Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2014 Pazar

Maç önü notları: Süper Kupa


Muhtemel 11'ler yukarıda. İki takım için de başka seçenek yok gibi. Hemen yorumlayalım:

Bu formasyon, oyuncu grubu ve karakteristikleri ile, maçın berabere gittiği anlarda topun Galatasaray'da daha fazla kalması beklenir. Erken bir gol olmazsa, maç sonunda %55 - %45 gibi bir tabloyla karşılaşabiliriz.

Galatasaray'da hücum bağlantılarını Sneijder'den çok, zaman zaman kanat değiştirecek olan Olcan yapacaktır. Tempolu ve topla oynamayı seviyor. Ancak oyun görüşü zayıf olduğu için top kayıpları Fenerbahçe için kontra fırsatı yaratabilir.

Yasin'i Selçuk'un paslarıyla Alves & Caner'in arkasına kaçırmaya çalışacaklar. Galatasaray'ın oyun içinde avantaj sağlayabileceği bir cast ve senaryo bu.

Sneijder en verimli olduğu alan ve rolde çıkacak Prandelli ile. Olcan, Melo ve Selçuk top yaparken o muhtemelen saklanacak ve ceza yayı çevresinde gol arayacak. Ki bu Sneijder'in uzmanlık alanı, Bekir uyumamalı.

Galatasaray savunması da Fenerbahçe'nin hücum üçlüsü karşısında terleyecek. Emenike formda döndü ve Galatasaray tandemi için pozisyon/kart tehdidi bu. Sow ile Kuyt da artık pozisyonlarına ve rollerine yapışmış oyuncular. Pas alışverişi ve üretkenlikleri zayıf olsa da, Fenerbahçe'nin en formda bölgesi durumundalar.

Berabere giden sete set maçta; Galatasaray, Selçuk ile Burak & Yasin'i savunma arkasına kaçırmayı, Olcan ile verkaç ve cepheden şutu, Sneijder'in gol arayan saklambaçını, Veysel ile defansı üçleyip, Telles'i çizgiye indirmeyi deneyecektir. Fenerbahçe'nin menüsü daha dar ama fiziksel gücü her mücadelede lehine.

Galatasaray'ın ikinci şansı Bruma, Fenerbahçe'nin ise Alper olacaktır. Forvet sayısını artırmak gerektiğinde Umut ve Webo hazır.

Zemin kötü, yerden oynayan takımı bozabilir. (Topal'dan da çekiniyorum) Oyun orta saha ve fizik mücadelesine kalırsa Fenerbahçe avantajlı. Topu teslim etmemeli.

Ama derbi bu, çöpe attırır tüm yazıları.
Fenerbahçe kazansın.
İnşallah. Maşallah. Amin.


 #250

Devamını oku...

5 Ağustos 2014 Salı

Arpanin suyu ile otekilestirilmek

Drogba ve Sneijder transferlerindeki iluzyonun aynisi. Kimse, borcu boyunu gecmis, UEFA'dan FFP (Mali Fair Play) cezasi almis bu 2 takimin hangi kaynak ve yollarla caplarini asan transferler yaptigini sorgulamiyor.

Evet Drogba ve Sneijder transferleri isimleri bakimindan sukse yaratan hamlelerdi. Ama mali yapisi gun gibi ortada olan bir kulubun bu transferleri nasil yaptigi sorgulanmaliydi.

Simdi stad ve borsada neler dondugune tekrar girmeyelim. Bu blogda ve Tirajik.com'da sik sik yazildi.

Ayni sey simdi Trabzonspor icin gecerli. Birkac oyuncu sattilar. Yaklasik 11,2 M€ gelir elde ettiler. Ama zaten mali yukumluluklerini yerine getiremiyorlar ve elde ettikleri bu gelir yaraya merhem olacak nicelikte degil.

Gelin gorun ki simdi 3'er 5'er milyon euroları harcamaya basliyorlar. Mansetleri "Bu arpanin suyu nereden geliyor?" sorusu suslemeliyken, "Fenerbahce'nin alamadigi(?) Cardozo Trabzonspor'da!" iluzyonu sahnede, yine.

