istatistik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istatistik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2013 Pazar

Teknik Analiz: 5. Hafta - Fenerbahçe - Elazığspor

Fenerbahçe İstanbul'da üst üste oynadığı 4. haftayı da fire vermeden 3 puan ile geçti. Sezona görece dağınık ve moralsiz başlayan bir takım için bu süreç önemliydi ve bu süreçten kayıpsız olarak 12 puan çıkartmayı bildi. Teknik olarak dün akşam neler yaşandı madde madde değinmeye çalışalım;

GENEL BAKIŞ:

Genel anlamda Fenerbahçe'yi sıkıntıya sokacak bir karşılaşma olmadığını söyleyebiliriz.

Önceki iki haftaya göre takım karşı alanda daha az oynamış görünüyor (%41). Önceki hafta bu oran %52 iken bir önceki hafta ise %42 idi. Tabi bu durumun oluşmasında 21. dakikada Kuyt ile gelen 2. golün etkisi olabilir. Bu noktada takımın geçtiğimiz haftaya göre daha fazla (496) ve daha yüksek isabet oranlı pas (%89) yapmış olması takımın, skoru elde ettikten sonraki refleksini görmemiz açısından yol gösterici olabilir. İsabetli bir şekilde pas oyunu sürdürülüyor. Takım boyunda da azalma var (31,24 m).

Daha kompakt bir takıma mı dönüşüyoruz? Gelecek haftalar bize bunu daha net gösterecek.


Kat edilen mesafelere de bir göz atacak olursak; geçen hafta 111 km mesafe kat eden takım bu hafta 115 km'ye çıkmış. Standartlar yükseliyor, 11 km üzerinde mesafe kat eden 5 oyuncu var. Bu oyunculara Meireles ve Cristian'ın bölgesinde oynayacak oyuncuların da eklenmesi ile minimum 7 kişilik sahayı her yöne parselleyen bir ekip oluşabilir.


Saha alan kullanımına bakacak olursak;
Fenerbahçe 3. bölgede %20 oranında bulunurken, Elazığspor'un %23 olduğunu görüyoruz. Bunda yine erken gelen 2 farklı skor avantajının etkisi olduğu söylenebilir.


Oyuncu oyuncu bakacak olursak; Topla en fazla oynayan oyuncu Topal (3' 39'') olurken topla Caner'den sonra en fazla buluşan oyuncu oldu (81). Topal bu yüksek pas oyununu ve sürekli oyunun içinde oluşunu %96'lık bir isabet oranı ile destekledi, etkileyici bir performans.



SAVUNMA:

Sanıyorum bu karşılaşma Fenerbahçe'nin defans hattı ve takım savunmasını tartabileceğimiz bir karşılaşma olmayacak. Ancak genel itibari ile baktığımızda takım savunmasının hala tam olarak oturmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Aşağıdaki tabloya baktığımızda geri dörtlünün savunma bölgesinde iki haneli top kazanma sayılarına ulaştığını görebiliyoruz. Burada daha büyük sorun orta alandaki oyuncuların hepsinin aynı bilinçte ve yetenekte olmaması olabilir. Mehmet Topal dün bu anlamda orta alanın toparlayıcısı görevini üstlenmiş gibi görünüyor. Zira ne Meireles ne de Cristian rakipten top kazanma anlamında sahanın hiçbir noktasında etkili olamadılar. Meireles savunmada 4, orta alanda 7, hücumda 1 kere rakipten top kazanırken, Cristian savunmada sadece 2, orta alanda 4, önde oynamasının etkisiyle de hücum hattında 5 kere top kazandı.
3. bölgede 5 top kazanması artı yönü olurken özellikle orta alandaki pasif konumu sıkıntılı.


HÜCUM

Topal'ın maçın gizli kahramanı olduğunu söylersek yanılmış olmayız. Özellikle hücum başlangıçlarında Alves ve Egemen'e yaklaşarak top dağıtma görevini mevcut kadroda en iyi yapacak oyuncu; %96 gibi müthiş bir pas oranı ile bu görevi layıkı ile yaptı (56/54).
Aşağıdaki grafikte Sow'un en çok pas alanlar listesinde ilk sırada yer almasını, sahada çok dolaşması, sürekli araması ve bunu istekli bir şekilde yapması olarak açıklayabiliriz. Noavastats ve Footballstatzz 'ta bu konu ile ilgili tweetleri bulabilirsiniz.


Caner ve Gökhan ikilisi son haftalardaki örnek bek özelliklerini sergilemeye devam ediyorlar;  Caner 6 orta yaparken Gökhan 5 orta yaparak takımın bu konudaki yükünü çekiyorlar.


