Samuel Holmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Samuel Holmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2013 Pazartesi

Teknik Analiz: 7. Hafta - Fenerbahçe - Trabzonspor

Geride kalan 6 haftada Fenerbahçe'nin artan temposunu hep beraber izledik. Takımın birçok eksiği görülmesine rağmen taraftarın önemli bir kısmındaki görüş "bu takımın çıkışının henüz tam olarak tamamlanmadığı, daha alınacak yol olduğu" şeklinde olduğunu düşünüyorum.
Trabzonspor'a karşı 3 puan almak hem ligdeki liderliği perçinleyecek hem de psikolojik olarak farklı artılar getirecekti.
Sanırım Fenerbahçeli futbolcular da bu bilinç ile sahadaydı.

Genel Bakış:

Herşeyden önce takımın boyu geçtiğimiz haftaya göre azaldı ve son haftalarda rakip alanda en fazla oynadığımız karşılaşma oldu (%58) Takımın pas başarı ortalaması da yaklaşık olarak %85 - %87 arasında gidip geliyor.
Futbolcuların genel ortalama pozisyon grafiğine bakacak olursak da geçtiğimiz haftalardaki yazılarımda da bahsetmiş olduğum gibi, özellikle kapalı savunmalara karşı rakip takımı enlemesine açmak için sizin de kanatlara doğru açılmanız gerektiğiydi. Fenerbahçe'nin bu karşılaşmada da bunu yapamadığını görüyoruz. Sow ve Kuyt'ın takımın boyunu enlemesine açmak yerine içeriye kat ederek orta alanda kümeleştirdiğini görüyoruz. Bunda çok tipik kanat oyuncu profilleri olmamasının etkisi var elbet.


Fenerbahçe'nin kat ettiği toplam mesafe bu karşılaşmada 115,8 km. Takımın ciddi mesafeler kat ettiğini söylemek mümkün olsa da, sanıyorum Ersun Yanal biraz daha fazlasını istiyor. 3 oyuncu 11 km üstü koşarken bu listeye çok yüksek ihtimal ile 90 dakikalarını tamamlasalar Alper, Holmen ve Kuyt'ı da ekleyecektik.


Atılan sprintlere bakacak olursak, karşılaşmada en hızlı 5 oyuncu Fenerbahçe'de. Bu verinin de en az kat edilen mesafe kadar değeri var. Takımda fiziki yükseliş net olarak dikkat çekiyor. Bu verideki eksiklik hücum oyuncularının bu sprint listesinde olmayışı olarak yorumlanabilir. 



Hücum:

Aşağıdaki grafik Fenerbahçe'nin ne kadar yoğun bir şekilde karşı alanda oynadığını gösteriyor. Aynı zamanda %66 oranında orta alanı kullanıp gol girişiminde bulunarak oyunu ne kadar sıkıştırdığını da görüyoruz. Trabzonspor gibi tamamen kendi alanına kapanmış takımlara karşı orta alandaki bu %66'lık oranı belki de en az %5'er oranında sağ ve sol kanatlara aktarabilmek önemli.


Gol ve atak girişimlerdeki alan kullanımları bu şekilde iken topun oynandığı bölgelere bakacak olursak; Fenerbahçe geçtiğimiz haftaya göre savunmada çok daha az oranda top tutarken, orta alanda çok fazla kaldığını görüyoruz. Geçen haftaya göre 3. bölge alan kullanımı hemen hemen aynı ( geçen hafta %31,79). Top 2. bölgeden 3. bölgeye bir önceki haftadan daha fazla aktarılmamış.


Pas bağlantılarında ilk istasyon bölgesi tahmin edildiği gibi Topal oldu. Buradaki sıkıntı 3. bölgeye topun taşınamaması. Bu görevi daha çok Holmen veya Alper'in bölgesindeki oyunculardan bekleyebiliriz. Alper oynadığı dakikalarda bunu çok fazla yapamazken, yerine giren Emre'nin de çok düşük temposu bu görevi yapmasını engelledi. Holmen de Emenike ile yer değiştirince 3. bölgeye top taşımak iyice zorlaştı.


