11 Eylül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Eylül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2011 Cumartesi

Conviction




Hilary Swank'in başrolü Sam Rockwell ile paylaştığı, yaşanmış bir olaydan esinlenilen, 2010 yapımı Conviction adlı filmi izliyor gibiyim 3 Temmuz'dan beri.




Bir tarafta suçsuz olan ama müebbet hapise mahkum edilen masum bir adam. Kenny Waters.


Diğer yanda kardeşinin masumiyetine sonuna kadar inanan ve uğrunda tüm hayatını, eşini ve çocuklarını feda edip onu savunmak için hukuk fakültesini bitirerek avukat olan bir kadın. Betty Anne Waters.


Masumiyet, inanç, sevgi, azim..


İzlemeyenler kızmasın bana ama; filmin sonu tahmin edildiği gibi bitiyor. Kenny'yi savunmak için hukuk fakültesini bitiren Betty Anne, kardeşini müebbet hapisten kurtarıyor.


Tabii ki bu benim iki satırda yazdığım kadar kolay olmuyor. Zafer yolunda çekilen acılar, hayal kırıklıkları ve drama, izlediğinizde şahit olacaksınız.




Bizim hikayemizle ortak yanını açıklamaya gerek yok sanırım.


Büyük bir rant operasyonuna kurban edilen Aziz Yıldırım ile Fenerbahçeli yöneticiler ve tam 70 gündür onların masumiyetine, tüm alehte faaliyetlere rağmen inanan Fenerbahçe taraftarı.


Türlü şekillerde tezahür eden dezinformasyona, tahrik ve kamuoyu vicdanına yapılan tecavüze rağmen; Fenerbahçe taraftarı tape, fezleke, iddianame peşinde.


Satır satır, hece hece,
Bitmedi, gündüz gece..
Araştırıyor.
Kim?
Neden?
Nasıl, diye.


"Ver, kurtul!" diyen delikanlılığın kitabını tersten yazmış muhterislere rağmen,
Baskıya, tehdide, cezaya, psikolojik yıldırma taktiklerine rağmen..

Fenerbahçe ve Fenerbahçe Taraftarı vazgeçmiyor, pes etmiyor.



Tape, fezleke, iddianame..
Avukat da olacağız bu gidişle.


Geç gelen adalet gönülleri asla feth etmeyecek,
Ancak Metris'teki Fenerbahçeliler'in masumiyeti er geç ilan edilecek.


Filmdeki kadar uzun olmasın ama bizim filmimiz de en kısa sürede mutlu sonla bitsin inşallah.




Ve biliyor musunuz; filmin sonunda Kenny, özgür kaldığı için değil, onu bu kadar seven ve özgürlüğü uğruna ömrünü adayan bir kardeşi olduğu için mutlu oluyor.


Peki; Aziz Yıldırım Metris'ten dışarı adımını atar atmaz, Fenerbahçe taraftarını gördüğünde gözlerindeki parıltıyı hayal edebiliyor musunuz?







Devamını oku...

30 Ağustos 2011 Salı

İlmik ilmik, Şike operasyonu (Gelişme)


Bir rüya gördüm; epey çetrefilli, 3 bölümde anlatacağım müsaadenizle. Kişiler, kurumlar tamamen hayal ürünüdür.




Konuyla ilgili bir önceki şu yazıda çok fazla detaylarına girmeden son 2 yılın fotoğrafını çekmeye çalıştık, kısmi yorumlarla.
Şimdi asıl meseleye gelelim. Temmuz ayında ve takip eden dönemde neler oldu, bir kez daha hatırlayalım:


