - Serkan Akarca – Gökhan Memişoğlu
2. Fenerbahçe - Samsunspor: İlker Meral – Asım Yusuf Öz – Hakan Yemişken
3. Beşiktaş - Fenerbahçe: Fırat Aydınus – Serkan Ok – Aleks Taşçıoğlu
4. Sivasspor - Fenerbahçe: Cüneyt Çakır – Bahattin Duran – Tarık Ongun
5. Gençlerbirliği - Fenerbahçe: Halis Özkahya – Baki Tuncay Akkın – Selçuk Kaya
6. Galatasaray - Fenerbahçe: Fırat Aydınus – Serkan Ok – Aleks Taşçıoğlu
7. Antalyaspor - Fenerbahçe: Yunus Yıldırım – Baki Tuncay Akkın – Serkan Gençerler
8. Orduspor - Fenerbahçe: Tolga Özkalfa – Ekrem Kan – Volkan Narinç
9. İBB - Fenerbahçe: Özgür Yankaya – Alparslan Dedeş – Kamil Yılmaz
10. Samsunspor - Fenerbahçe: M.Kamil Abitoğlu – Baki Tuncay Akkın – Selçuk Kaya
11. Karabükspor - Fenerbahçe: Fırat Aydınus – Serkan Ok – Aleks Taşçıoğlu
12. Eskişehirspor - Fenerbahçe: Halis Özkahya – Baki Tuncay Akkın – Selçuk Kaya
13. Fenerbahçe - Galatasaray: Bülent Yıldırım – Bahattin Duran – Cem Satmaz
14.  Trabzonspor - Fenerbahçe: Fırat Aydınus – Serkan Ok – Kemal Yılmaz
15.  Beşiktaş - Fenerbahçe: Fırat Aydınus – Aleks Taşçıoğlu – Kemal Yılmaz
16.  Fenerbahçe - Galatasaray: Cüneyt Çakır – Bahattin Duran – Tarık Ongun


2012-13 Sezonunda Fenerbahçe'nin puan kaybettiği maçlar ve hakem 3'lüleri:


1. Elazığspor - Fenerbahçe: Tolga Özkalfa – Adil Sinem – Ekrem Kan
2. Sivasspor - Fenerbahçe: Yunus Yıldırım – Muhittin Gürses – Serkan Akarca
3. Fenerbahçe - Trabzonspor: Fırat Aydınus – Serkan Ok – Aleks Taşçıoğlu
4. Kasımpaşa - Fenerbahçe: İlker Meral – Hakan Yemişken – Taner Gizlenci
5. Bursaspor - Fenerbahçe: Yunus Yıldırım – Adil Sinem – İsmail Şencan
6. Fenerbahçe - Antalyaspor: Mete Kalkavan – Cem Bingöl – Erdem Bayık
7. Eskişehirspor - Fenerbahçe: Fırat Aydınus – Cem Satman – Aleks Taşçıoğlu




Önce bir rakamlara bakalım:
  • Fenerbahçe'nin son 2 sezonda puan kaybı yaşadığı toplam 23 maçın hakem dağılımları şöyle: Fırat Aydınus 7, Yunus Yıldırım 3, İlker Meral 2, Halis Özkahya 2, Tolga Özkalfa 2, Cüneyt Çakır 2, Özgür Yankaya 2, Bülent Yıldırım 1, M. Kamil Abitoğlu 1 ve Mete Kalkavan 1.
  • Fenerbahçe'nin son 2 sezonda puan kaybı yaşadığı toplam 23 maçın yan hakem dağılımları şöyle: Alex Taşçıoğlu 6, Serkan Ok 5, Baki Tuncay Akkın 4, Selçuk Kaya 3, Bahattin Duran 3, Tarık Ongun/Ekrem Kan/Cem Satman/Adil Sinem/Hakan Yemişken 2, 10 ayrı yan hakem ise 1 maç.
  • Puan kaybı yaşadığımız 23 müsabakanın 20 tanesini sadece 7 hakem yönetmiş.
  • Ve mesela; bu 23 müsabakanın 6'sında Fırat Aydınus ve Aleks Taşçıoğlu birlikte görev almış.




