Fenerbahçe Taraftarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe Taraftarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2012 Perşembe

Hatalar zincirini kırmak


Sonucu eleştirmek kolay. Ancak benim tarzım mümkün olduğunca isimlere odaklanmadan, fikri/zihniyeti yorumlamak.

Balık baştan kokar. Biz de oradan balayalım.

Başkan, Aziz Yıldırım:

Yargıtay süreci ve şirketleri üzerindeki baskılardan ötürü; kulübe, özellikle futbol takımına fazla odaklanamadığını belirtelim önce.

İşleri daha çok kardeşi Ali Yıldırım'a devretti bu nedenle.
Transfer sezonunu düşünürsek, iyi mi yaptı, kötü mü, karar sizin.

Ancak Başkan'ın tahliye olduktan sonraki faaliyetlerinden ziyade, 3 Temmuz 2011 öncesi yaptıklarına bakmak lazım. Zira, bugün kimi yerde o tohumların kötü meyvelerini de yemekteyiz.

Hoca, Aykut Kocaman:

Madde madde yazalım bunu.


  • Bir kadro planlaması muhakkak vardı. Ama anlaşılan tutmadı. Müdahil olanları ya da engelleri bertaraf etmeliydi. Ya da kalkan olmamalıydı, transfer konusunda mesela. Egemen ve Krasic'i Aykut Hoca mı aldı acaba?
  • Belki de, kronik hastalığımız bu denli aşikarken, sezona daha erken başlamalı ve ciddi rakiplerle test etmeliydi, planındaki tüm şablon ve dizilişleri.
  • Attığı her adımda kararlı olmalıydı. Öyleydiyse, takıma yansıtmalıydı.
  • Duygusallık. Üzgün Hoca. Üzülebilir ama hakkı yok buna. Herkes ağzına bakarken, kaya gibi durmak zorunda.
  • Saha içinde direksiyonu alamadı eline hiç. Tabiri caizse proaktif rol alamadı. Örneğin; 3 kez 10 kişi takımlara mücadele ederken, bir kez bile 3'lü savunmaya dönüp, taşları yerinden oynatmadı.
  • Hazır futbolcuyu oynatma sevdasına, olmayacak duaya amin dedi sıkça. Mesela; Topal-Selçuk olmaz, olamaz yan yana. 
  • Emre ve Alex konuları. İkisinde de prensip olarak haklı buluyorum. Ama her ikisini de daha iyi yönetebilirdi Hoca.
Uzatmayalım daha fazla, detaylara girmiyorum zaten. Yukarıdaki başlıklar çok daha önemli bence.

Kaptan, Alex de Souza:

Son kahramanım. Futbol ilahı. Benim gözlerimin gördüğü en büyük futbolcu.
Son 8 yılda, bilhassa finallerde ve final süreçlerinde daha fazla itekleyebilirdi takımı saha içinde. 

Ve son olayda, örnek olması gerekirdi; sebebi ne olursa olsun, susmalıydı. Bırakın bir futbolcunun hiyerarşideki rolünü, o, tüm takıma örnek olacak bir kaptan, bir idoldü.

Vereceği en ufak tepkinin, asacağı suratın, takım içinde nelere sebep olabileceğini hesap etmesi gerekirdi.

Özetle; haklıysa bile, bu şekilde haksız duruma düşmemeliydi.

Fenerbahçe taraftarı:

Türkiye'de birçok açıdan eşi benzeri yok.
Tutkusu, tutkunun yurda dağılımı ve yoğunluğu en üst düzeyde olan taraftar grubu.

Ama işte o tutku; bir darbeye bile karşı koyabilirken, aynı oranda takımına da zarar verebiliyor.

Örnek mi? Vaslui maçı 15. dk. Yeni transfer Mehmet Topal'ın ilk ya da ikinci pas hatasında "Höööleyen" tribünler.

Takım kötü oynayabilir. Ama şu bir gerçek ki tribünlerin homurdanması, takımı iyiye değil, kötüye götürecektir.

Yani maç raporunda, negatif etkenlerden biri konumuna düşecektir taraftar.

Ayrıca son dönemde Başkan, Hoca ve bazı oyuncular üzerinde merhamet ve şefkatten uzak yorumlar yapıldı.
Bu hangi oyuncu/yönetici grubuna iyi gelebilir ki?

Kimsenin Fenerbahçeliliği'ni sorgulamak bana düşmez, kulübü için neler yaptığını, yapacağını ve ne kadar sevdiğini.
Ancak bir gerçek var;

Saha içi ve dışı negatif enerji, bir spor kulübüne, hele hele Fenerbahçe'ye iyi gelmez.

Ha bu nasıl bertaraf edilebilirdi?
Burada da yönetime iş düşmez miydi derseniz, haklısınız.

