Süper Kupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süper Kupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2014 Pazar

Maç önü notları: Süper Kupa


Muhtemel 11'ler yukarıda. İki takım için de başka seçenek yok gibi. Hemen yorumlayalım:

Bu formasyon, oyuncu grubu ve karakteristikleri ile, maçın berabere gittiği anlarda topun Galatasaray'da daha fazla kalması beklenir. Erken bir gol olmazsa, maç sonunda %55 - %45 gibi bir tabloyla karşılaşabiliriz.

Galatasaray'da hücum bağlantılarını Sneijder'den çok, zaman zaman kanat değiştirecek olan Olcan yapacaktır. Tempolu ve topla oynamayı seviyor. Ancak oyun görüşü zayıf olduğu için top kayıpları Fenerbahçe için kontra fırsatı yaratabilir.

Yasin'i Selçuk'un paslarıyla Alves & Caner'in arkasına kaçırmaya çalışacaklar. Galatasaray'ın oyun içinde avantaj sağlayabileceği bir cast ve senaryo bu.

Sneijder en verimli olduğu alan ve rolde çıkacak Prandelli ile. Olcan, Melo ve Selçuk top yaparken o muhtemelen saklanacak ve ceza yayı çevresinde gol arayacak. Ki bu Sneijder'in uzmanlık alanı, Bekir uyumamalı.

Galatasaray savunması da Fenerbahçe'nin hücum üçlüsü karşısında terleyecek. Emenike formda döndü ve Galatasaray tandemi için pozisyon/kart tehdidi bu. Sow ile Kuyt da artık pozisyonlarına ve rollerine yapışmış oyuncular. Pas alışverişi ve üretkenlikleri zayıf olsa da, Fenerbahçe'nin en formda bölgesi durumundalar.

Berabere giden sete set maçta; Galatasaray, Selçuk ile Burak & Yasin'i savunma arkasına kaçırmayı, Olcan ile verkaç ve cepheden şutu, Sneijder'in gol arayan saklambaçını, Veysel ile defansı üçleyip, Telles'i çizgiye indirmeyi deneyecektir. Fenerbahçe'nin menüsü daha dar ama fiziksel gücü her mücadelede lehine.

Galatasaray'ın ikinci şansı Bruma, Fenerbahçe'nin ise Alper olacaktır. Forvet sayısını artırmak gerektiğinde Umut ve Webo hazır.

Zemin kötü, yerden oynayan takımı bozabilir. (Topal'dan da çekiniyorum) Oyun orta saha ve fizik mücadelesine kalırsa Fenerbahçe avantajlı. Topu teslim etmemeli.

Ama derbi bu, çöpe attırır tüm yazıları.
Fenerbahçe kazansın.
İnşallah. Maşallah. Amin.


 #250

Devamını oku...

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Süper Kupa: Galatasaray - Fenerbahçe: 1-0: 120 dakikalık işkence





İlk 30'da oyunda üstün olduğumuz, sonrasında 10 kişi kalana kadar üstünlüğü verdiğimiz, 10 kişi kaldıktan geri düşene kadar da kontrolü tamamen kaybettiğimiz bir maç. Yine reaksiyon takımı kimliğinden kurtulamamak ve 120 dakikada planlı programlı bir şekilde oynayabildiğimiz toplamda 30 dakikanın olması. Rakip Galatasaray olunca daha da çok göze batıyor haliyle. Üstelik rakip bu kadar kötü durumdayken bu oyun çok büyük soru işaretleri yaratacaktır.

İLK YARIM SAAT

Benim kafamdaki ideal 11 olmamasına rağmen oyuna iyi başladığımızı söylemek yanlış olmaz. Tempo düşüktü ve oyun bizim alışılmış pas karakterimize çok müsaitti. Bu sürede rakibe çok fazla alan bırakmadık. Daha 30. saniyede Bekir'in, 3. dakikada da Alves'in geriden attığı uzun toplar aşağı yukarı oyun planımızın nasıl gelişeceğinin göstergesiydi. Mehmet Topal'ın bu esnada hep iki stoperin arasına gelmesi ve beklerin oyuna katılımıyla birlikte daha çok bir 3'lü savunma takımı gibiydik. Kuyt ve Sow'un gezgin yardımcı santrafor rolleriyle de 3-4-3'ü andıran bir takım vardı sahada.

