Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2014 Pazar

GALATASARAY FİNAL MAÇINA NEDEN ÇIKMADI? MAKRO PLANI NE?

Final serisi boyunca Twitter'da bazı notlar aktarmıştım. Şimdi bu yazıda onları derlerken, büyük resmi ve Galatasaray'ın 1 taşla 4 kuş vurma planını gözler önüne sermeye çalışacağım.


*17 HAZİRAN DURUŞU* PROPAGANDASI DEĞİL, 17 OCAK 2014 TARİHi İLE BAŞLAYALIM

Galatasaray'ın 17 Ocak 2014 tarihinde resmi sitesinden yaptığı, sonra taraftarından gelen "Böyle uyduruk bahanelerle hedef mi küçültülür!" tepkileri nedeniyle yayından kaldırdığı açıklama şu şekilde:
Dün oynanan Galatasaray Liv Hospital – Lokomotiv Kuban maçında bir grup seyircimizin Galatasaraylılığa hiç ama hiç yakışmayan çirkin tezahüratları tüm camiamızda derin bir üzüntü yaratmıştır.
Ancak bu yakışıksız davranışlar ne yazık ki bir süredir var olan bir sürecin bardağı taşıran son damlası niteliğindedir.
Kimdir bu gruplar? Amaçları nedir? Salon sporlarımıza bulaşan bu seviyesiz ve provokatif davranış tarzı yıllardır iftihar ettiğimiz taraftar duruşumuza nasıl sızmıştır? Hangi hakla Galatasaray’ı bu duruma düşürmeye cesaret edebilmişlerdir? 
Bu davranışın arkasında kimler vardır? Galatasaray’ı temsil etmenin gerektirdiği sorumluluğunu nasıl unutabilmişlerdir? Davranışlarını Galatasaray terbiyesi ile nasıl bağdaştırmaktadırlar? Bu çirkin tezahürata karşı duran hocamız Ergin Ataman’a yapılan terbiyesizlik nasıl açıklanabilir? Kendimizden başka bir dostumuzun olmadığı bir ortamda, bu davranışların sonuç olarak Galatasaray’ı içerden vurmak anlamına geleceği ne zaman anlaşılacak? Bugün bu sorular bizim için kaçırılmış bir galibiyetten çok daha önemlidir.
Bu davranışlara alet olanların bilmeleri gerekir ki, bu ülkeye pek çok spor branşını olduğu gibi basketbolu da Galatasaray tanıştırmış, gelişmesi için yaklaşık 90 yıldır emek vermiştir. Galatasaray tarihinin en önemli destanları basketbolda yazılmıştır.Dünkü olayları unutmak istiyoruz ama ne kadar unutmak istesek de bir zaman alacağı kesin.
Bu nedenle tüm taraftarımıza bu davranışların bize yakışmadığını ve yaklaşık bir senedir yapmış olduğumuz uyarı ve temennileri bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ve devam etmesi halinde gerekirse bu gurur duyduğumuz branşımızda hedef küçültmek veya bir süre mücadeleye ara vermek için ilk Genel Kurulumuzdan yetki istemeye gidecek kadar kararlılık içinde olduğumuzu üzülerek belirtiriz.
Galatasaray Spor Kulübü 
Serinin 7. maçına can güvenliğini bahane ederek çıkmayan Galatasaray'ın, tepkiler nedeniyle *sildiği*yukarıdaki açıklaması 2 şey söylüyor bize.

1- Can güvenliği ve küfür Abdi İpekçi'de.
2- Galatasaray basketbolda hedef küçültmeyi 6 ay önce dillendirmiş, yani planlamış.


GALATASARAY UEFA'DAN MALİ FAIR PLAY CEZASI ALDI 

Biliyorsunuz Galatasaray UEFA'dan Financial Fair Play cezası aldı. Buna göre; (Sporekonomi.com'dan aynen aktarıyorum: http://www.sporekonomi.com/2014/05/galatasarayn-aldg-ffp-cezas-sonras.html)

Galatasaray'ın aldığı FFP cezası sonrası önümüzdeki sezon 62.3 mn Euro kar elde etmesi gerekecek.