Bu gibi durumlarda bir lider arar gözler, yürekler.

Maalesef yoktu.

Ama bizde de otokontrol yoktu, kabul edelim.

Ve Futbolcular:

Tüm dış etkenler, ne kadar negatif olursa olsun; sahadaki futbolcunun bireysel sorumluluğu, olumsuzluklara direnç göstermek ve bulunduğu o psikolojik durumdan çıkmaktır.

Şunu demek istiyorum; 

Süper Kupa maçı örneğin. Rakip önde bastı ve orta sahayı geçemedik bir süre.
Takım sindi.
Bocaladı.
Eli ayapına dolaştı.

Buna hakkı yok.
Profesyonel bir futbolcunun, düştüğü her şart ve durumdan kendisine ve takımına bir çıkış yolu bulması gerekir, biçare elleri belinde kaderini bekleyemez.

Bu durum, Kadıköy'de tribünler homurdadığında da geçerli. Her ne kadar tribünlerin homurdanmaması gerekse de, futbolcunun da o atmosferin yarattığı olumsuz psikolojiden kendini çıkarması gerekir. 

Zira, profesyonellik sadece antreman ve maç yapmaktan ibaret değil.


Görüldüğü gibi; 

Gelinen noktada benim, sizin, onların,
Herkesin yanlışları var.

Bir hatalar zinciri.
Baştan sona,
Büyükten küçüğe.

Ne zaman hep beraber bu hatalar zincirini kırmaya and içeriz, o zaman bahar gelir.

Tabi, bence.



Devamını oku...

10 Eylül 2011 Cumartesi

Yorumsuz kareler #16

Devamını oku...

Conviction




Hilary Swank'in başrolü Sam Rockwell ile paylaştığı, yaşanmış bir olaydan esinlenilen, 2010 yapımı Conviction adlı filmi izliyor gibiyim 3 Temmuz'dan beri.




Bir tarafta suçsuz olan ama müebbet hapise mahkum edilen masum bir adam. Kenny Waters.


Diğer yanda kardeşinin masumiyetine sonuna kadar inanan ve uğrunda tüm hayatını, eşini ve çocuklarını feda edip onu savunmak için hukuk fakültesini bitirerek avukat olan bir kadın. Betty Anne Waters.


Masumiyet, inanç, sevgi, azim..


İzlemeyenler kızmasın bana ama; filmin sonu tahmin edildiği gibi bitiyor. Kenny'yi savunmak için hukuk fakültesini bitiren Betty Anne, kardeşini müebbet hapisten kurtarıyor.


Tabii ki bu benim iki satırda yazdığım kadar kolay olmuyor. Zafer yolunda çekilen acılar, hayal kırıklıkları ve drama, izlediğinizde şahit olacaksınız.




Bizim hikayemizle ortak yanını açıklamaya gerek yok sanırım.


Büyük bir rant operasyonuna kurban edilen Aziz Yıldırım ile Fenerbahçeli yöneticiler ve tam 70 gündür onların masumiyetine, tüm alehte faaliyetlere rağmen inanan Fenerbahçe taraftarı.


Türlü şekillerde tezahür eden dezinformasyona, tahrik ve kamuoyu vicdanına yapılan tecavüze rağmen; Fenerbahçe taraftarı tape, fezleke, iddianame peşinde.


Satır satır, hece hece,
Bitmedi, gündüz gece..
Araştırıyor.
Kim?
Neden?
Nasıl, diye.


"Ver, kurtul!" diyen delikanlılığın kitabını tersten yazmış muhterislere rağmen,
Baskıya, tehdide, cezaya, psikolojik yıldırma taktiklerine rağmen..

Fenerbahçe ve Fenerbahçe Taraftarı vazgeçmiyor, pes etmiyor.



Tape, fezleke, iddianame..
Avukat da olacağız bu gidişle.


Geç gelen adalet gönülleri asla feth etmeyecek,
Ancak Metris'teki Fenerbahçeliler'in masumiyeti er geç ilan edilecek.


Filmdeki kadar uzun olmasın ama bizim filmimiz de en kısa sürede mutlu sonla bitsin inşallah.




Ve biliyor musunuz; filmin sonunda Kenny, özgür kaldığı için değil, onu bu kadar seven ve özgürlüğü uğruna ömrünü adayan bir kardeşi olduğu için mutlu oluyor.


Peki; Aziz Yıldırım Metris'ten dışarı adımını atar atmaz, Fenerbahçe taraftarını gördüğünde gözlerindeki parıltıyı hayal edebiliyor musunuz?







Devamını oku...

4 Eylül 2011 Pazar

Bu, resmen Bir Halk Hareketidir artık!!!