Bu süreç içerisinde rakibin bir tek Mehmet Topuz'un bireysel hatasından kaynaklanan bir pozisyonu var. Mert bu pozisyonu mükemmel bir şekilde engelledi ve maç içerisindeki çıkarttığı sayısız kritik toplarda da bu pozisyonun özgüvenini artırdığını söylemek gerek. 4 dakika sonrasında Sow'un ayaklarının birbirine dolanmasıyla da enerjmiz düştü ve seken hiçbir topu alamamaya başladık.

10 KİŞİ KALANA DEK

Oyun anlamında sahaya hiçbir şey koyamadığımız bir bölüm oldu. Merkez orta saha bolluğunda Meireles'in bir maç eksik olması bize bu kadar pahalıya patlıyorsa o zaman aynı sertliği sahaya koyabilecek Holmen'in neden lisansında bu kadar gecikildiğine ve neden eldeki fazla yabancıların gönderilemediğine değinmek gerek. Cristian 30'dan sonra sahadan resmen kayboldu, Emre pres yapmayı bıraktı ve ön alana da atılan her top rakip savunmadan sekip geri geldi. İleri üçlü de arkadan destek gelmeyince sadece uzun toplara koşup kendilerini hırpaladı. Cristian'ın ve ileri üçlümüzün pas tercihlerinde yaptıkları hatalar da baskıya davetiye çıkartan diğer etkenlerden.

Rakip biz çıkmayınca doğal olarak daha çok topla oynayıp, daha çok kalemize gelmeye başladı. Bruno Alves'in kritik müdahaleleri ve Mert'in kurtarışlarıyla hasar görmeden ilk dalgayı atlattık. Alves'in önce amatörce gördüğü ilk sarı, ardından da Emre'nin lüzumsuz bir şekilde 3 kişinin arasına girdiği topta kontrayı kesmek için yaptığı canhıraş müdahaleden gördüğü ikinci sarıyla da gardımız tamamen düştü.

MERT GÜNOK

Volkan'ın yokluğunda kendisine güvenmeyenler, "yerini dolduramaz" diyenlerin yüzünü kara çıkartmakla kalmayıp, kendisine güvenenlere de haklı bir gurur yaşattı. Bugünün belki de takım adına tek ve en büyük kazancı oldu. Benim kişisel görüşüm Volkan'dan çok daha büyük bir potansiyele sahip olduğu ve sürekli forma şansı verilirse mutlaka formayı alabileceği yönünde. Kendisini hazır tutmuş olması en büyük artısıydı bugün Mert'in. Kocaman bir bravo.

KIRMIZI KARTTAN SONRASI

Genellikle takım bir kişi eksik kalınca teknik direktörler oyuna müdahale etme ihtiyacı duyarlar. Ersun Hoca Alves atıldıktan sonra değişiklik yapmak için bir hayli bekledi. Topal'ı stopere çekerek 4-4-1'e döndük ama bu Emre etkisizken orta sahayı tamamen rakibe teslim etmek anlamına geldi. Kadlec-Webo değişikliğiyle birlikte Topal orta sahaya dönünce nispeten daha etkili olduk ama Kuyt'ın solda, Alper'in sağda olduğu bir düzenin bize pek bir faydası olmadığını ilk Salzburg maçında zaten görmüştük. Caner değişikliğinin gecikmesi ise teknik heyet adına eksi puan. Topla çıkmayı veya yerden oynamayı deneyen tek oyuncu Alper'ken, bir ikincisinin bize çok artısı olurdu.