Reza Zarrab, Ali Agaoglu, Suat Kilic, Erdogan Bayraktar, Recep Tayyip Erdogan ile verilen fotograflar; Wikileaks'te sizan ortulu odenekler, -kendi beyanlariyla- kaynagi belirsiz toplanan(?) paralar, acik beyanlar vs. Pis kokudan fazlasi var. Ama tabii sasiran yok.

Besleyin, buyutun elinizden geldigi kadar. Herkes aslina, basladigi yere doner gunun sonunda nasil olsa. Bakin, 3 yil eziyet edip 2 dogrudan sampiyonlar ligi katilimini caldiginiz Fenerbahce, ekonomik acidan hala rakiplerinin fersah fersah ilerisinde.

Beslediginiz rakiplerimiz ise *ilginize* muhtac hala.


Ben bunlari yazarken, Cumhurbaskani adayi Demirtas "Trabzonspor otekilestirildi" demis. Destana gerek yok, dogru, otekilestirildiler. Devletin *pilot* takimi oldular. Para, pul, hak, hurriyet, ne ararsan. Tersten ama dogru demis Demirtas.

#229
Devamını oku...

2 Temmuz 2014 Çarşamba

WHY DID GALATASARAY NOT TAKE THE FIELD ON THE FINAL DAY? WHAT IS THEIR BIG PLAN?

I shared some notes during the final series on Twitter. In this article, I am going to compile these notes and also I am going to try explaining Galatasaray’s plan and show the whole picture. 


LET’S START FROM THE DATE OF 17 JANUARY 2014, NOT FROM “JUNE 17th ATTITUDE” PROPAGANDA

Galatasaray had published a declaration on their official web site on 17 January 2014. Then they removed it because of their fans’ reaction. In this declaration following information were written:   

We are disappointed to saw our supporters who were chanting offensive remarks in Galatasaray Liv Hospital – Lokomotiv Kuban basketball game. In addition, these negative behaviours have continued for a while.
Who are these groups? What are their purposes?
Our fans have great pride in them and because of these groups and with their ill mannered behavior, this has caused a  bad feeling within, along with an unfriendly environment. We stand against this rude behavior and will not tolerate it. For the last year these 'fans' have received warning and requests that this is unacceptable behavior. We have warned that if this continues
we will close our Basketball Branch
we will close our Basketball Branch. Galatasaray Sports Club

This declaration published and *removed* by Galatasaray, which didn’t take the field for the 7th match of the final series for security reasons, means to two main things to us;  

1- Security problems and swearing occurred in Abdi Ipekci.
2- Galatasaray planned and thought about downsizing in basketball branch approximately 6 months ago.


GALATASARAY WAS PUNISHED BY UEFA FOR NOT OBEYING TO FINANCIAL FAIR PLAY RULES

As you know, Galatasaray was punished by UEFA for not obeying to Financial Fair Play Rules. As to this penalty; (see http://www.sporekonomi.com/2014/05/galatasarayn-aldg-ffp-cezas-sonras.html)

Galatasaray have to make 62.3 million euro profit next season because of FFP penalties.