  • Şike soruşturması başladı.
  • Abdullah Öcalan ile devlet yetkilileri arasında görüşme yapıldığı iddia edildi.
  • Deniz Feneri soruşturması kapsamında gözaltına alınanlar oldu.
  • Çok sayıda şehit verdik. 13 şehit verilen bölgede komutan kusurlu bulundu ve görev yeri değişti.
  • Demokratik Toplum Kongresi (DTK); Kürt halkı olarak demokratik özerkliklerini ilan ettiklerini duyurdu.
  • Özel harekat polislerine terör bölgesinde yetkiler tanımlanacağı iddia edildi.
  • Kuvvet Komutanları ve Genelkurmay Başkanı görevlerini bıraktı.
  • Döviz ve altın fiyatları yükseldi.
  • Kıdem tazminatının kalkacağı yönünde haberler yayınlandı.
  • Tutuklu vekiller için yapılan boykot ile oluşan yemin krizi çözüldü.
  • Yeni Anayasa çalışmaları başladı.
  • Sosyalist Kürt siyasetçi ve yazar Kemal Burkay 31 yıl aradan sonra Türkiye'ye döndü.
  • RTÜK, Kamu İhale Kurumu, Rekabet Kurulu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, TMSF, EPDK, BDDK, TAPDK kibi özerk kurum ve kurullar iligili bakanlıkların denetimi altına girdi.
  • Deniz Feneri savcıları görevden alındı. Görevden alınan savcı, "Birilerine yaranacağıma limon satarım." dedi.
  • Euro 2,5'u geçti.
  • OdaTV iddianamesi hazırlandı. Ahmet Şık ve Nedim Şener'in Ergenekon terör örgütüne yardım etmekten 15 yıl hapsi istendi.
  • Türkiye, bizzat Dışişleri Bakanı vasıtasıyla Suriye'ye nota verdi.
  • Belli başlıklarla Türkiye gündemi yukarıdaki gibi şekillendi. Şike soruşturması yaygarasının kaldırdığı tozun altında muhakkak ki bazı hesaplar görülmüştür. Bunun aksi beklenemez. Ama bu soruşturma başlı başına bir hesap, bir hasat değil mi zaten?
    Şöyle bir senarize etsek tüm yaşananları, ne dersiniz?
    Birileri bu çorabı ama bu sebepten ama bu sebepten ördü Fenerbahçe'nin başına.
    Bu birileri; kim olabilir ve bunu neden yapmıştır peki?
    Kurcalayalım bakalım.

    İlmik, ilmik adlı ilk yazıda belirttiğimiz üzere; yaşananları kronolojik bir sıraya koyduğumuzda dahi ortaya bir tablo çıkıveriyor.
    AK Parti Hükümeti göreve başladığından beri, yaygın bilinen yanlışların ve kanıksanmış eksiklerin üzerine giderek önemli ve doğru bir politika sergiledi. Her ilde üniversite, hızlı tren projeleri, duble yollar, sağlık reformları bunların başlıcalarıydı.
    Ayrıca Amerika'nın özgürleştirme adı altında Ortadoğu'da uyguladığı politikaların bir benzeri olarak; demokratikleşme ve temizlenme sürecinin mihmandırlığına soyunda iktidar ve camiası.
    Elbette demokratikleşme ve temizlenme süpürgesine; Türkiye'nin mevcut hakim gücünün hoşlanmadığı "mikropların" takılması normal.
    Türkiye'nin ekseni değişiyor denildiğinde siz sadece milletvekili sayısı ve para mı yer değiştiriyor zannediyorsunuz?
    Dayısı Faruk Y.'dan bu yana, Türkiye ve çevresindeki NİNTENDO ihalelerinin adeta tekeli olmuş bir isim. Nasıl olmuş peki? Tabii ki ihtisas ve donanım sebebiyle. Bugün nasıl Banvit, ihtisası ve donanımı sebebiyle piliç işinde pazar lideriyse, O da aynı sebepten bu işin zirvesinde.

    Ama komuta zinciri değişti, artık başka firmalar da bu pastadan pay almak istiyorlar. Üstelik hem ihtiasas sahibiler hem de donanım.

