islam çupi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
islam çupi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2013 Pazartesi

İslam Baba'dan: " Futbolumuzun dünü, bugünü"


Türkiye "ihraç kotasına" yıldız futbolcu koyamadığı sürece‚ bu oyunda evrensel boyutlara erişmesi mümkün değildir.
Türkiye´de "erkek çocuk" futbol oynamak için doğar. Çocuk elini ayağını bir "oyuna sürme" ihtiyacına erince‚ mutlaka şehirlerde kalmış bir açıklıkta meşin yuvarlağın peşinde sihirlenir.

40 yıl 50 yıl önce "ailenin büyükleri" erkek çocuklarının futbolcu olmasını istemezlerdi."Okumak ve adam olmak" ailelerin bir numaralı hedefi idi‚ çocukları için... Futbolcu olmak "serseriliğin ilk aşaması" idi ve bu etabı yeni "delilikler" takip ederdi.Çünkü yarım asır önce‚ "çuval çuval" para yoktu futbolcuya...

Şimdi durum "tersine" dönmüştür futbolcu için...

Türkiye´de hiç bir iş kolu "futbol" gibi kısa sürede bu kadar "para yumurtlamamakta" ve bu işi yapanı dört beş yılda milyoner veya trilyader edememektedir.Yarım asır önce çocuğu futbol oynadığı için horlayan hırpalayan "aile büyükleri" ‚ şimdi topu milli piyangonun üstünde bir "servet kasası" görmekte‚ futbol sahalarına yönelen evlatlarını dışlamak yerine teşvik etmektedir‚ bilakis...Babalar şimdi futbolu "bir koy on al" diyen bir fırdöndü aletinin yüzbin kat önündeki "ikramiye çıkaran" bir araç olarak görmekte‚ hiç niyetli olmayan erkek çocukları bile‚ "topa" sevketmek için çeşitli vesilelere "çanak" tutmaktadır.
Benim gözlemim şudur...

50 yıl önceki nesil "ana - baba uyumu" bakımından‚ şehirlerin oksijen ve yeşillik oranında daha "özgürcü olması" yönünden‚ futbolculuk daha kalite ve usta işi ürünler verirdi.Şimdi akraba evlilikleri ve göçlerin sebep olduğu "karışık nikahlar" ‚üstüne üstlük şehirlerin hem arsa hem oksijen olarak müthiş bir gerilemeye uğraması‚ "futbolcu modeline" müthiş bir erozyon getirmiştir.

Türkiye yabancı oyuncu ve antrenör konusunda daha "akli bir sınırlandırma" kullanmazsa‚ mevcut futbol okulları ve alt yapı tesislerine bina ve bol saha dışında "daha doyurucu" bir eğitim müfredatı koyup kaliteli mal üretmezse‚ biz futbolda ülke olarak ne evrensel bir iddiacı oluruz‚ ne de "ihraç kotasına" futbolcu koyabiliriz...

Bu neslin "Avrupa´ya gitmeye en layık oyuncusu" Sergen´e bakınız.Kıyafet olarak‚ lisan olarak‚ futboldaki form ve ciddiyet olarak "Trakya dışına" çıkma gibi "bir adım atma" niyeti var mı ?..

Yok gibi...

Çünkü Türkiye´nin futbolcu olarak en yüksek parasını alıyor. Hem "top" oynuyor‚ hem dilediği gibi gezip tozuyor. İdmana istediği zaman çıkıyor‚ çıkmıyor.Ne yapsa ne yapmasa Türkiye´nin futbolda "kral" adamı...Enayi mi ? Türkiye dışına çıkıp "vatandaşlık" arasın...

İslam Çupi, 1997.
Devamını oku...

17 Mart 2013 Pazar

İslam Baba'dan: "Dünya dönüyorken futbolumuz ve hakemliğimiz"


Fransa 98 Dünya Kupası Finallerinde düdük öttürecek 34 orta hakem ve bayrak kaldıracak 29 yan hakem arasında‚ hiçbir Türk´ün bulunmamasına ne buyrulur ?

Türk milli takımı 96 Avrupa Şampiyonası finaline giderek‚ Türkiye´nin 1954 dünya kupası nihai oyunlara katılışının 42 yıl sonrasında bir rekorunu egale ederken ülkece yaptığımız bayram‚ hakemler söz konusu olduğunda neden mateme dönmüyor? 

30 - 40 yıl önce arada sırada çıkış yeri ve sebebi bir türlü kestirilemiyen sesler gelirdi‚ Türkiye´nin kulaklarına...
"Türk hakemliği futbolumuzdan 10 yıl ileride" diye..
Türk futbolu bir Lefter yetiştirmişti ama‚ Türk hakemliği bir Ellis yetiştirememişti.
Buna rağmen birlikte bağırır olduk...
"Türk hakemliği Türk futbolundan 10 yıl ileride" diye...

Türk futbolcusu ile Türk hakemini rodajda yarıştırarak bugünlere geldik.Futbolcumuzun cebine çok öncesinden çok para koyup onu kaşelenmiş profesyonel yaptık.5 - 6 yıldır hakemlerin cebine‚ futbolcu kadar olmasa bile tomarlar koyarak düdük çalmayı hobi konumundan çıkarıp meslek haline getirdik.

Spor yazarları bazı hakemleri kalemlerinin en üst köşelerine koyarken‚ çoğunluğunu yerin dibi şeklinde adresliyorlar.
Spor yazarları sevdiği futbolcuları tutkunu olduğu takımlardan seçerken‚ renklerine göre tasnif koyuyorlar orta yere...
Hakemlerin ise rengi siyah... Not vermek için siyahın tonlarını mı kullanıyorlar.