Every club can only spend specific money identified in FFP Rules. UEFA declared that Galatasaray exceeded 9.4 million Euros the budget. Today, as to the declaration made by Galatasaray from the company, this exceeding quantity was calculated as 4.3 million Euro.
In the light of this information, Galatasaray reached an agreement with UEFA for the next 2 seasons (2014-15 and 2015-16) As to this agreement: 
  • The company accepted that, it will provide the breakeven compatibility to the end of the 2015-2016 monitoring period.
  • This means that Galatasaray’s breakeven results of 2012-2013, 2013-2014 and 2014-2015 reporting periods have to remain within acceptable deviation.
  • Thus, Galatasaray cannot make more than 30 million Euro loss in these three- year period (for details see http://www.sporekonomi.com/2014/02/uefa-financial-fair-play-kurallar-ve.html)
  • Galatasaray's net loss in 2012/13 season is 99.9 million Tl (equals to 42.3 million Euro), their net loss in 2013/14 season is approximately 151 million TL (equals to approximately 50 million Euro). For these calculations their two-year net loss is approximately 92.3 million Euro. In the light of this information, Galatasaray has to profit 62.3 million Euro profit in next season (without exceptions). In the contrary case, UEFA can impose a new penalty to Galatasaray.
  • On the other hand, Galatasaray gave another important commitment to UEFA; they cannot increase the wages of their employee (including football players) during these two seasons.
  • 200,000 Euro will be purchased by UEFA from two-year total UEFA incomes of Galatasaray.
  • Galatasaray has to file the UEFA Financial Control Institution about their progress report and inform UEFA about their financial progress in every six months.  
It seems pretty obvious that Galatasaray cannot stand economically despite the stadium they constitute with government’s helps and profiteering that they did with government’s tolerances. Also they have a lot of tax and other debts. In these conditions, how can they afford the costs of basketball branch? What are the costs of basketball branch for Galatasaray? Let’s talk about that.


WHAT ARE THE COSTS OF BASKETBALL BRANCH FOR GALATASARAY?

Our source is Sporekonomi.com again. (It’s a economy blog that gives information about news, which cannot be argued technically only from PUBLIC DISCLOSURE PLATFORM and clubs’ official resources)

Details of Galatasaray Sports Club’s activity report:http://www.sporekonomi.com/2014/04/galatasaray-spor-kulubu-basketbol.html?m=1

In brief; only in 2013, basketball branch’s cost to is 61.1 Million TL. Even free tickets given to Galatasaray by Turkish Basketball Association in the final match – Proven by the words of Turkish Basketball Association president- this branch’s total income is 21.9 Million TL.
So, the loss of the branch is 39.2 Million TL in 2013. This amount is approximately 15 Million Euro.

In other words, can Galatasaray spend 15 Million Euro to their basketball branch while they have to file the UEFA Financial Control Institution about their progress report and inform UEFA about their financial progress in every six months and also profit 62.3 million Euro profit in next season (without exceptions). Please think about that.


WHAT HAPPENED IN FINAL SERIES?

I wrote it before but I am writing it again:
Just forget the previous events for a second. Let’s talk it from the middle. You used violence in Women’s Final Series. You sent administrators of Fenerbahçe to the top of Abdi İpekçi on the grounds that you scared of *cannot protect* them from your supporters. And you couldn’t protect them. One of your supporters slapped our administrator in the face. You became champions and you acted like nothing was happened. And all of these got away with you.  Then Men’s Final Series started. Contrary to you, Fenerbahçe hosted your administrators in a lodge in the first two matches. They did it at the risk of losing their fans’ support. Fenerbahçe wanted “peace”. They didn’t want any revenge of your acts in Women’s final series.
But you didn’t want that “peace”. You asked for it. In two home games, you tied series in 2-2 with the help of the referee decisions and violence. To make matters worse, you affronted Fenerbahçe through a script written on the score board. You got a “playing without spectators” penalty from Turkish Basketball Association because of 3 warning announcements made during the 4th game due to abusive cheering. But 33 announcements should have been made instead of 3. Then Fenerbahçe held a press conference. They told abovementioned situations respectively.
Fenerbahçe outscored in the 5th match. Supporters of Fenerbahçe were more aggressive than first two games but comparing with Galatasaray fans in Abdi İpekçi, they acted very calmly.
Only 1 announce made in 5th match even though your incitements. But this wasn’t enough for you. You took support from police lineup. Events went in your favor, but you burned your boats of which reason cannot be understood by anyone. You ignored your players’ labors. Though, you don't know anything about labor.
As to your decision, you will not take the field. It’s your choice.
You have a really good ability of lying. Please, in addition to field, will not go out anywhere outside.
You damage and poison the Turkey’s sports quality.