Kuyt sağ tarafta Fenerbahçe adına en çok orta yapan isim olurken Caner ve Gökhan'ın önceki karşılaşmalardaki etkinlikleri olmasa da listenin en üstünde yer alan isimler oldular. Burada geçen haftalarda yazmış olduğumuz gibi isabet oranları hala çok düşük. 


Sow, gecenin "beceriksiz" ismi olarak öne çıkmış olsa da, pozisyona gir-ebil-miş olması bile onun benim gözümde çok önemli bir santrafor olmasını sağlayabiliyor. Bu karşılaşmada yanış tercihler yaptı. 

Webo belki de maçın en önemli iki vuruşunu yaptı. Birinde kaleci Onur topu köşeden çıkardı, diğeri 132 km (!) ile direkte patladı.



Savunma:

Fenerbahçe açısından savunma anlamında yazılacak çok fazla birşey olmayan karşılaşmalardan biriydi. İki stoperin orta alanda bile rakipten toplam 16 top alması savunma hattının ne kadar öne çıktığını gösteriyor.


Maçın Oyuncusu:

Gizli kahraman Topal; toplam 3' 55'' topla oynayıp 86 kere topla buluştu. Takımın en çok pas atan oyuncusu (49) olurken %94 gibi müthiş bir isabet kaydetti. Süreklilik olarak ta takımın açık ara en iyisi. 
Burada Sow, Kuyt hatta Holmen ve Emenike'nin düşük pas isabetlerine dikkat çetmek gerek. Bu oranlar yukarı çıkmalı. Topal, ceza alanına neredeyse Holmen kadar top atarken, Alper sadece 1 top atabilmiş.


Maçın hayal kırıklığı:

Belki bu karşılaşmada çok uzun süre almadı ama transferi sırasında çok şeyler beklediğim Emenike'nin bu sürede "maçın içinde" olmasını istedim. Bir türlü olmadı, sahada amiyane tabirle "şaşkın ördek" gibiydi. Formayı Ersun Yanal'dan alması gerekiyor, forma ona maliyeti sebebi ile verilmeyecek. Bu bilinç ile çalışması gerekiyor. Sanırım Ersun Yanal da ona bu mesajı vermiş olacak, sıra onda... Ben ısrarla Fenerbahçe'ye çok şey katacağına inanıyorum.


Aslında istekten kaynaklanan panik havası takımı olumsuz etkilese de ben genel oyundan, iştahtan memnunum. Bu takımın üstüne katabilecek potansiyelinin olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki haftaları bekleyelim.
Devamını oku...

7. Hafta: Fenerbahçe - Trabzonspor: 0-0: Aşırı istek sonuç getirmeyince




Çılgınca saldırarak başladık maça. Çok daha farklı sıfatlar da kullanılabilir aslında "çılgınca" yerine ama bu sanırım yeterli bir tanım. Daha birkaç gün önce Lazio karşısında baskıyı kaldıramayıp, gömüldükçe pozisyon üstüne pozisyon veren ve kalesinde yok denecek kadar az zamanda 2 gol gören Trabzon takımına yapılması en mantıklı şeydi bu aslında. Takımın isteği, top oynama iştahı, arzusu ne kadar fazlaysa, top kullanma ve paylaşma aklı da bir o kadar gerideydi bugün. Bunun neticesinde de bu kadar baskılı olduğumuz bir maçta beraberliğe razı olmak durumunda kaldık.

İLK YARI

Daha ilk 2 dakika dolmadan izleyenleri heyecanlandıran 2 pozisyon oldu. Holmén'in daha 1. dakikada seken topu alarak kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyon ipi çok erkenden çekebilirdi ama olmadı. Alper ve Holmén ikilisi her sekene atlayarak topun hep bizde kalmasını sağladılar. Bu esnada forvetlerin de akıllıca yanaşmaları sayesinde Trabzon savunmasıyla orta sahası arasını karıştırdık ama bu 5 dakika kadar sürdü.