Galatasaray'ın daha önce UEFA FFP başabaş sınırını 9.4 mn Euro aştığı açıklanmıştı. Bugün şirketten yapılan açıklamaya göre aşım miktarı bazı istisnalar gözönüne alınarak 4.3 mn Euro olarak belirlendi. 
Buna göre Galatasaray UEFA ile önümüzdeki iki sezon için (2014-15 ve 2015-16) bugün bir anlaşmaya vardığını açıkladı. Buna göre: 
  • Şirket 2015-2016 izleme periodu sonuna kadar başa-baş uyumluluğunu sağlamayı kabul etti 
  • Bu, Galatasaray'ın 2012-2013, 2013-2014 ve 2014-2015 raporlama periyotlarına ait 3 sezon sonunda toplam başa baş sonucu  kabul edilebilir sapmalar içinde kalacak anlamına geliyor
  • Bu ne demek, 3 yıllık toplam verilebilecek zarar miktarı (başabaş açığı) toplam 30 mn Euro'yu geçemeyecek (ekli yazıda detaylar bulunuyor http://www.sporekonomi.com/2014/02/uefa-financial-fair-play-kurallar-ve.html)
  • Galatasaray'ın 2012/13 sezonu net zararı 99.9 mn Tl, o yıl için ortalama kur 2.36 alınırsa yaklaşık 42.3 mn Euro, 2013/14 zararı ise (9 aylık rakamın artmadığını varsaysak 151 mn TL zarar) yaklaşık 50 mn Euro kabul edersek, iki yıllık toplam zarar 92.3 mn Euro. Yani Galatasaray'ın önümüzdeki sezon yaklaşık olarak 62.3 mn Euro kar elde etmesi gerekecek (istisnalar hesaba katılmadan). Aksi takdirde UEFA'dan yeni bir ceza gelebilecek. 
  • Öte yandan diğer önemli taahhüt, çalışanlara ödenecek ücretler bu iki sezon süresince artırılamayacak. 
  • 2 yıllık toplam UEFA gelirlerinden 200,000 Euro UEFA tarafından ceza olarak kesilecek.
  • Galatasaray, her altı ayda bir UEFA Kulüp Finansal Kontrol Kurulu'na ilerleme raporu sunarak finansal gelişmelerini bildirmek durumunda olacak. 
Tablo ortada. Galatasaray, devletin yaptığı stad ve müsamahasıyla yaptığı borsa vurgununa rağmen mali olarak ayakta duramıyor. Vergi borçları ve cezası da cabası. Hal böyleyken basketbol şubesinin maliyetlerini nasıl karşılayabilir? Peki basketbolun Galatasaray'a maliyeti nedir? Bir göz atalım mı?

BASKETBOL ŞUBESİNİN GALATASARAY'A MALİYETİ NE?

Kaynağımız yine Sporekonomi.com. (Sadece KAP ve kulüp resmi kaynakları verileri üzerinden, teknik olarak tartışılamayacak nitelikte haber/bilgiler geçen ekonomi blogu.)

Galatasaray Spor Kulübü'nün faaliyet raporunda yer alan detaylar burada: http://www.sporekonomi.com/2014/04/galatasaray-spor-kulubu-basketbol.html?m=1

Özetle; sadece 2013 yılında şubenin Galatasaray'a maliyeti 61.1 Milyon TL. Final maçında bile -TBF Başkanı beyanıyla sabittir- bedava bilet verdikleri içindir ki, şubenin toplam geliri 21.9 Milyon TL.
Yani şube sadece 2013 yılında 39.2 Milyon TL zarar etmiş durumda. Yaklaşık 15 Milyon Euro.

Yani, UEFA FFP kuralları gereği önümüzdeki sezon 62.3 milyon Euro kar elde etmesi gereken, olumlu gelişmeleri de 6 ayda bir UEFA'ya bildirmekle yükümlü olan Galatasaray'ın, minimum 15 milyon euro'yu basketbola ayırma lüksü var mı, aranızda tartışın.

PEKİ FİNAL SERİSİNDE NE OLDU?

Edit: Seri başlamadan önce, kendisine sorulan "Fenerbahçeli yöneticilerin Abdi İpekçi'ye gelmeleri halinde kadınlar finalinde yaşananlar tekrarlanır mı?" sorusuna Ünal Aysal'ın verdiği cevap:


İnsan ne kadar çabuk unutuyor. Koruyamazlarmış. Öyle söylüyor. Ve bu adamlar can güvenliği bahanesiyle deplasmana gelmiyor. Oysa Abdi İpekçi'de can güvenliği olmadığını seri başlamadan itiraf ediyor. Söyleyecek birşey yok. Devam edelim.