MAÇIN OYUNCUSU:

Beklediği haftalar yaramış, 3 gol de çok büyük bir moral oldu, Sow maçın adamı oldu. İstekli olduğunda, çalıştığında bu takımda her zaman oynayacağını herkese gösterdi.

MAÇIN HAYAL KIRIKLIĞI:

Genel taraftar kanısı zaten Cristian'ı gösteriyordu. Veriler de biraz bu tespiti destekliyor. O bölgede çok daha fazla mesafe kat eden, topla ilişiği çok daha üst düzeyde, sorumluluk sahibi, ısıran bir oyuncu profili gerekiyor.

Fenerbahçe son 4 haftayı kendine avantaj sağlayarak geçirdi. Belli ki bu takım çok gol atacak, son 7 yılın 5. haftası itibari ile en gollü sezonunu geçiriyor.



Ancak savunma zaaflarını bir an önce gidermesi gerekiyor. Gençlerbirliği karşılaşması Yanal ve Fenerbahçe'li oyuncular için ciddi bir sınav olacak. Alınacak bir galibiyet ve sonrasındaki Trabzonspor karşılaşması kazasız geçilirse kazanma alışkanlığı ile şampiyonluk yarışında iddialı noktaya gelinebilir.
Devamını oku...

18 Eylül 2013 Çarşamba

Teknik Analiz: 4. Hafta - Kasımpaşa - Fenerbahçe

Kasımpaşa karşılaşması Fenerbahçe'nin kazanma alışkanlığı edinmesi, takıma güven duygusu gelmesi açısından önemli bir dönemeçti. 90 dakikanın geneline baktığımızda karşılaşmanın oldukça zorlu geçtiğini söyleyebiliriz.

Fenerbahçe'yi teknik açıdan değerlendirmek gerekir ise;

Savunma

Bir önceki Sivas maçı ve dün akşam oynanan Kasımpaşa maçlarında yenen toplam 4 gol savunma anlayışının takım olarak henüz oturmadığını gösteren bir veri olabilir. Kişisel olarak yapılan hatalar da var elbette. Volkan'ın çok konsantre olmaması ve fizik olarak da hazır olmaması, savunma dörtlüsünün pozisyon hataları gibi etkenleri de sayabiliriz. Ancak Ersun Yanal'ın, en azından geçen seneki savunma kurgusunu, düzenini yakalaması ve hücumsal olarak da üretkenlik eklemesi gerekiyor.

Hücum:

Aşağıdaki Matchstudy grafiğinde de çok net görüldüğü gibi takım hücuma çıkarken Gökhan ve Caner'in karşı yarı sahaya geçtiğini, Selçuk'un da Alves ve Egemen'e sokularak topu oyuna sokmaya çalıştığını birkaç haftadır izliyoruz.


Bu durum oyunu karşı alana yıkmak için etkili bir yöntem olabilir gibi görünüyor. Rakip alanda topla oynama oranı da %52,70 ile geçtiğimiz haftadan (%45) daha yüksek bir değere sahip. Takım boyunun da geçen hafta ile aynı kaldığını görünce takımın blok olarak karşı alana daha fazla yığıldığını söyleyebiliriz. Önümüzdeki haftalarda bu sürecin nasıl işlediğini analiz etmeye devam edeceğiz.
Sağ ve sol bek oyuncularının ofansif anlamında bu denli öne çıkmaları ceza sahasına yapılan orta anlamında da meyveleri verecek gibi görünüyor; Caner 8 orta yaparken Gökhan'ın ise 6 orta yaptığını görüyoruz. Sağ ve sol kanatlardan toplamda 13'er orta yapılmış. Bu ortalardaki isabet oranının artması çok daha etkili hücum olanağı sağlayacaktır.

Toplam şut isabet oranına bakacak olursak %28'lik düşük bir oran ile karşılaşıyoruz. Geçen yıl bu oran % 38 ile yine düşüktü. Ancak Fenerbahçe ilk 3 hafta sonunda % 60'ı geçmiş, bu alanda zirveye oturmuştu. İsabet sayılarında da özellikle Meireles, Selçuk, oynadığı zamanlarda Topal gibi orta saha oyuncularının katkıları beklenebilir.



Hücum bölgesine pas verilerinde yine Caner ve Gökhan'ın etkin olduğunu görüyoruz. Webo ve Kuyt da bulundukları bölge itibari ile etkili göründüler ancak benim en çok dikkatimi çeken veri Alper'in sadece yarım saatlik bir süreçte hücum bölgesinde 10 isabetli pas yapması oldu. İleriki haftalarda Alper'in takıma daha fazla katkı verebileceğini düşünüyorum.