Sonra dikkat çeken sıklıklara bir göz atalım:

  • Aleks Taşçıoğlu, 2011-12 ve 2012-13 sezonunda toplam 7 maçımızda görev yaparken bunların 6'sında Fenerbahçe puan kaybı yaşamış. [% 85]
  • Serkan Ok, 2011-2012 ve 2012-13 sezonunda toplam 5 maçımızda görev yapmış ve Fenerbahçe bu 5 maçta da puan kaybetmiş. [ % 100]
  • Baki Tuncay Akın, 2011-12 ve 2012-13 sezonunda toplam 9 maçımızda görev yapmış ve Fenerbahçe bu maçların 4'ünde puan kaybetmiş. [% 44]
  • Yunus Yıldırım, 2011-12 ve 2012-13 sezonunda toplam 5 maçımızda görev yapmış ve bunların 3'ünde Fenerbahçe puan kaybetmiş. [% 60]
  • Fırat Aydınus, 2011-12 ve 2012-13 sezonlarında toplam 8 maçımızda görev yapmış ve bunların 7 tanesinde Fenerbahçe puan kaybetmiş. [%88]
  • Tolga Özkalfa, 2011-12 ve 2012-13 sezonlarında toplam 5 maçımızda görev yapmış ve bunların 2 tanesinde Fenerbahçe puan kaybetmiş. [% 40]
  • Halis Özkahya, 2011-12 ve 2012-13 sezonlarında toplam 7 maçımızda görev yapmış ve bunların 2 tanesinde Fenerbahçe puan kaybetmiş. [%29]
  • İlker Meral, 2011-12 ve 2012-13 sezonlarında toplam 4 maçımızda görev yapmış ve bunların 2 tanesinde Fenerbahçe puan kaybetmiş. [% 50]
  • Cüneyt Çakır, 2011-12 ve 2012-13 sezonlarında toplam 4 maçımızda görev yapmış ve bunların 2 tanesinde Fenerbahçe puan kaybetmiş. [% 50]

Can alıcı tespitlere geçelim:

  • 2011-12 sezonunda Süper Final dahil puan kaybedilen 16 maçta 5; 2012-13 sezonunda puan kaybedilen 7 maçta 2 kez olmak üzere, son iki sezonda puan kaybettiğimiz toplam 23 maçın 7'sinde [% 30] Fırat Aydınus düdük çalmış.
  • Bu hafta [Kayserispor-Fenerbahçe] görevli yan hakemlerden Serkan Akarca, puan kaybedilen 23 müsabakanın 2 tanesinde görevli 1 tanesinde nizami gol iptali. [Fenerbahçe-Manisaspor] 
  • Kemal Yılmaz diğer yan hakem; 3 maçta görevli ve 2'sinde Fırat Aydınus’un yardımcısı. Fırat Aydınus ile puan kaybettiğimiz 5 maçın ikisinde yardımcı hakem olarak Kemal Yılmaz var. 
  • Bu hafta [Kayserispor-Fenerbahçe] görevli diğer yan hakem; geçen sezon Manisaspor maçında golü iptal eden ve puan kaybedilen 5 Fırat Aydınus maçının 2'sinde görevli Serkan Akarca, bu sene puan kaybedilen Sivas maçında da var.
  • Orta hakemlerde Fırat Aydınus ve Yunus Yıldırım, yan hakemlerde Aleks Taşçıoğlu ve  Serkan Ok Merkez Hakem Kurgusu'nun yıldızları. Bu 4 hakemin atandığı neredeyse hiçbir maçı kazanamamış Fenerbahçe.
  • Özellikle Fırat Aydınus; son 2 sezonda yönettiği 8 maçın 7'sinde puan kaybettirmiş Fenerbahçe'ye. Acaba Fenerbahçe aleyhinde bu denli önyargılı düdük çalmasına sebep, Galatasaray'ın düdük astırma fetişizmi ile hazırladığı aşağıdaki video mu?




Özetin özeti:

Son 2 sezonda, 23 maçta puan kaybediyorsun.
Bu 23 maçın 20'sinde sadece 7 orta hakem görev alıyor.

Ve bunların % 30'u Fırat Aydınus orta,
% 27'sında Aleks Taşçıoğlu,
% 22'sinde Serkan Ok yan hakem.

Öyle ki; bu 3 ismin Fenerbahçe'ye puan kaybettirme istatistikleri sırasıyla % 88, % 85 ve % 100.