Yazmıştım, burada bir kez daha paylaşıyorum:
Gecmis bir kenarda dursun.
Orta yerinden konusalim.
Kadinlar finalinde salon siddeti uyguladiniz. Fenerbahceli yoneticileri *koruyamayacaginiz* gerekcesiyle protokole almayip taraftarlarin arasina, tepeye gonderdiniz.
Ve koruyamadiniz. Tokat ya da makas, taraftariniz Fenerbahce yoneticisine acik eylemde bulundu.
Sampiyon oldunuz. Hicbir sey olmamis gibi tavir sergilediniz. Yaptiginiz organize eylemler yaniniza kâr kaldi.
Erkekler finali geldi catti.
Ilk 2 mac taraftarini da karsisina alma pahasina Fenerbahce tarafindan locada agirlandiniz. Rovans degil baris dedi ezeli rakibiniz.
Ama yok. Siz azdiniz. Iki Abdi Ipekci macinda hakem kararlari ve salon siddeti zorbaligiyla seriyi 2-2'ye getirdiniz. Bir de ustune skorboarda "Koyduk mu?" yazdiniz.
33 anons yapilmasi gerekirken 3 anonsla sahaniz kapandi.
Fenerbahce basin toplantisi yapti. Yukaridakileri bir bir anlatti.
5. macta ilk 2 mactan daha sert ama Abdi Ipekci'deki 2 mactan cok daha yumusak bir deplasmanda fark yediniz.
Tahrikleriniz sadece 1 anonsluk etki yaratti. Doymadiniz. Polis kordonu ve sapkasina sigindiniz.
Kadin ve cocuklarin onunde kazandiniz.
Saha icinde isler lehinize donmusken, federasyondan hangi gerekceyle oldugu mechul bir beklentiye karsilik bulamayinca gemileri yaktiniz. Oyuncularinizin emegini de hice saydiniz. Gerci siz emekten ne anlarsiniz..
Sahaya cikmayacakmissiniz. Cikmayin.
Sizde bu yuzsuzluk, bu arsizlik, bu gozumuzun icine baka baka yalan soyleme yetenegi varken, sokaga da cikmayin.
Sahi, siz sokaga cikmayin.
Hem suclu, hem guclu, hem magdur olmaya calisan, ulke sporuna zehir sacan ve artik mide bulandiran bu tavrinizla siz, en iyisi sokaga cikmayin. 

SONUÇ

  • 3 Temmuz kumpası ile Fenerbahçe'nin sportif ve ekonomik rolü Galatasaray'a *devredilmek* istendi. Bunun için devletin yaptığı stad yetmedi ve borsa vurgunu, ödenmeyen vergiler, 2 yıl üst üste kırmızı kart alan futbolcularının ertesi hafta oynayabildiği konforda gelen şampiyonluklar. Ancak arsız şımarık devlet çocuğuna bunlar yetmedi.
  • Galatasaray; 3 Temmuz ile başlayan kumpas 100 yıl sürecek sanmış olmalı ki, içmeye ayranı yokken tuvalete tahtırevan ile gitti ve uçağın burnu bir türlü düzelmedi. Nitekim, daha ağır cezalar alması, hatta UEFA lisansı alamaması gerekirken, UEFA'dan 200.000.-Euro ceza ile yırttı ancak gelecek yıl yaklaşık 62.- Milyon Euro kar edemezse bu sefer kolay yırtamayacak.
  • Nitekim final serisi geldi çattı. Yukarıda ayan beyan anlatıldığı gibi, kadınlar finali ile beraber tezgah yürürlüğe girdi. Bilerek gerdiler, bekledikleri karşılığı görmemelerine rağmen, planlarına uyup 7. maçtan çekildiler. Amaçları 1 taşla 4 kuş vurmak idi. Basketbol şubesini, sporcularının emeğini sinsi planlarına meze ettiler. Neydi bu 4 kuş peki?