CONCLUSION

  • Fenerbahçe’s sportive and economical role wanted to be *assigned* to Galatasaray with July the 3rd plot (Named Match-Fixing Trial. In real it was a judicial plot. All the things relevant is there: http://noavas.blogspot.com.tr/2014/04/how-was-right-to-fair-trial-violated-in.html). For doing this, the government structured a stadium for Galatasaray. Moreover, Galatasaray has a lot of tax debts. Their players played in matches even they were shown red card in previous matches. When analyzed, we understand that they became champions 2 years row in a very comfortable condition. But shameless government kid didn’t content with them.
  • Galatasaray must have thought that the 3rd July plot would continue for 100 years. They proceeded on their way with becoming indebted. They haven’t improved their economical conditions. Hence, they got away from heavy penalties with just 200.000 Euro. But, if they cannot make 62 Million Euro profit next season, they cannot get away with such light penalties.
  • In men’s final series, they played their role that they started in Women’s final. They created a tension on purpose and even Fenerbahçe didn’t respond to them, they followed their plan and didn’t take the field. Their purpose was, killing four birds with one stone. They sacrificed their Basketball branch and labors of players to their insidious plans. What were these 4 birds?

  1. Without using their supporter’s hates to Fenerbahçe, they cannot decide to go downsizing. Even there are some Galatasaray supporters who don’t believe this excuse, many of them have believed this. In the short term, their plan is working. They will go downsizing because of *Fenerbahçe*. But we don’t believe this excuse.
  2. There is a crisis. They do not sink alone. They want to sink Turkish sports organizations. Because of that, they exercised power over Ülker, sponsor of Fenerbahçe. They want to remove the sponsors. They can get dangerous easily. This is our arch rival.
  3. Retrial decisions for 3rd July plot will be decided by both 13th High Criminal Court and Constitutional Court. This will be militating in favor of Fenerbahçe in their relations with UEFA. And Galatasaray knows that. If Fenerbahçe go directly to the Champions League, Galatasaray will has to play knock out games for enterin Champions League and this means that they will miss a really good chance. Hence, they aren’t talking about basketball in their theater play named “June 17th Attitude”. They are threatening component authority in public with their words.  They implied that if retrial decisions are decided, they will withdraw from the football league. But anybody asks that question: The main topic was basketball, why you are talking about football Ünal Aysal? (The president of Galatasaray SK.)
  4. Also a decision will be decided by Switzerland Federal Court. This decision will not include any thing about match fixing. Federal Court will research the procedure of the case and maybe it makes a decision to halt the execution of Fenerbahçe. In last 3 years, we have watched a theater. In this game all of the roles have been against to us. With the decisions decided by 13th High Criminal Court, Constitutional Court and Switzerland Federal Court something can change on behalf of I am not joking, as in final series of Men’s league, our football team can withdraw from football league”. He threatens competent authorities. 

Killing 4 birds with one stone. As I always say; they are devil. They lie to you even you ask them a simple question.

Rising the bait and believing the artificial agenda are up to you.
My words are directed to Fenerbahçe mangement.


Devamını oku...

22 Haziran 2014 Pazar

GALATASARAY FİNAL MAÇINA NEDEN ÇIKMADI? MAKRO PLANI NE?

Final serisi boyunca Twitter'da bazı notlar aktarmıştım. Şimdi bu yazıda onları derlerken, büyük resmi ve Galatasaray'ın 1 taşla 4 kuş vurma planını gözler önüne sermeye çalışacağım.