Gelelim takımın kat ettiği mesafeye; toplamda 111.9 km koşulmuş. Takımın en çok koşan oyuncusu 11 km ile Caner olmuş.  


Maçın Oyuncusu:

Caner: Takımın topla Alves ile birlikte en fazla oynayan oyuncusu. Sol kanatta sürekli gidip geldi. Aşağıdaki verilerde ceza alanına 21 top attığını görüyoruz, açık ara takım arkadaşlarından ayrıldığını görüyoruz.

Maçın Hayal Kırıklığı:

Holmen: Topla sadece 51 saniye oynamış. 15 pas, başarı oranı %86. Ceza alanına ise sadece 1 top atmış. O bölgedeki oyuncunun çok daha fazla insiyatif alması gerekiyor. Tabiki maç eksiği olduğu söylenebilir, zamana ihtiyacı var denilebilir. Ancak taraftar Holmenden minimum geçen haftaki performansı bekliyor.


Dün akşam bu karşılaşmayı canlı gözlerle izleme şansım oldu. Sahada henüz takım gibi hareket eden bir grup göremedim. Ancak kötü oyunda bile oyunu bozma arzusu, takımın önemli  bir kısmının minimum 10 km koşmasını ve son dakikada da olsa golü aramasını olumlu yanlar olarak söyleyebilirim.
Devamını oku...

3 Eylül 2013 Salı

Teknik Analiz: 3. Hafta - Fenerbahçe - Sivasspor

Fenerbahçe karışık bir süreçten geçiyor. Bu sıkıntılı süreçte de özellikle tepkileri üzerine çeken Ersun Yanal için Sivasspor maçı ayrı bir önem teşkil ediyordu. Açıkçası taraftar da tribüne karşısında nasıl bir Fenerbahçe bulacağını bilmeden gitti. Holmen'in lisansının çıkması herkeste bir beklenti yarattı. Sanıyorum ilk karşılaşma itibari ile de bu beklentileri fazlasıyla karşıladığını söyleyebiliriz.

Fenerbahçe diziliş olarak 4-2-3-1 ile başladı. Kuyt daha önce çok verim alınamadığı sol kanatta, Emenike ise sağ kanatta başlarken, top dağıtmak, pas bağlantılarını güçlendirmek için de ortalarında Holmen'i gördük. İleri uçta da Webo.

Fenerbahçe, karşılaşmaya şaşırtıcı bir şekilde ısıran, baskı yapan ve oyunu karşı yarı sahada oynamaya çalışan bir istek ile başladı.

Sol ve sağ bekler Caner ve Gökhan'ın Fenerbahçe hücumlarında öne çıkması ve Selçuk'un da atak başlangıçları için geriye gelip top alması ile formasyonun adeta 3-4-3'e döndüğünü gördük.

Aşağıda Gökhan ve Caner'in oyunu ne kadar önde kabul ettiğini görebiliyoruz. Ayrıca takımın boyunda kısalma var, Eskişehir karşılaşmasında 38 metre olan takım boyu bu karşılaşmada 35 metreye düşmüş ve rakip alanda topla oynama yüzdesi %45'e yükselmiş. Pas başarı oranı da %82'den %85'e yükselmiş, bunlar olumlu istatistikler.




Holmen'in takıma ayrı bir hava getirdiği bir gerçek. İlk yarı koşu mesafelerine baktığımızda sahada en çok koşan oyuncunun 6.503 metre ile Holmen olduğunu görüyoruz;




Oyunda kaldığı 82 dakika içinde 1' 31'' topla buluşarak toplamda 24 pas yapmış ve bu pasların %87.50'sini olumlu kullanmış. Bu istatistikler, çok uzun süre oynamayan bir oyuncu için olumlu istatistikler.


Dikkat çekici bir diğer isim de Kuyt oldu. Pozisyon bilgisi, tecrübesi ve hırsı ile sol kanatta da faydalı olabileceğini gösterdi. 2' 36'' topla oynadığını görüyoruz. Ofansif oyuncular içinde topla en fazla oynayan ve en fazla pas yapan oyuncu oldu; toplamda 43 pas yaparken başarı oranı ise %81.40

Ayrıca ceza alanına pas ve top sürme istatistiğinde de çok aktif olduğunu görüyoruz.

Matchstudy'e göre maçın istatistiksel açıdan 3 oyuncusu; Kuyt, Meireles ve Gökhan.

 

Meireles belki çok göz önünde değildi, direkt sonuca gidecek hamleler yapmamış gibi görünmüş olabilir, ancak orta sahada ana pas istasyonlarından biriydi. Toplam koşu mesefesi de 11.545 metre ile Fenerbahçe'nin en çok koşan 3. oyuncusu konumunda.