    Şimdi bir masal yazalım:
    Çekil dediler çekilmedi,
    Paylaş dediler paylaşmadı,
    Eğilmedi, bükülmedi..
    E iyi bok etti.
    Halı ihalesinin Aralık 2010'da istenilen şirketlerin lehine sonuçlanmaması ile alenen düğmeye basıldı. "O onu aramış, şu bununla görüşmüş, bu şuna mesaj atmışla" kayıtlarına ulaşıldı.
    Önce teknik ardından fiziki takibe alındı. Muhtemelen dosyasında, teknik takibe alınması gerekliliği için bir ihbar e-maili vardır; Nedim Zener'de olduğu gibi.
    Mart ayı sonunda Galatasaraylı savcı gitti Fenerbahçeli olanı geldi.
    Ardından Sporda şiddeti engellemek, "mikropları" arındırmak için, oldukça ağır ve muhtemeldir ki ilerde hafifletilecek olan bir yasa çıkarıldı. Bu yasaya göre, şike ve teşvik artık hapis cezası gerektirecekti.
    Yasa Nisan ayında yürürlüğe girdi. İhale Nisan ayında nihayete erdi. Ama ters bir sonuçla. Kazanmıştı, kazanan taraftaydı.
    Fenerbahçe Şampiyon oldu.
    Yine kazanmıştı.
    İhale neticesi zaten belli kanalları hemen harekete geçirdi ve aslı astarı olmayan iddialarla Fenerbahçe; Trabzonspor üzerinden lekelenmeye başladı. Herşey yeşil sahalar ile ilgiliydi ama aslında hiçbir şey futbolla alakalı değildi.
    Seçim beklendi. Böyle bir riske kimse giremezdi.
    Bir de Fenerbahçeli Federasyon Başkanı getirildi ki; kimse itiraz edemesin olacaklara.
    Oldu 3 Temmuz.
    Gerisi malumunuz.
    Türk futbolu temizlik parantezine alındı. AK Parti Hükümeti hızlı tren ve duble yollardan sonra, bir ilki daha gerçekleştirdi. Demokratikleşme süreci ve temiz futbol.
    Amaç O'nu çekil dedikleri, paylaş dedikleri yerden uzak tutmaktı. Ama bir açığı yoktu. Ne babasından ne de askerlik mevzusundan bir şey elde edemediler. Onu alaşağı edebilecekleri tek saha futboldu.
    Sporda şiddeti önlemek için çıkardıkları yasa kapsamında etrafını sardılar. Muhtemelen araya bir de köstebek de soktular ki zincirin birbirine değmeyen halkalarını uç uca eklesin. Trabzonspor'a da geçen sezon Bursaspor'da olduğu gibi tüm yeşil ışıkları açtılar. Nefs-i müdafaa uğruna, öfkeyle; her konuştuğu alehine yazmaya başladı. Gelen, giden eksik olmadı. Nisan ayında göreve getirilen ve hakkında Ergenekon zanlısı Hanefi Avcı'nın kitabında birçok kez bahsedilen, Fenerbahçeli Savcı ipleri birbirine bağladı. Artık herşey hazırdı. Haliç'te Yaşayan Simonlar'da bahsedildiği gibi; Nisan'da göreve başlar başlamaz olayı çözdü. Şimdi bir mola ve seçimin ardından, federasyon başkanı da Fenerbahçeli yapıldıktan sonra, malumunuz dedik ya..
    Ama evdeki hesap çarşıya uymadı.
    Medyayı şuursuzca şikenin varlığına kamuoyunu inandırmak için kullandılar ama Fenerbahçeli inanmadı. Kazandıkları o 17 maçta döktüğü terdendir ki; kimse bu oyuna alet olmadı.
    Oysa; 4 Temmuz haftası, herkes inanmış olsa bu tevatüre, küfretse O'na ve terk etseydi kaderine, bugün yeni başkanımız ve yıldız transferlerimizle Şampiyonlar liginde oynuyorduk belki de..
    Kamuoyu vicdanı öyle hassas bir denge üzerine kuruludur ki; bir omuzda yıkman lazım karşıt düşünceleri. Ama öyle olmadı; Fenerbahçe ve Fenerbahçelilik mağlup olmadı.
    Şimdi kucaklarında bir bomba. Kamuoyu rahatsız. Hesaplar tutmadı.
    Spor mahkemeleri kuruldu ve dosyaların artık oaraya gitmesi gerekiyor. Senaryoya göre konu spor mahkemelerine gidene kadar tüm hesaplar görülecekti ama birilerinin fena ayağına dolandı.
    Müşteki sıfatıyla ifadeye çağırılanlar bile Savcının, dosyayı spor mahkemesine vermemek üzerine çalıştığını, nereden çıktığı belli olmayan silahlar ve tehdit, baskı şikayetleriyle O'nu şike soruşturmasından organize suç örgütü kapsamına almaya çalıştığını apaçık gösteriyor.
    Muhtemeldir ki; nasıl becerecekler bilmiyorum, yakında O ve birkaç kişi hariç, hepsi spor mahkemelerinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılacaklar.
    O'nun içerde kalması ise tamamen Savcımızın hayal gücünün sınırlarına kalmış. Ermal Zoroğlu, Aziz Yılmak, Hasan B Kutlualf'den oldukça önemli bilgiler gelmiştir muhakkak:)
    Yukarıda ve diğer yazılarda yazdıklarımın tamamı uydurma, saçma sapan kurgular, komplo teorileri. Aldırmayın sakın bana;)
    Peki kim bunlar?
    Neden yaptılar?
    Birkez daha diğer yazıya saklayacağız; zira sonuçtan sebebe varacağız.
    3 Temmuz'dan bu yana yaşananlar, kimin lehine, kimin alehine gelişti / gelişiyor?
    Devam edecek.