Trabzon takımının şu şartlar altında yapması gereken tek şey tempoyu düşürmeye çalışıp baskıyı pasla kırmaktı. Zaten yavaş oynayan bir takım oldukları için de başka seçenekleri yoktu denilebilir. 10. dakika civarında tekrar pres şiddeti arttı ve yüklenmeye başladık. 3. stoper gibi görev yapan Mehmet Topal bu dakikada en önde pres yapan oyuncumuzdu mesela. Bu da takımın kompaktlığı ve ileri fırlamaya ne kadar müsait bir yapısı olduğunu gözler önüne serdi.

Golün gelmemesinin getirdiği gerginliğin üstüne bir de Hüseyin Göçek'in neredeyse her temasa çaldığı saçma sapan fauller eklenince oyunun temposu ister istemez geriledi ve daha çok Trabzonspor'un istediği şekle büründü. Buna rağmen takım oyunu ileri itme çabasından vazgeçmedi. Yakalanan fırsatların değerlendirilememesi ise devre boyunca sarfedilen eforun karşılığının alınamamasını getirdi.

İKİNCİ YARI VE DEĞİŞİKLİKLER

İştahından hiçbir şey kaybetmemiş bir takım vardı sahada. Yine oyunu olabildiğince karşı yarı sahada oynamaya çalışan, rakibi bunaltmayı esas alan anlayış kendisini hemen hissettirdi. Alper'in gördüğü sarı karttan sonra 53. dakikada ilk değişiklik geldi ve uzun süredir sakatlığı sebebiyle forma şansı bulamayan Emre oyuna dahil oldu. Topa basıp daha iyi dağıtabilecek bir oyuncu olduğu için Emre'nin tercih edilmesi nispeten anlaşılabilir ama ben bu kadar yüksek tempoda gideceği belli olan bir maça geri dönüşünü yapan Emre'nin dahil edilmesine pek anlam veremedim. Geçen hafta çok temiz bir 45 dakika oynamış olan ve tekrar fiziksel olarak toparlanmaya başladığını gösteren Salih tercih edilebilirdi diye düşünüyorum.

Sonrasında da tam bir "kumar" değişikliği oldu. Ersun Hoca Holmén'i kenara alarak Emenike'yi sahaya sürdü. Şimdi aşağıdaki iki diagrama bakalım ve dizilişimizin değişiminin oyunun gidişatına ne derece etki ettiğini görelim.






Holmén ve Alper topu ileri taşıyan, geriye yardıma gelen ve tükenmeden ileri fırlayan oyuncularken biz yaptığımız değişikliklerden sonra ileriyi kalabalıklaştırmış olduk. Topu hızla ileri taşıyan takımımız gitti ve hatlar birbirinden daha fazla kopmaya başladı. Bu esnada da maç boyunca gömülen Trabzonspor takımı yavaş yavaş ortadaki boşluğu değerlendirerek çıkmaya başladı. Emre'nin Topal'a çok yanaşmasının yanı sıra öndeki 4 forvet oyuncusundan hiçbirinin istisnai pozisyonlar dışında geri dönmemesi de mesafenin açılmasındaki diğer bir etken. Trabzonspor takımı bunu yeterince kullanamadı ve bizi cezalandıramadı. Biz ise daha çok karambol pozisyonlar ürettik ama bunlardan skor bulamadık.

Forvetlerimizin pas-şut tercihlerindeki yanlışlarının yanı sıra geçen hafta bir de ciddiyetsizliklerinden yakınmıştım. Bu hafta da aynı şey oldu denilebilir. Sow'un çok rahat pas yuvarlayabileceği pozisyonlarda röveşata/vole denemesi veya tam tersi bir şekilde tereddütsüz kaleye vurması gereken nokta beklemesi gibi durumlar oldu. Bunlar bu kadar baskılı oynayan bir takım için ciddi şekilde sinir bozucu noktalar.