Türk milli takımı Fransa 98 için oynadığı eleme grubunda şampiyon da olamadı. Eniyi ikinciler arasına girip "stepneden" de finallere gidemedi.

Yabancı meslekdaşları Haziran´da Fransa´da dünyanın en büyük kupası için sahada ter dökerken‚ Türkiye´deki profesyonel futbolcu kolunda yasak aşkı‚ o plaj benim bu sayfiye benim diye fing atacak.Hakemler de öyle... Avrupa´dan Afrika´ya K.Amerika´dan G.Amerika´ya‚ Karaipler ve Okyanusya´ya kadar çeşitli düdükler Fransa 98 finali için çalarken‚ Türkler sadece trafik düdüklerine dudak uzatacaklar.Merkez Hakem Komitesi kendi elemanını savunurken‚ Türkiye´deki maçları bu hakemlerle yöneteceğiz derken Fransa 98 için ne düşünüyor ?Avrupa Futbol Şampiyonası ve Dünya Şampiyonası finallerine bundan böyle hakem göndermek için bir dizi tedbir alınacak mı ?Türk milli takımının tamamen kaybolmaması için federasyon yabancı tahdidini sınırlamayacak‚ nüfus kağıdı verilişini bu kadar kolaycı hükümde muhafaza edecek mi ?

30 - 40 yıl önceki futbol otobanını ortadan kaldırınız.
Orada birinci yok. Hem futbolcu‚ hem hakem kaplumbağa temposu ile yürüyor‚ yürüyorsa eğer..

İslam Çupi, 1998
Devamını oku...

13 Mart 2013 Çarşamba

İslam Baba'dan: "İki Galatasaraylı kardeşin dramı"


Futbol Federasyonu üç yıl önce ihale ile Teleon´a verdiği Türkiye liglerinin naklen yayın hakkını aradan bu kadar süre geçmesine rağmen‚ şamatasız bir rotaya oturtamadı. Gün geçmiyor ki‚ bir taksit gecikmesi olmasın‚ veya mukavele gereği olarak öteki kanallara vermesi gereken görüntü özetlerinde mahkemeye düşecek şekilde ihtilaflar belirmesin...

Üç yıl önce futbol federasyonunun açtığı ihalede birinci lig yayın haklarını Teleon‚ o zaman rekor denecek bir fiyatla kazanmış herkesin kıskançlığını çekmekle kalmamış‚ bu işin altından nasıl doğrulacağını dosta düşmana merak ettirmiştir. Aradan iki ay geçmeden umulan dekoder sayısının çok altında kalan Teleon‚ ihale gereği yerine getirmesi gereken yasal yollardan ayrılarak öncelikle diğer kanallara vereceğini taahhüt ettiği özet görüntüleri durdurmuştur. RTÜK´e yapılan şikayetler‚ futbol federasyonuna intikal ettirilen sözlü ve yazılı yakınmalar‚ diğer mahkemelerin bu konuda verdiği olumlu kararlara rağmen‚ Teleon inadını ve kanunsuzluğunu sürdürmüştür. Teleon ile diğer TV kanalları arasında yayından başlayan ve etrafı iyice geren anlaşmazlık‚ ihale ile beliren taksitlerin ödenmemesi ile kulüplerin bütçelerine kadar sıçramış ve yayın ihalesinin tekrar yapılması noktasına getirmiştir işi...

İki Galatasaraylı evlat Cem ve Hakan Uzan üç yıl önce bu ihaleye girerken Fenerbahçeli babaları Kemal Uzan´a bu futbol ticaretinin her şeyini sormuşlar‚ konuyu her bakımdan didiklemişler‚ ölçüp biçmişler‚ ama serginin para edecek malını bulamamışlardır. Bu mal Fenerbahçe idi.Galatasaray UEFA kupasını‚ Galatasaray arkasından süper kupayı kazanabilir. Sarı - Kırmızılı ekip Türkiye ligini üst üste dört kez müzesine götürerek güç bir yerli rekor kırabilir. Beşiktaş ve Trabzonspor bir takım yararlı futbol değişiklikleri yapabilir. Öteki lig takımları ne yaşar‚ ne yaşamaz. Asansördür Türkiye´de‚ biri iner biri çıkar.

Türkiye´de‚ Fenerbahçe Cumhuriyeti sağlıklı,başarılı ve ilkse bu ülkede her şey mutlu ve huzurludur. Esnafın yüzü güler‚ perakendeci ve toptancıların tezgahında mal kalmaz. Tiyatrolar‚ sinemalar‚ sazlar‚ barlar meyhaneler fulldur. Stadlar Türkiye´nin her vilayetinde lebaleptir. Fenerbahçe gittiği her kente kendi ile birlikte büyük bereketini götürür‚ "ibneler" diye uğurlanmasına rağmen. Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa‚ Türkiye yoktur‚ futbol yoktur‚ bolluk yoktur‚ insanlar yoktur‚ canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp‚ mezarlık olur. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü‚ ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte‚ adı konamaz. Futbol Federasyonu Teleon´un hiçbir vecibeyi yerine getirmeyişini kulüpler birliğine danışacağına yürürlükteki mukaveleyi geçersiz saymalı ve yeni bir ihale tarihi ve yeri ilan etmelidir. Çünkü Fenerbahçe Cumhuriyeti‚ Galatasaraylı Cem ve Hakan Uzan´ın üstüne lanetlerin en sunturlusunu atmıştır.

İslam Çupi, 5 Eylül 2000.
Devamını oku...