    Devamını oku...

    29 Ağustos 2011 Pazartesi

    Nefs’i Müdafaaydı hepsi..


    Dökülen, saçılan tapelere bakıldığında..
    Son maçta giden iki şampiyonlukta izlediğimiz Galatasaray ve Bursaspor örneklerinde ve bu yıl da Trabzonspor'da..

    Başka bir izahı yok bunun, hepsi bir nefs-i müdafaa..

    Rakibin 2006'da sarı kırmızı olmuş, 2010'da yeşil beyaz; bu yıl da bordo mavi..
    Rakibin hep aynı oysa.
    Rakibin rengi belli.

    Birileri birilerine, bir şekilde, sessiz sedasız yatar..
    Senin her daim götün çıkar..

    Para versen alamazsın lan, neye yarar!..

    Seni izlerler, tahrik ederler, ensende boza pişirirler;
    Rakibine ışığı söndürürler, teli kaldırırlar, yol gösterir, elinden tutarlar..

    Ne yapacaksın?
    Her sezon sonunda, bu sene de olmadı diyip ağıt mı yakacaksın?

    Beni, Fenerbahçe'nin suç işlediğine bir Allah'ın kulu inandıramaz, inandıramayacak..
    Son nefesimde dahi Fenerbahçe'yi ve onun için mücadele edenleri yad edeceğim.

    Fenerbahçe suçsuzdur!
    Haklıdır!
    Ve kazanacaktır!



    Devamını oku...

    Fenerli Başbakan, Fenerli Medya, Fenerli Savcı, Fenerli Federasyon Başkanı


    BOP yani Büyük Ortadoğu Projesi; bildiğiniz üzere, müslüman halkların yaşadığı topraklar için kurgulanıyor.

    Türkiye ise malumunuz, sınır bölgede, kritik virajda.

    Doğusunda, müslüman kardeşlerimize yapılan bunca zulme, ne zaman ayaklandık peki?
    Tüm mihrakları karşımıza almak pahasına, din kardeşlerimizi koruduk, uğurlarında eylem yaptık mı hiç?

    Hayır.

    Türkiye'nin 9 yıllık hükümeti, muhafazakar kesimin vekili dümende olduğu sürece de olmayacak.

    Ağabey de boşuna desteklemiyor 1980'den beri, öyle değil mi?


    İyi taktik her zaman kazanır. Bugün konu Fenerbahçe olunca da maalesef şablon aynı.

    Büyük, çok büyük, görülmemiş bir operasyon yapacaksın ve tüm adımlarını iyi hesaplamalısın.
    Kamuoyunda oluşacak yargıları dizayn etmelisin.
    Tüm sübapları kontrol etmeli, bütün vidaları sıkmalısın.

    Başbakanımız Fenerbahçeli..
    Medya, e zaten külliyen Fenerbahçeli..
    Galatasaray Kongre Üyesi Zekeriya Öz'ün görev yerini değiştirdin, yerine getirdiğin savcı Fenerbahçeli..
    Mahmut Özgener bir anda tüydü, yeni Federasyon Başkanı da şapkadan çıkan bir Fenerbahçeli..

    Hadi bakalım, gel şimdi derdini anlat:
    - E kardeşim; Başbakan Fenerbahçeli, Savcı Fenerbahçeli, Federasyon Başkanı Fenerbahçeli.. Yahu deli misin, birşey olmasa, bu adamlar Fenerbahçe'yi neden böyle suçlasın?

    Bu kadar kolay işte.
    Bu kadar kolay.

    Kare ası tamamladık, tevatür oluştu.