SONUÇ

Oyuncu değişikliklerinin yanı sıra bireysel tercihlerdeki sıkıntıların bizi galibiyetten ettiği bir karşılaşma oldu. Onun dışında takımın isteğine, oynama iştahına, gösterdiği çabaya ve kuvvetine gerçekten söylenebilecek tek söz yok. Yine de üzerinde durulması gereken eksikler var, bunları es geçmemek gerek. Teknik heyetten gelen açıklamalar da bunların ne kadar farkında olunduğunu gösteren cinsten. Umarım bu maçta nelerin yanlış gittiği net bir şekilde anlaşılmıştır ve gerek Ersun Hoca, gerek de oyuncular bu hataları düzeltme ve tekrarlamama yoluna giderler.
Devamını oku...

1 Eylül 2013 Pazar

3. Hafta: Fenerbahçe - Sivasspor: 5-2: Kıvılcım.





Kadro gelince suratımı buruşturdum, yalan yok ama mücadelenin ve özverinin bu düzeyde olması temel eksikliklerin önüne geçebiliyor futbolda. Alan daraltmayı beceremeyen bir rakibe karşı çok güzel alan parselleyip sert bir şekilde pres koyunca otomatikman oyun üstünlüğünü aldık.

Daha 34. dakikada 3-0 olan maçın pek döneceği yoktu zaten. O skoru elde ettikten sonra da yer yer vites artırdık, yer yer de oyunu soğutmayı seçtik. Bu makul, ancak rakip bu kadar gevşekken bizim daha da fazla ısırmamızı, iştahımızdan kaybetmememizi isterdim.

Mücadelemiz üst düzeydi, buna hiçbir şey söylenemez ama oyun olarak istenilen veya beklenilen düzeyde olmadığımız ortada. Bugün bazı oyuncuların bireysel performansları çok ön plana çıktı. Takım halinde belli bir standardı yakalayana kadar bu olmaya devam edecektir diye tahmin ediyorum.

1-0

Takım iştahlı başladı. Ön alanda pres ve daha yerden oynama teşebbüslerimiz dikkat çekti. Caner'in ve Gökhan'ın oyuna katılımı, Meireles'in ortayı toparlaması ve Holmén'in her yerde olması sayesinde topu forvetlerimize daha rahat taşıyabildik. Hakemden seken topun dönüp gol olması bazılarına çok malzeme verecektir ama hazırlanış olarak 2 pasta atılan bir golün güzelliğini gölgelememeli bu durum.

1-0'dan sonra da isteğimizden bir şey kaybetmedik. Emenike golden 5 dakika sonra 2. asistini de yapacaktı neredeyse. Holmén'in kanatlara açılarak orada overload'u sağlaması ve forvetlerimizin arka direk koşuları olumlu yönde göze çarptı bu süreçte.

2-0 VE 3-0

Emenike'nin şok presinin sonrasında kazanılan kornerden Bruno Alves'le farkı ikiledik. Daha 3 dakika sonrasında da bir kornerden daha arka direkte Kuyt'la fark 3'e çıktı. Bundan sonrasının rahat olacağı az çok belli olmuştu zaten.

İKİNCİ YARI

Pres şiddeti azalmadan devam etti ki 5 dakika geçmeden 4. gol geldi. Güzel bir organize hücum olduğunu söylemekte fayda var. Sadece rakibi ters ayakta yakalayan bir ekip olmayacağımızın da göstergesi olacağını umuyorum bu gol organizasyonunun.

54'te presimiz ilk kez delindi ve Sivasspor topu bir nebze daha rahat taşıdı ceza sahamıza doğru. Geçen seneden klasikleşen arka direk golümüzü yine yedik. Volkan'ın da kapattığı köşeden gol yemesi yine çok da yabancısı olduğumuz bir durum değil.

60. dakikadan sonra tempo giderek düşmeye başladı ve biz de ön alanda yakaladığımız fırsatları birbiri ardına teptik. Biraz daha becerikli olunabilse çok daha farklı bir skor almamız işten bile değildi.