Yüzbinler taraftar kartına kavuşuyor.
1 (bir) günde, 1 (bir) Fenerium mağazasında 1.000.000 TL'den fazla ciro elde ediliyor.
Hafta başında seyircisiz maçlar için hatıra biletleri satışa çıkacak ve yine kuyruk olacak.



Bugünlerde Fenerbahçe taraftarının kulübüne olan desteği çarpıcı boyutlara ulaştı malumunuz.

Elbette taraftarın yaratacağı maddi kaynak bir Şampiyonlar Ligi geliri etmeyecektir, en azından şu kısa sürede; ancak çok daha farklı ve önemli bir katkısı var bu seferberlik halinin.

İnsanoğlu tuhaftır ya;

En çok emek verdiği şeyleri sahiplenir.

Bugün açığa çıkan bu enerjinin sonucu milyon liralardan ziyade, taraftarının tüm yurtta bu davayı sahiplendiği gösteriyor olmasıdır.

Ki Fenerbahçe ve geleceği için en kıymetli yanı da budur.

Harçlıklarından ve zamanlarından Fenerbahçe lehine fedakarlık yapan her taraftar; Fenerbahçe yolunda, davasının arkasında olduğunu bir kez daha haykırırken, bu davanın yıllar da sürse takipçisi olacağının da müjdesini veriyor bir yandan.

İşte bu; Türkiye'de süre gelen davalardan oldukça farklı bir durum arz ediyor.


Taraftar, yani Halk; davasına sahip çıkıyor.

Bunun için sokağa çıkıyor.
Para harcıyor.
Mesai veriyor.
Kafa yoruyor.

Bırakın formanın rengini, daha fazla aptallık edip kendinizi küçük düşürmeyin;


Bu artık, düpedüz bir Halk Hareketidir!


Ve unutmayın, HALK daima kazanır!





Devamını oku...

22 Temmuz 2011 Cuma

"Liboş" Fenerbahçe taraftarlarına mektup




Radyoda, televizyonda..
Bloglarda, twitterda..
Profesyonel veya amatör..
Ekmek parası için ya da sesini duyurmak için..

Her neredeyse ve her kimse;

Çubukluyu bir kez sırtına geçirmiş olması, bir kere Yaşa Fenerbahçe diye haykırmış olması yeterli,
Fenerbahçeli'yse kısaca!

Bugün;

Objektif sularda yüzmenin, ekmek parası için boyun eğmenin, yaranmanın, illa billa bildiğini söylemenin, ben demiştim demenin, "fan"larını ürkütmemek için en kibar deyişle kıvırmanın..

.. zamanı değil..

Bugün;

Tek amaç uğruna safları sıklaştırmanın, birlik olmanın, kenetlenmenin zamanı.

Konu Aziz Yıldırım değil, Şekip Mosturoğlu değil..
Konu Fenerbahçe Başkanı, Asbaşkanı..

Kulübüne, beğensen de beğenmesen de çağ atlatan bir başkan..

Yıllardır Fenerbahçe düşmanlığını ekip biçenlerin hasat zamanında sen ne yapacaksın?

Ben demiştim zaten mi?
Suçlu kimse cezasını çeksin mi?

Görmez miin tezgahı?
Ya da anlamaz mısın?
Ya da ayıramaz mısın?

Nedir senin üst kimliğin?

Ali mi Veli mi Hayri mi?

Yoksa Fenerbahçe mi?

İyi günlerde sancak tutmak için kötü günlerde tuvaletleri temizlemek gerekir unutmayın!

Fenerbahçeli olduğunuzu unutmayın!

Davanıza sahip çıkın ve Fenerbahçe'yi satmayın!

En iyi siz bilirsiniz, zira; unutmaz Fenerbahçeli, asla unutmaz!

Sonra sizi aralarına alır diye kapılıp yalnız kalmayın!
Devamını oku...

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Sirp askeri miydi o hanceri tutan gercekten?

Haftalarca donen tezgaha, tum tahriklere ragmen tek bir kufur etmedi Fenerbahce taraftari, yabanci cisim atmadi, raki siselerinin siradan oldugu ligimizde..
Sustu; asaletinden, tutkusundan, sevgisinden sustu ofkesiyle bogmak yerine..

"11 Eylul'den bozma 3 Temmuz yalani" indirirken maskesini azar azar, direncini toplayip yeniden ringe donunce Fenerbahce taraftari; buyuttugu, karanlik odalarda besledigi ofkesini kusmak icin bir damla "gozyasi" ve bir isaret fisegini bekliyor

Durun!
Sakin olun!

Desen ne fayda?

Unutmayin 31'ciler,
Bugun yargisiz infaz yapiyorsunuz ya hani;
Bugunun yarini da var ya ne de olsa,

Dikkat edin, tuttugunuz "takimlardan" olmayin sonra!!!

Devamını oku...