    Mart ayı sonunda bir anda göreve gelen bir savcı; ki o savcı hakkındaki iddialar ortada.. (tıkla)
    Seçim sonrası, şapkadan çıkan Mehmet Ali Aydınlar.

    Sırf şu kare asın bir araya gelmesi/getirilmesi bile operasyonun maksadını ortaya koymuyor mu?

    Ama kime anlatacaksın?

    Kime?



    Devamını oku...

    17 Ağustos 2011 Çarşamba

    AİHM: Yüzde 1 bile şerefiniz varsa istifa edin!



    Gerçekten, doğrudan, rasyonellikten ve bilimden uzak vatanım.
    Yalan, manipülasyon, provokasyon ve hurafelerle yaşayan milletim.

    Haftalardır haykırıyoruz;

    Gerçek dışı bilgilerle oluşturulan algıları, yayılan tevatürü ve en nihayetinde kirli beyinlerde oluşan yargıyı.

    Usanmadan aynı şeyleri yazıyoruz;


    Sanmayın ki bu sefer başka birşey söyleyeceğim!

    UEFA demiş ki; Yüzde 1 bile şüpheniz varsa düşürün.
    TFF kararı sonrası herkesin dilinde. Ve tabii isyan.

    Aradım, taradım.
    Ara, tara sen de..
    uefa.com'u, yabancı siteleri karıştırdım.
    Karıştır sen de..
    Yok böyle bir beyan!
    Varsa söyle..

    Haber 7 Temmuz'da tüm ajanslar tarafından geçilmiş. Metin aynı:


    TFF'nin vereceği karar öncesinde UEFA yetkililerinin, "Vereceğiniz karar öncesinde olayı en ince ayrıntısına kadar inceleyin. En ufak şüpheyi bile değerlendirmek çok önemli. Şayet, elde edilen delillerden kafanızda 'şike yapıldığına dair' yüzde bir şüphe oluşsa bile gereğini yapın. Yönetmelik ve talimatlar ne diyorsa onu yapın" şeklinde görüş belirttiği ifade edildi.

    Belirtildi, ifade edildi..
    Söylendi, anlaşıldı..

    Şimdi gözlerinizi kapatın, sessizliği dinleyin,
    Ruhunuzla başbaşa kalın..
    Yalnız, özgür ve bağımsız olduğunuz bir saniye hayal edin..
    Ve söyleyin bana!

    Dekmanı görüyor musunuz?

    Sanki 7 Temmuz'da şehir sularına bir virüs bulaştırılmış ve bütün şehir aynı yalana inanıyor.

    Dekman!

    Manipülasyon!
    Algı!
    Tevatür!
    Yargı!

    Şimdi teyakkuzda sırtlanlar;
    UEFA'nın sözümona beyanına istinaden feryat feveran.
    Acımasızca suçluyorlar TFF'yi zalimler.

    E be adam, cahilsin, cühelasın, kalbin kirli, fesatsın..
    Anlıyorum.

    Ama biraz izan.
    Azıcık da olsa yeter inan!..

    Yazalım o zaman biz de;

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi : Yüzde 1 bile şerefiniz varsa istifa edin, insanlıktan!


    Devamını oku...

    30 Temmuz 2011 Cumartesi

    Tümevarım mı tümden gelim mi?




    Hukuk okumadım.
    Kulaktan dolma bilgiler dışında ne yorum yapsam, yanlış veya eksik olur.

    Ama yargı, suça dair şüphelere nasıl bakar/bakmalıdır merak ediyorum.

    Tümevarım mı, tümden gelim mi?


    Yani; şüphelerin delillendirerek, kurgusunun ortaya çıkarılması ve nihayettinde bir kanaate ve ardından yargıya varılması şeklinde mi?

    Yoksa; sebepli, sebepsiz bir şekilde kanaate varılıp; şüpheli ifadelerinin ve delillerin bu kanaatle yorumlanması şeklinde mi?


    Neden soruyorum?

    Çünkü son günlerin hepimizi ilgilendiren soruşturmasında bariz bir tümden gelim söz konusu.

    Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım şike yapmıştır diyor Emniyet ve Savcı.

    Sorgulamalar sırasındaki mimiklerde, söylemlerde ve daha önemlisi tavırlarda; Fenerbahçe'nin ve Aziz Yıldırım'ın zaten suçlu olduğu, ifade verenlerin itiraf ederek bu kanaate destek atmaları isteniyor resmen.