Maç sonucunda Fenerbahçe'de en çok koşan üç futbolcu koşu mesafeleri de şu şekilde;


Bu tablodan Fenerbahçe'nin genel olarak diri bir 90 dakika çıkarttığını söyleyebiliriz. Meireles ve Selçuk'un 11 km'nin üzerinde koşuları, yine aynı şekilde sol bek Caner'in 11 km'nin üzerinde koşu mesafesi, Sağ bek Gökhan'ın fizik olarak henüz üst seviyede olmasa da pas alışverişlerinde üst seviye olması (53/40 pas), ceza sahasına 6 girişim yapması, Emenike'nin ceza alanı içine 5 kere yaptığı girişim bu tabloyu ortaya çıkartıyor.

Tempolu oyunu zaman zaman kaybetmesi, ikinci yarıda savunmada yaşanan yerleşim hataları ve Volkan'ın yediği iki gol Fenerbahçe'nin eksikleri olarak göze çarpıyor. 

Bu galibiyet ve oynanan etkili oyun taraftarı mutlu etmiş görünüyor, önümüzdeki süreçte bu takımın daha fazla tempo yapıp daha önde oynayacağını düşünüyorum.


Devamını oku...

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Moneyball: Fenerbahçe bu sezon kaç gol atar?


En az Football Manager kadar tartışıldı Moneyball'un futbola getirebileceği bakış açısı.
Biliyorum, futbol istatistikten ibaret değildir. Ama bazı kritik istatistikleri arzu ettiğin istikamete götürebilirsen, pekâla skorborda +1 yazdırabilirsin. Artan örneklerini görmekteyiz nitekim.



Filmde beyzbol oynuyorlar ve aslında zafere götüren istatistikler bazı formüller ve detaylarda gizli.
Biz sadede, yani sonuca gelelim filmin güzel hatıralarını bir kenara bırakıp. Siz mutlaka izleyin ama, tartışalım.

Geçen sezon başıydı yanılmıyorsam; Twitter'da @Bill_Shankly_ Fenerbahçe mevcut kadrosu/muhtemel 11'inden bir "Kim kaç gol atar totosu" yapmıştı ve maalesef tutturmuştu.

Bu sezon için kendisinden bir ricada bulundum ama sağolsun bana el verdi.

Oynayalım bakalım.

Futbolcuların kariyer ortalamaları üzerinden bir tahmin yapmak çok daha kolay olacaktır.
İdeal 11 ile bir A takım yapıp, B takım oyuncularını daha düşük bir beklenti ile toplayalım, bakalım ne çıkacak.


Gelelim yorumlara:
  • İdeal 11'e fazla takılmayın rica ederim, zira bu orta saha rotasyonu ile ideali bulmak oldukça zor. Satılması gündemde değilse, 10 Milyon €'luk Meireles'in oynayacağını varsaydım sadece.
  • Kariyer ortalamasından düşük tahmin de, yüksek tahmin de var totoda. Takım kimyası faktörü.
  • Yük ileri 3'lünün omuzlarında, 42 gol beklentim var.
  • Ardından orta saha ordusu geliyor. Salih ile beraber 7 oyuncudan 21 gol bekliyorum totoda.
  • Defans hattı belki daha iyisini yapabilir, 6 oyuncuya 11 gol yazmışım.
  • Mevcut kadroya göre oynandı bu toto ve santrfor transferi olursa revize edilir muhtemelen.
79 golle şampiyon olabilir miyiz?
Bilemiyorum, 90 golle olamamışlığımız var.

Buyrunuz son 10 sezon:

100. yıl şampiyonluğu hariç, 3 şampiyonluk ortalamamız 80'in üstünde.

Bilhassa son 2 sezondur ciddi kısırlık çektiğimiz doğru.

Tekrar soralım, 79 gol bizi şampiyon yapar mı?
Daha az yersek evet.

İşte futbol bu kadar basit;)

Şimdi bekleyelim golcü transferini ve totoyu o gün geldiğinde revize edelim.

Sezon sonunda cimri davrandığıma kanaat getirmek ümidiyle.

Dipnot: Kuyt'ı istemeyenler ve/veya merkezde oynamasını isteyenler var. Yerine sağ kanatta aynı skor katkısını yapabilecek biri varsa ne alâ. Değilse ve kanatlarda çalım atan, sıfıra inip Novak etkisi yaratacak birileri arıyorsanız, hayal kuruyorsunuz. Aynı şey sol forvet olarak oynayan Sow için de geçerli. Arz ederim.

Devamını oku...