Yani, ata orta hakem olarak Fırat Aydınus'u, Aleks Taşçıoğlu ve Serkan Ok'u da yan hakemleri yap en kritik maçta; sonra Fenerbahçe o maçı kazanabilirse kazansın bakalım.

Fotoğrafa bakınca; öyle yaptıkları da ortada aslında.


Sonuç:

Özellikle son 2 sezondur;

Yan hakemlerin orta hakemlere rol çalmaya varan desteğiyle(!)
Fenerbahçe aleyhine çalınıp, lehine çalınmayanlar,
Galatasaray lehine çalınıp, aleyhine çalınmayanlar,

Asılan düdükler.
Yükselen düdükler.

Fenerbahçe aleyhine,
Galatasaray lehine,
Oluşturulan önyargı ve şartlı refleks.

Kurgunun sadece MHK kanadı.

Daha bunun PFDK'sı var, Tahkim'i var.
Daha bunun İMKB'si var, SPK'sı var.

Biter mi?
Bitmez, gülümse.


Not: Katkılarından ötürü @Schpuck'a teşekkürlerimle.


Devamını oku...

18 Kasım 2012 Pazar

Kara vicdanlının şartlı refleksi nasıl doğdu?




Daha yeni, binlerce örnek arasından ufak bir tanesiyle Türk Spor Medyası için Forma Farkı demiştik.
Çok geçmeden Türk hakemler için forma farkını da bilmem kaçıncı örnekle anıverdik dün akşam.

***


Gelin şimdi biraz açalım bu konuyu:

Durumun vehameti ve anlatacaklarımızın daha iyi anlaşılması için, önce tabloya bir göz atalım.
Görelim bakalım birincil rakibimizin 11 haftalık hakem raporunda neler var.

1. Hafta: Galatasaray-Kasımpaşa: Hakem dün akşamın kahramanı, Fırat Aydınus. 2-1 Galatasaray kazanıyor. Dk. 28, durum 0-0'ken Kasımpaşa'nın penaltısı verilmiyor. Sonra 35 dk.'da üst üste 2 duran top yaratıyor Aydınus ve Galatasaray bu duran toplardan birinden golü buluyor. Haneye 3 puan. Kasımpaşa öne geçse, sonucun ne olacağını kim kestirebilir?

2. Hafta: Beşiktaş-Galatasaray: Hakem Bülent Yıldırım. Maç 3-3 bitiyor. 85. dk'da, Beşiktaş 3-2 öndeyken, Burak Yılmaz ceza sahası dışında kendini yere bırakıyor ve hakem tereddütsüz penaltı noltasını gösteriyor. 1 puan da buradan götürüyor Galatasaray. Ne dersiniz, lige iyi bir başlangıç değil mi?

Aynı günlerde Fenerbahçeli kardeşlerimiz Hocaları'nın kellesini istiyor tabi bu arada.

5. Hafta: Galatasaray-Akhisar: Hakem Mete Kalkavan. Durum 0-0, 16. dk.'da Dany Akhisarlı Mert'i ceza sahası içinde indirir. Kırmızı kart ve penaltı verilmez. Ama yetmez; 19. dk.'da Riera Mehmet Yılmaz'ın kafasına yumruk atar, Mete Kalkavan yine oralı olmaz. Gitti mi bir kırmızı kart daha? Ama bitmedi. 20. ve 25. dk.'larda Melo ve Riera'nın dirseklerine de kart göstermez kara gömlekli. Sonuç, Galatasaray 3 - Akhisar 0. Ne kadar temiz değil mi?

6. Hafta: Orduspor-Galatasaray: Hakem Barış Şimşek. Galatasaray maçtan 2-0 mağlup ayrılır ama atlanmasın,  Ordu'nun bir penaltısı ve Melo'nun sarı kartı verilmemiştir yine. Ordu 2. golü bulamasa belki de dert olacaktır bu verilmeyen penaltı, yine.