Takımın birkaç saniyeliğine kontak kapattığı bir anda Cicinho'nun da sağ kanattan fırlayıp attığı golle skor 4-2'ye geldi. Caner-Egemen tandeminin bu kadar kolay delinmesini Caner'in doğal sol bek olmamasına bağlıyorum ama öte yandan Egemen'in de o kadar hamlesiz kalmasını anlayamadım. Volkan'ın yine çıkarabileceği bir toptan daha gol yemesi ise üzücü.

DEĞİŞİKLİKLER VE 5-2

Tempomuz 60. dakika civarında düşmüşken biz yine 80. dakikaya kadar bekledik değişiklik için. Günün en çalışkan iki ismi Holmén ve Emenike çıkarken Alper ve Mehmet Topuz oyuna dahil oldu. Alper'in kısa sürede sergilediği futbol ilerisi için beni çok umutlandırdı. Gökhan'ın muazzam pasında attığı gol de şahaneydi. Sola doğru yanaşıp kaleye yaptığı koşulardan bu sezon daha çok gol pozisyonuna gireceğini umuyorum.

TOPSUZ OYUNDAKİ DEĞİŞİKLİKLER

Daha iki gün önce yeniden yapılanma yazısında topsuz oyundaki hareketsizliğimizden ve etkisizliğimizden yakınmıştım. Bugün pek öyle olmadı. Geniş boşluklar bırakan Sivasspor'un bu zaafını da çok iyi değerlendirdik ve önde baskının karşılığını aldık.

Mehmet Topal veya Selçuk'un iki stoperin arasına girerek bekleri oyuna katmaya çalışması zaten sezon başından beri uyguladığımız bir şeydi. Bugün iki kanattan da bindirmeler olunca bu anlam kazandı. Bildiğimiz 4-3-3'ün bu sayede top bizdeyken 3-4-3'e dönüşmesi durumu var. Bugün Caner'in sol taraftaki hareketliliği bunun işlemesinde etkili oldu ama bu da kadro mühendisliğiyle ilgili bazı soru işaretleri doğurur. Buna daha sonra başka bir yazıda değinmek gerektiği düşüncesindeyim.

Bunun dışında Holmén'in kanatlara açılmasıyla ve yardımcı forvet görevi yapan Kuyt ve Emenike'nin daha merkeze kayması kolaylaştı. Meireles'in de merkezde sertlikten ödün vermemesi artı puan oldu. Webo da geçtiğimiz maçlara göre daha diri ve hareketliydi.

Bir diğer nokta da orta saha oyuncularımızın ceza sahasına yaptıkları koşular. Bilmiyorum kaç kez olmuştur ama sanırım Holmén bu alanda liderdi bugün. İstatistikler geldiğinde bunu daha net anlayabiliriz. Keza Alper'in de son golde yaptığı koşu gelecek için umut verici. Özellikle Emre ve Meireles'in daha önceleri değil ceza sahasına koşu yapmak, topla kat etmeyi bile denememelerinden sonra Holmén'in bugünkü performansı ilaç gibi geldi.

SAMUEL HOLMÉN

Bir aydır lisansının çıkmasını boşuna beklememişiz. Oynamaya açlığı, iştahı, disiplini ve çalışkanlığıyla kesinlikle maçın adamıydı. İşin güzel tarafı Holmén'in standardının bugün oynadığı oyun olması. Umarım sakatlıklarla veya cezalarla uğraşmadan bu takımda sürekliliğini sağlar ve biz de kendisini hep bugünkü gibi alkışlarız.

SONUÇ

Rakibin sahaya yayılmada çektiği sıkıntıdan maksimum faydalandık ve sonucu elde ettik. Kısacası ilk defa Ersun Yanal takımı sinyalini verdik. Mücadelemiz ve isteğimiz üst düzeydi ki en önemlisi bu. İyi oyun da taşların yerine oturmasıyla gelecektir. Umalım ki bu iyi bir başlangıç olsun bizim için.
Devamını oku...