    Biz, bir vatandaş olarak bunun bir kumpas/tezgah/operasyon olduğunu düşünmeyelim.
    Ama siz de lütfen kabul edin.

    Bir kadın; kocasının onu aldattığından şüpheleniyorsa, her ama her adımını, hareketini, sözünü ona yorar.
    Kadın, kocasının onu aldattığını düşünüyorsa; adam zinhar günahsızsa bile kadının kanaati değişmez.

    Bu durum da ona benziyor işte.

    Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım şike yapmıştır kanaati var Emniyet ve Savcının.
    O yüzden her telefon görüşmesini, tapeleri şikeye yoruyorlar şu anda.

    Murat Özaydınlı Buca maçında Aziz Yıldırım'ı aramış; "Nasıl gidiyor?" demiş.
    Can Arat FB-İBB maçından sonra; "% 100 golü kurtardım. Elimden geleni yaptım" demiş.
    İlhan Çelikay Sİvas-FB maçından sonra; "Bari Stoch'un ki ni yeseydi" demiş.

    -Şimdi iki gözlük alın elinize.
    -Birincisi Emniyet ve Savcının gözlüğü.
    -Ne çıktı, yapmış mı Fenerbahçe şike?
    -Valla ne yalan söyleyim, oradan bakınca şike var gibi duruyor.

    -Tamam, şimdi ikinci gözlüğü takın, adil yargının gözlüğünü.
    -Ne çıktı, yapmış mı Fenerbahçe şike?
    -Valla bilmiyorum. Bunlar normal, masum konuşmalar.

    Bir şoför nereye bakarsa oraya gider araba.
    Emniyet ve Savcı arabayı şarampole sürüyor bilerek ya da bilmeyerek.

    Ama en kötüsü, kamuoyuna verdikleri gözlükte.

    Hepsine birinci gözlüğü hediye ettiler.
    Yıllar evvel Show TV'de Tutti Frutti 3 boyutlu yayınlanacak diye 31 Aralık'ta erkeklerin fellik fellik 3 boyut gözlüğü araması gibi..

    Peki soruyorum size algıda seçiciler;

    O gece hiç meme elleyebildiniz mi?
    Devamını oku...

    22 Temmuz 2011 Cuma

    "Liboş" Fenerbahçe taraftarlarına mektup




    Radyoda, televizyonda..
    Bloglarda, twitterda..
    Profesyonel veya amatör..
    Ekmek parası için ya da sesini duyurmak için..

    Her neredeyse ve her kimse;

    Çubukluyu bir kez sırtına geçirmiş olması, bir kere Yaşa Fenerbahçe diye haykırmış olması yeterli,
    Fenerbahçeli'yse kısaca!

    Bugün;

    Objektif sularda yüzmenin, ekmek parası için boyun eğmenin, yaranmanın, illa billa bildiğini söylemenin, ben demiştim demenin, "fan"larını ürkütmemek için en kibar deyişle kıvırmanın..

    .. zamanı değil..

    Bugün;

    Tek amaç uğruna safları sıklaştırmanın, birlik olmanın, kenetlenmenin zamanı.

    Konu Aziz Yıldırım değil, Şekip Mosturoğlu değil..
    Konu Fenerbahçe Başkanı, Asbaşkanı..

    Kulübüne, beğensen de beğenmesen de çağ atlatan bir başkan..

    Yıllardır Fenerbahçe düşmanlığını ekip biçenlerin hasat zamanında sen ne yapacaksın?

    Ben demiştim zaten mi?
    Suçlu kimse cezasını çeksin mi?

    Görmez miin tezgahı?
    Ya da anlamaz mısın?
    Ya da ayıramaz mısın?

    Nedir senin üst kimliğin?

    Ali mi Veli mi Hayri mi?

    Yoksa Fenerbahçe mi?

    İyi günlerde sancak tutmak için kötü günlerde tuvaletleri temizlemek gerekir unutmayın!

    Fenerbahçeli olduğunuzu unutmayın!

    Davanıza sahip çıkın ve Fenerbahçe'yi satmayın!

    En iyi siz bilirsiniz, zira; unutmaz Fenerbahçeli, asla unutmaz!