7. Hafta: Galatasaray-Eskişehirspor: Hakem İlker Meral. Maç 1-1 bitiyor. Sarı kart sınırındaki Selçuk İnan 34 ve 37. dk.'larda rakibine arkadan dalıyor, ancak kara gömlekli sarı kartını gösteremiyır. 46. dk.'da Cris, son adam Necati'yi yaka paça indiriyor. Ama ne penaltı, ne de kırmızı kart veriliyor. Yetmiyor, 60. dk.'da ofsayt pozisyonundaki Umut'un asistiyle Galatasaray 1-0 öne geçiyor. Dürüst olalım, Eskişehir'in attığı gol de ofsayt. Ama maçın pozisyonu Cris'e verilmeyen kırmızı kart ve penaltı, dk. 46.

10. Hafta: İBB-Galatasaray: Hakem Hüseyin Göçek. Galatasaray 3-1 kazanıyor. Ama nasıl? Henüz 5. dk. Dany, son adam Webo'yu indiriyor. Hakem devam diyor. Zira faul verirse kırmızı kaçınılmaz. Sonuçta Galatasaray kazanıyor, herkes mutlu. Yaz 3 puan daha.

11. Hafta: Mersin İ.Y.-Galatasaray: Hakem İlker Coşkun. Maç 1-1 bitiyor. Ancak durum 1-1'ken 78. dk.'da Amrabat'ın Culio'yu indirmesine yine penaltı verilmiyor. Galatasaray'ın herhangi bir şekilde hakem kararıyla yenilmemesi lazım çünkü. Anayasa.


***


Özet yapalım mı?

Yukarıda 7 maç var.
7 farklı hakem.
7 kara gömlekli.
Toplamda; Galatasaray'ın 7 sarı, 5 kırmızı kartını es geçiyor.
Ve bu 7 maçta, Galatasaray'ın rakiplerinin 4 penaltısı güme gidiyor.
Varsayımsal olarak bu maçlarda tam 9 puan kazanıyor Galatasaray. 
Henüz 11. hafta.

Geçen sezona girmiyoruz. 10 penaltı ve rakiplere en kritik dakikalarda verilen kırmızı kartlardan bahsetmiyoruz.

Maç içindeki genel takdir haklarına ise hiç girmiyoruz, kaybolmamak için.

***

Bu arada paralel evrende Fenerbahçe'ye 30 haftadır çalınmayan penaltı.
Verilen, verilmeyen kırmızı kartlar.
Kapanan saha. Ertelenen ceza.
Ve dün akşamki zirve.

***

Medya arkalarında. [3 Temmuz öncesi 1'se, şimdi 10 şiddetinde.]
Başbakan ve Cumhurbaşkanı arkalarında. [Biri Fenerbahçeli, diğeri Beşiktaşlı. Ama üst kimlik farklı.]
SPK arkalarında. [Kod adı: Galatasaray'ı kurtarmak.]
TFF ve tüm kurulları arkalarında. [Arena hiç kapatıldı mı? Bıçak değil tırnak makası değil mi?]
E hakemler geri mi kalsın?
Onlar da tam destek veriyor Galatasaray'a.

***

Neden peki?

Sırtı dönük bir hakemin; görmeden, duyduğu bir hakaret üzerine Fenerbahçeli futbolcuya kırmızı kart göstermesinin altında yatan şey nedir?

Açalım;

Düdüğünü/bayrağını her daim, istisnasız, refleks olarak Galatasaray lehine ve Fenerbahçe aleyhine çalan/sallayan hakemlerin bilinçaltında ne gizli?

Bu iş talimatla olmaz. [Talimatlı olanları da var tabi. Örn: 2006'da Dereli, Süper Final Trabzon deplasmanında Abitoğlu ve 12 Mayıs'ta Çakır.]

Çoban.
Kalfa.
Kahya.
Göçek.
Yıldırım.
Çakır.
Aydınus.
Meral.
Müftüoğlu.

Dün, bugün, yarın.
Daha niceleri.

Neden bu şartlı refleks?
Neden bu ezber?


Şöyle sıralayabilir miyiz acaba?