  1. Taraftarının Fenerbahçe nefreti dışında hiçbir sebep/bahane ile küçülmeye gidemezlerdi. Bunu yemeyen ve yakın gelecekte uyanacak taraftarları olsa da, sıcağı sıcağına Galatasaray taraftarının uyuduğunu görüyoruz. Kısa vadede bu planları tutmuş oldu. *Fenerbahçe yüzünden* hedef küçültecekler. Yerseniz efendim.
  2. Ortada bir kriz var. Gemileri hızla su alırken, tek başlarına batmaya niyetleri yok. Galatasaray krizini Türk sporu kaosuna dönüştürüp, "Benden sonrası tufan" düsturuyla zararı yaymak istiyorlar. Fenerbahçe'nin sponsoru Ülker'e saldırma sebepleri de bundan. Sponsorları kaçırmayı hedefliyorlar. Ne kadar çirkinleşebiliyorlar görüyorsunuz. Ezeli rakibimiz bu işte bizim.
  3. Hem 13. Ağır Ceza Mahkemesi hem de Anayasa Mahkemesi'nden Fenerbahçe'ye yapılan 3 Temmuz kumpası için yeniden yargılama kararı gelmek üzere. Bu Fenerbahçe lehine UEFA'ya da sıçrayacak bir gelişme. Ve Galatasaray bunun farkında. Fenerbahçe'nin hakkı olan şampiyonlar ligi direk katılımı, Galatasaray'ın ön eleme oyanarak büyük balığı kaçırması demek. İşte bu yüzden 17 Haziran Duruşu adlı tiyatroda basketbol konuşmuyorlar. Seçtikleri sözcükler bilinçli ve alenen Türkiye'nin yetkili makamlarını tehdit içeriyor. Yeniden yargılama gelir ve elimizdekiler giderse ligden çekiliriz alt mesajı sızmaya başladı. Kimse de sormuyor: Konu basketboldu, ne zaman futbola geldi Ünal Aysal?
  4. İsviçre Federal Mahkemesi'nden 3 vakte yanıt gelecek. Şike var/yok demeyecek elbette, usülen inceleme yapacak ve belki de Fenerbahçe'nin men cezasına yürütmeyi durdurma kararı verecek. 3 yıldır önceden dizilmiş domino taşlarının tek tek üstümüze düşmesini izliyoruz. 13. ACM, AYM ve İsviçre Federal Mahkemeleri'nin vereceği kararlarla domino taşları bu sefer Galatasaray'ın üstüne düşebilir. İşte tam da bu yüzden; "Şaka yapmıyorum, bakın final maçında basketbol takımımı çektim, aleyhimizie bir durum olursa futbol takımımı da çekerim, treni raydan çıkarırım" diyor Ünal Aysal. Hem tehdit ediyor hem zemin hazırlıyor. 3 yıldır cendere altında bir kez bile yapmaya tenezzül etmediğimiz ve bunun için yönetim/lere hep hayıflandığımız treni raydan çıkarma planı, avucunun içine verilenler geri alınacağı için Galatasaray tarafından yapılıyor alenen.

1 taşla 4 kuş. Hep diyorum. Şeytan bunlar. Saati sorsanız *bir hesaptan* yalan söylerler, ağızlarına yuva yapmış yalan. Siz diyin genetik miras, ben diyim soysuz ağaç.

Oyuna gelmek ve suni gündeme kapılmak herkesin kendi tercihi bundan kelli.
Sözüm Fenerbahçe yönetimine.
Devamını oku...

4 Ekim 2013 Cuma

Çubuklu'nun Hakkını Vermek Lazım!

Çubuklunun Hakkını Vermek Lazım! (© @burakurt_)

Fenerbahçe’nin Adidas’la olan forma tedarik sponsorluğu 2013/2014 sezonu sonunda bitiyor. Abdullah Kiğılı’nın CNBC-e’ye yaptığı açıklamalar doğrultusunda Fenerbahçe’nin Adidas ve diğer üreticilerle bu konuda görüşmeye başladığını ve 15 gün içinde sonuçlanacağını öğrendik. 

Kiğılı’nın açıklamalarına göre Fenerbahçe Adidas’la mevcut yıllık $2M (€1.5M) tutarındaki sözleşmesinin asgari iki katına çıkmasını talep ediyor, ki Kiğılı rakamın $5M’a kadar gidebileceğini de ekliyor. 


Öncelikle mevcut sözleşme rakamının Avrupa standartlarında oldukça düşük olduğunu belirtmemizde fayda var. Aşağıdaki tablo Avrupa’da en çok forma satan ve forma sponsorluk geliri elde eden takımlarla Fenerbahçe ve Galatasaray’ı karşılaştırıyor. 