ARTILAR

Mert'i uzunca yazdım, zira maçın adamıydı kendisi. Bunun dışında atılana kadar Alves'in yine savunma liderliğini eksiksiz yerine getirdiğine değinmek gerek. Hasan Ali'nin sol bek performansı, Kadlec'in de stoperde rahatlıkla görev yapabileceğini göstermesi artılarımız. Alper'in de yanında Meireles sertliğinde bir oyuncu olunca daha dirençli ve rahat bir şekilde ileri çıkışlarını artıracağı gerçeği var. Bunları bir kenara yazıp, üstlerine eğilmek gerek.

EKSİLER

30'dan sonra düşen Emre ve Cristian ve kötü tercihler yapan ileri üçlümüz. Kuyt da Webo da bugün kötü pas tercihleri yaptılar. Sow da tamam pozisyonlara girdi ama onun da maksimum fayda sağladığını söylemek güç. Bir de Mehmet Topuz konusu var ki, o da Kayserispor'da merkez orta saha oynayan bir oyuncu sağ bekte ne kadar iyi oynayabilirse o kadar iyi oynuyor. Alternatifsizlik umarım canımızı yakmaz demiştim ama yaktı ve Gökhan dönene kadar da yakmaya devam edecekmiş gibi görünüyor.

CRISTIAN VE EMRE

Cristian konusunda fikirlerim belli ve hiçbir değişiklik yok bu konuda. Salzburg maçında da 30 dakika oynadı, bugün de ilk 30 dakika biraz oyunda gözüktü. Sanki çok iyi oynuyormuş da adaletsiz bir şekilde oyundan çıkmışçasına koyduğu tavır hiç hoş değil. Başkası yapsa yemediği laf kalmamıştı. Profesyonelliğe yakışan bir durum değil bu. Kendisini toparlamalı, çünkü futbolda, özellikle de saha içinde duygusallığa pek yer yok.

Emre ise sakatlıktan yeni çıkıp oynadığı için yetersiz kalması normal, ama yüzde yüzünü veremeyecekse oynamamasında fayda var. Emre sağlıklıyken takım için faydalı ama kuvveti yerinde değilken de faydadan çok zararı var. Alves'in kırmızısından önce kaptırdığı top ve maç içerisindeki tercih hataları da bunlara örnek. Sağlıklı ve zinde bir Emre zaten formayı kaptırmaz, ama kendisi gibi değilken de yedek kalabilmeli. Hadi bu maç alternatifsizlikler vardı, ama bundan sonrası için bazı şeyleri düşünmek gerek.

TEKNİK EKİP

Ersun Hoca'nın oyuna müdahelelerinin açıkçası bende hayal kırıklığı yaşattığını söylemem gerek. Tamam, bu üçüncü resmi maçıydı ama takımla sürekli çalışan da kendisi. Bazı şeyleri daha net görmesini ve hamle etmesini beklerdim. Umarım bu yenilgiyi ve yenilgi bağıra bağıra gelirken nelerin ters gittiğini dikkatlice gözden geçirir ve bu hatalardan ders alır. Zira oturduğu koltukta her kim oturuyor olursa olsun hata yapma lüksü bildiğiniz gibi pek yoktur.

SONUÇ

Resmen işkence olan bir 120 dakika izledik. Rakip bu kadar kötüyken bizim sadece 30 dakika diri görünmemiz ve hata yapmaya çok müsait olan savunmalarına ancak geriye düştükten sonra yüklenmeyi akıl edebilmemiz düşündürücü. Her şey reaksiyon demek değildir. Maç içinde geri düşüp maçı çevirmek belki kulağa da güzel geliyor olabilir ama biz 3 sezondur ciddi şekilde geriye düşüyoruz ve sadece bir sezonda, onda da çok çok ekstra bir performansla rakibi yakalayıp ipi göğüslemeyi başardık. Hatalardan ne kadar erken dönülürse o kadar bizim yararımıza olur. Belki eksikler dönünce işler rayına girecektir, ama Fenerbahçe'nin böyle etkisiz ve silik bir karakter koymasının bahanesi olamaz, olmamalı.
Devamını oku...