  • TFF ve kurullarındaki Galatasaray lobisi: 1986'lara dayanır. Eski Galatasaray Başkanı Ali Uras TFF Başkanı olduktan sonra, kökleri bugün bile temizlenemeyen lobi tüm kurulların hakimiyetini ele geçirmiştir.
  • Medya: Fenerbahçe lehine -40 yılda bir- hatalarda yaygara koparan medya, Galatasaray lehine -her hafta- hataları hasıraltı ediyor. Yetmiyor; her koşulda Galatasaray'ın sözcülüğünü yapıp, Galatasaray yönetiminden rol çalıyor medya. Dolayısıyla hakemler, Fenerbahçe lehine hata yapıp kamuoyu tarafından linç edilmekten korkuyor ve saatlerini Fenerbahçe aleyhine kuruyorlar.
  • Ceza & Ödül: Son 3 yılda sırasıyla Bursaspor, Trabzonspor ve Galatasaray, yani sistem/kurgu lehine düdük çalan hakemler birdenbire artan Avrupa'daki müsabakalara atamalar ile mükafatlandırılırken; sistemin/kurgunun dışında kalan hakemler Süper Lig'de bile maç alamıyor. Örnek Bünyamin Gezer. Muslera'ya gösterdiği haklı/doğru kırmızı karttan sonra maç verilmediği için hakemliği bıraktı. Bunu gören hakemler Galatasaray'a kırmızı kart verebilir mi? Korkmaz mı? Bilinçaltı o hakemi dürtmez mi?

Özetle; kurgu, hakemlerin bilinçaltına veriyor talimatı.

Kurgunun oyuncuları, refleks olarak Galatasaray'ı kolladığı sürece de; o oyuncuların dağıttığı kartlar, hakemlerin yolunu sarı-kırmızı rotadan çıkarmayacak gibi görünüyor.

***

Peki nereye kadar?

Bu bozuk ve çarpık düzen ile Fenerbahçe'den başka bir kulüp de mücadele edene kadar.

Mesela Beşiktaş.
Kutsal İttifak dönemi, suni bir şekilde yaratılan "Fenerbahçe kollanıyor" propagandasında, Trabzonspor ve Galatasaray ile ortak pankartlarla maça çıktığı için utanıyor mudur şimdilerde?
Sanmam.
Ama birgün utanırlar ve kapalı kapılar ardında Galatasaray'ın çevirdiği dolaplara kani olur da isyan bayrağını açarlarsa, tersine dönebilir bu düzen.

***

Son olarak gelelim Fenerbahçe yönetimine.
Taraftar haklı olarak düdüğünü astırmasını istiyor yönetimin, Aydınus'a.

Rahmetli Özhan Canaydın Ali Aydın'a yaptı ya.

Aykut Kocaman patladı.
Kamuoyu zaten o sahaya girdiğinde kararın hatalı olduğunu anlamıştı.
Öncelikle yarattığı bu güven için teşekkür etmeliyiz Aykut Hoca'ya.

Ama Kocaman'ın omuzlarında olmaz bu iş.
Yönetim rolünü üstlenmeli.

Fakat nasıl?

Medya aç köpek gibi Aziz Yıldırım'ın beyanatlarını çarpıtmak, olayları farklı yerlere çekip kara propagandaya bir tuğla daha atmak için beklerken mi?

Bu iş ne yönetimin baltaları saman alevi gibi çıkarmasıyla olur, ne de Aydınus'un düdüğü asmasıyla.

Bu bir sistem işi.
Düzen meselesi.

Evet; Başkan ve yönetimin bu konuda eksikleri var.
Ancak bu yol uzun.
Yargıtay sopası ortadan kalkmadan, Başkan ve yönetimin sahneye çıkmasını beklemiyorum.
Mantıklı da, haklı da buluyorum.

Gönül harp istese de,
Gönül hücum çekse de,
Dilim ve şiarım öyle olsa da.

Malum güç ve güçler bu denli hakimken Türkiye'ye; ormandan çamı getirip dikemezsin bu topraklara.
Kesip atarlar dakikasında.
Tohumdan girmen lazım tarlaya.

Bizim de bunu konuşmamız lazım işte.
Başkan'ı ve yönetimi birşeye/bir yere iteklemek istiyorsak; malum mevcut düzenin köklerini kurutmak ve yeni tohumlar ekmek için neler yapmalı/yız, bu konuda salık/telkin vermeliyiz bizi yönetenlere.

Tabii bence.


Not: Galatasaray lehine yapılan hakem hataları ile ilgili bilgiler; görüntülü/videolu raporlarla Liselimedya Blog'undan alınmıştır. Tüm haftaların detaylı raporuna ulaşmak için TIKLAYINIZ.
Devamını oku...