İlk 11 için sponsorluk ve forma satış rakamlarını, büyük ölçüde Dr. Peter Rohlmann kaynaklı Sport Intelligence verilerinden derledim. Sadece yeni sözleşme varsa gerekli güncellemeleri yaptım. Avrupa forma satış adetleri 2007/2012 arası 5 yıllık ortalamalar. Türkiye satış ve sponsorluk rakamlarını da kulüp yöneticilerinin açıklamaları ve gazete haberlerinin çapraz kontrolle sağlamasıyla elde ettim. Türkiye forma satış rakamları 2012/2013'e ait. Avrupa sponsorluk rakamları tek marka üzerinden olduğu için Türkiye'de de sadece aynı gruba dahil Türk Telekom & Avea gelirlerini aldım.



Avrupa ilk 11’inde kulüplerin ortalama tedarikçi sponsorluğu geliri €25M. En yüksek rakam €38M ile Real Madrid’e, en düşük ise €13.1M ile Juventus’a ait. Bu durumda Fenerbahçe’nin €1.5M’luk Adidas ve hatta Galatasaray’ın €3M’luk Nike sponsorlukları adeta “Çin’de çocuk işçi çalıştırıyorlar” tadı veriyor. Evet elbette buradaki gelirin ilk 11’deki büyük kulüplerle denk olmasını beklemiyoruz, lakin orta vadede Juventus’un sahibi Pirelli’nin Agnelli'nin (Fiat) yıllardır mütevazı tuttuğu €13M rakamına yakınsamasını beklemek hakkımız.

Forma Başı Sponsorluk Geliri
Forma tedarikçi sponsorluğunda değer belirlerken elmalarla elmaları karşılaştırabilmek için kullanabileceğimiz en önemli parametre forma satış adetleri. Zira bu rakamların, kulüplerin formalarını değerli kılan sportif başarı, yıldız transferi, tarih, pazar potansiyeli gibi değişkenleri barındırdığını söyleyebiliriz. Bu yüzden satılan forma başına elde edilen sponsorluk gelirlerine bir bakalım.

City Etihad’la Uçuyor (!)
Avrupa ilk 11’inde Manchester City dudak uçuklatan bir Nike sponsorluğu var, beher forma başına kulüp sadece Nike’tan tam €85 elde ediyor. Bu elbette ortalamayı yukarı, €37 seviyesine çekiyor, Manchester City’yi çıkardığımızda bu ortalama €32 civarında. Üstelik Manchester City 2007/2012 arasındaki 5 yıllık dönemde yılda ortalama sadece 175 bin forma satabilmiş. Şampiyon oldukları 2011/12 sezonunda bile forma satışları ancak 250 bin seviyesini görebilmiş. 2013 yılında yapılan bu Nike anlaşması da elbetteki ilişkili taraf olmasıyla tartışmalı konumdaki Etihad sponsorluğuyla bu noktaya gelmiş gözüküyor. City ve Etihad 2009’da önce yıllık €9M akabinde 2011’de ise €14.8M’luk forma sponsorluk anlaşmalarına imza atmışlardı.  (City bir önceki sponsorları Thomas Cook’tan yılda sadece €2.75M, Umbro’dan ise €7M civarı kazanıyordu.) Şimdi ise çıtayı €30M’a çıkarmak istiyorlar. Özetle para parayı çekiyor, forma ana sponsorluğu ile tedarikçi sponsorluğu değerleri arasında her zaman bir ilişki var. Karşılıklı kaldıraç etkisi.

Fenerbahçe’ye geldiğimizde 350 bin forma* üzerinden bu rakam forma başına sadece €4.2 (550 bin üzerinden €2.7), Galatasaray’da ise son açıklanan 425 bin rakamı üzerinden €7.1.