    Sonra sizi aralarına alır diye kapılıp yalnız kalmayın!
    Devamını oku...

    20 Temmuz 2011 Çarşamba

    Sirp askeri miydi o hanceri tutan gercekten?

    Haftalarca donen tezgaha, tum tahriklere ragmen tek bir kufur etmedi Fenerbahce taraftari, yabanci cisim atmadi, raki siselerinin siradan oldugu ligimizde..
    Sustu; asaletinden, tutkusundan, sevgisinden sustu ofkesiyle bogmak yerine..

    "11 Eylul'den bozma 3 Temmuz yalani" indirirken maskesini azar azar, direncini toplayip yeniden ringe donunce Fenerbahce taraftari; buyuttugu, karanlik odalarda besledigi ofkesini kusmak icin bir damla "gozyasi" ve bir isaret fisegini bekliyor

    Durun!
    Sakin olun!

    Desen ne fayda?

    Unutmayin 31'ciler,
    Bugun yargisiz infaz yapiyorsunuz ya hani;
    Bugunun yarini da var ya ne de olsa,

    Dikkat edin, tuttugunuz "takimlardan" olmayin sonra!!!

    Devamını oku...

    18 Temmuz 2011 Pazartesi

    Aziz Yıldırım Vs. Usame Bin Ladin



    (Usame Bin Ladin Vs. Aziz Yıldırım) (11 Eylül Vs. 3 Temmuz) (El Kaide Vs. Fenerbahce)


    Gunlerdir dilimde, bu is BOP kokuyor diye..
    Fazlasıyla American style cunku.
    Bol, parcala, yonet!

    Bir vukuatin failini bulmak icin once vukuatin sonuclarinin kime/nasil yaradigini incelemek gerekir ya.
    Algoritma oldukca anlasilir ve net aslinda, sanilanin aksine.

    Bircogumuzun neredeyse her ayrintisina hakim oldugu bir 11 Eylul sendromu.
    Kocaaaa Pentagonu ve kuleleri vurdular.
    Kahrolsun El Kaide.
    Bu teror bitecek!

    Basit; dusman yarat. Catisma cikar. Nefsi mudafaa pozisyonu al. Nisan al. Ates et!

    Artik JFK suikastinin ayrintilari kadar kamuoyunun birlestigi 11 Eylul yalani ve sonuç; ortadoğunun işgali.
    Belki de Amerika'nın 100 yıllık petrol rezervi ve bilimum konjunkturel avantajlar.

    Sen 2 kus vurdun mu tek tasla gogsunu gerersin ya; Amerika kus surusunden asagisina tek bir tas sallamaz.


    Ergenekon, Balyoz ve simdi "Sike"..

    11 Eylul'den zerre farki var mi gunlerdir yasadiklarimizin?

    Abi adam koca Pentagon'u vurmus, deli misin sen?
    Abi adam pazarın 7'sinde koca Aziz Yıldırım'i almis, deli misin sen?


    Islami teror!
    Sike!

    Kahrolsun El Kaide!
    Gunahlarin takimi Fenerbahce!

    Seytan Usame!
    Aziz Yildirim kodese!


    8 aydir yasananlar.
    Trabzonspor yonetimine verilen sufleler.

    Sampiyonluk, sonrasi..

    3 Temmuz.

    Tiyatro. Tek satir yazmaya gerek var mi?
    Malumunuz iste..

    Kus surusu nerede peki?

    Asil mesele;

    "El" değiştirecek olan NATO ve askeri ihaleler..
    Rusya silahi (Ki Amerika'nin en cok bozuldugu konu)
    Milyar dolarlik futbol endüstrisi ve siyasi getirileri.
    Ve onlarca altbaslik.


    Tezgah,

    "Sen ne akilli kadinsiiiin" vari..

    Bir tasla kirk kus!


    Yem "sike".
    Tirda yakalanan 50 kg eroin yemiyle gecen 50 tir misali..

    Degismistir artik Turkiye.
    Ve sanki goz ayni goz..
    Akil ayni akil 11 Eylul ile..


    Detaylarla kitap olur da uzatmaya luzum yok.
    Gayet.net

    Bu filmlerin basrol oyuncusu Kevin Spacey'dir aslinda; ki Basbakanimiz Sn. Recep Tayyip Erdogan benzer kendisine;)
    Devamını oku...