Şimdilik 5 Milyon Avro Olmalı
Bu tabloda açıkça görülüyor ki Fenerbahçe’nin tedarik sponsoru gelirini ancak Galatasaray’a denk €3-3.5M seviyelerine getirme stratejisi eksik, asla yeterli değil. Böyle bir sözleşme yenileme aşamasında daha büyük düşünmeli, mümkünse uzun vadeden kaçınmalı. Mevcut rakam, içinde bulunduğumuz ahval ve şeraite rağmen en az 3 katına çıkmalı (€5M) ve tercihen şimdilik Adidas’la 1 yıllık bir uzatma yapılmalıdır. Zira 2015/2016 sezonundan itibaren Avrupa yasağının kalkacağını varsayarak, yeni bir tedarik sponsoru, 4 yıldızlı formalarımız için (temenni bağlamında), 10 yıllık uzun soluklu ve çok daha dolgun (toplam €70M) bir anlaşma önerebilir. Ayrıca şu anda sezon ortasında yeni bir sponsor belirlenmesi sezon içi forma satışlarını da olumsuz etkileyebilir. Ayrıca City örneğinden hareketle öncelikle forma ana sponsorluğunu, stad isim hakkıyla birlikte değiştirmek/yenilemek tedarikçiden beklentiyi de yukarı çekecektir. (Stad isim hakkıyla ilgili de daha önce Papazın Çayırında Saklı Hazine yazısını kaleme almıştım.)


Adidas mı, Nike mı?

Başka bir açıdan bakarsak Avrupa’da ilk 11’deki takımlarda “tedarikçi sponsorluğu” geliri “forma ana sponsorluğu” gelirinin altında neredeyse tek takım yok. Ya ikisi birbirne denk, ya da tedarikçi sponsorluğu çok daha değerli. Fenerbahçe’de bu oran 0.18, Galatasaray’da ise 0.55. Avrupa standartlarında Fenerbahçe’nin bu rasyoyu ilk etapta en az 0.75 ila 0.85’e çekmesi gerek yani €6-7M’ya.

Fenerbahçe bugün sattığı her formadan €32 civarı sponsorluk geliri elde ediyor** (tüm sponsorlar dahil). Forma satın alarak buna €38 da taraftar katkı yapıyor. Avrupa ilk 11 ortalamasında bu rakamlar ise sırasıyla €70.5 ve €65 civarı. Forma fiyatı görece makul ancak sponsor tarafını katlamak şart.

Tedarikçinin Fenerium’la İmtihanı
Fenerbahçe’nin tedarikçi sponsoru gelirini artırmakta en önemli handikapı forma ve şort harici her şeyin Fenerium markasıyla satılması. Yani Adidas markalı bir Fenerbahçe mont, fermuarlı üst (kült tracksuit) veya eşofman vesaire satın alamıyoruz. Elbette Fenerium satışlarının %50’ye yakını belki forma kaynaklı ama, Fenerium içinde Adidas görünürlüğü son derece sınırlı, adeta formadaki logodan ibaret. 

Burada Fenerium’un 80MTL’likdevasa cirosu üzerinden her yıl 15MTL civarında bıraktığı karı da bir nevi tedarikçi sponsorluğu gibi düşünebiliriz. Bu durumda hali hazırda yılda €5-5.5M gelir ile Fenerbahçe’nin esas tedarikçisi Fenerium diye düşünmek de elbette bir bakış açısı.

Bu yüzden yeni sponsora, ederini bulması durumunda, biraz daha hareket alanı tanımak, mağazalarda görünürlüğünü artırmak, ek koleksiyonlarını satışa sunmak lazım. Sponsora forma/şort dışında en az 40-50 kalemlik özel bir Fenerbahçe koleksiyonu  için de izin verilmeli, hatta Adidas'la devam edilecekse retro bir Originals koleksiyonu mutlaka olmalı. Galatasaray’da 73 kalem Nike ürünü olduğunu hatırlatmakta fayda var. 

Özetle forma sponsorlarının "çubuklunun" hakkını vermesi lazım. Lakin bunda sponsorlar kadar Fenerbahçe’ye de görev düşüyor.

Cem ARGUN.- @cargun #CubuklununHakki

* Fenerbahçe'de 2012/2013 için tahmini 350.000 forma rakamını baz aldım. Forma Savaşları haberindeki 550 bin iddiası beni ikna edemedi. Zira hem mevcut şartlarda 2011/2012'de 300 bin forma seviyesinden 550 bin forma seviyesine çıkmak için gereken yaklaşık %80 gibi bir ciro artışı ortada yok, hem de 2013714 için hedef zaten 500 bin.
** Fenerbahçe'nin 2012/2013 sponsorluk geliri $15M. Dağılımı: $11M Türk telekom & Avea, $2M Adidas, $2M Ülker, (MNG Kargo şorta bu yıl yeni eklendi). Dolayısıyla $15M/350K=$43 (€32). Galatasaray'ın 2012/2013 için toplam sponsorluk geliri ise $12.6M.
Devamını oku...