*17 HAZİRAN DURUŞU* PROPAGANDASI DEĞİL, 17 OCAK 2014 TARİHi İLE BAŞLAYALIM

Galatasaray'ın 17 Ocak 2014 tarihinde resmi sitesinden yaptığı, sonra taraftarından gelen "Böyle uyduruk bahanelerle hedef mi küçültülür!" tepkileri nedeniyle yayından kaldırdığı açıklama şu şekilde:
Dün oynanan Galatasaray Liv Hospital – Lokomotiv Kuban maçında bir grup seyircimizin Galatasaraylılığa hiç ama hiç yakışmayan çirkin tezahüratları tüm camiamızda derin bir üzüntü yaratmıştır.
Ancak bu yakışıksız davranışlar ne yazık ki bir süredir var olan bir sürecin bardağı taşıran son damlası niteliğindedir.
Kimdir bu gruplar? Amaçları nedir? Salon sporlarımıza bulaşan bu seviyesiz ve provokatif davranış tarzı yıllardır iftihar ettiğimiz taraftar duruşumuza nasıl sızmıştır? Hangi hakla Galatasaray’ı bu duruma düşürmeye cesaret edebilmişlerdir? 
Bu davranışın arkasında kimler vardır? Galatasaray’ı temsil etmenin gerektirdiği sorumluluğunu nasıl unutabilmişlerdir? Davranışlarını Galatasaray terbiyesi ile nasıl bağdaştırmaktadırlar? Bu çirkin tezahürata karşı duran hocamız Ergin Ataman’a yapılan terbiyesizlik nasıl açıklanabilir? Kendimizden başka bir dostumuzun olmadığı bir ortamda, bu davranışların sonuç olarak Galatasaray’ı içerden vurmak anlamına geleceği ne zaman anlaşılacak? Bugün bu sorular bizim için kaçırılmış bir galibiyetten çok daha önemlidir.
Bu davranışlara alet olanların bilmeleri gerekir ki, bu ülkeye pek çok spor branşını olduğu gibi basketbolu da Galatasaray tanıştırmış, gelişmesi için yaklaşık 90 yıldır emek vermiştir. Galatasaray tarihinin en önemli destanları basketbolda yazılmıştır.Dünkü olayları unutmak istiyoruz ama ne kadar unutmak istesek de bir zaman alacağı kesin.
Bu nedenle tüm taraftarımıza bu davranışların bize yakışmadığını ve yaklaşık bir senedir yapmış olduğumuz uyarı ve temennileri bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ve devam etmesi halinde gerekirse bu gurur duyduğumuz branşımızda hedef küçültmek veya bir süre mücadeleye ara vermek için ilk Genel Kurulumuzdan yetki istemeye gidecek kadar kararlılık içinde olduğumuzu üzülerek belirtiriz.
Galatasaray Spor Kulübü 
Serinin 7. maçına can güvenliğini bahane ederek çıkmayan Galatasaray'ın, tepkiler nedeniyle *sildiği*yukarıdaki açıklaması 2 şey söylüyor bize.

1- Can güvenliği ve küfür Abdi İpekçi'de.
2- Galatasaray basketbolda hedef küçültmeyi 6 ay önce dillendirmiş, yani planlamış.


GALATASARAY UEFA'DAN MALİ FAIR PLAY CEZASI ALDI 

Biliyorsunuz Galatasaray UEFA'dan Financial Fair Play cezası aldı. Buna göre; (Sporekonomi.com'dan aynen aktarıyorum: http://www.sporekonomi.com/2014/05/galatasarayn-aldg-ffp-cezas-sonras.html)

Galatasaray'ın aldığı FFP cezası sonrası önümüzdeki sezon 62.3 mn Euro kar elde etmesi gerekecek.

Galatasaray'ın daha önce UEFA FFP başabaş sınırını 9.4 mn Euro aştığı açıklanmıştı. Bugün şirketten yapılan açıklamaya göre aşım miktarı bazı istisnalar gözönüne alınarak 4.3 mn Euro olarak belirlendi. 
Buna göre Galatasaray UEFA ile önümüzdeki iki sezon için (2014-15 ve 2015-16) bugün bir anlaşmaya vardığını açıkladı. Buna göre: 
  • Şirket 2015-2016 izleme periodu sonuna kadar başa-baş uyumluluğunu sağlamayı kabul etti 
  • Bu, Galatasaray'ın 2012-2013, 2013-2014 ve 2014-2015 raporlama periyotlarına ait 3 sezon sonunda toplam başa baş sonucu  kabul edilebilir sapmalar içinde kalacak anlamına geliyor
  • Bu ne demek, 3 yıllık toplam verilebilecek zarar miktarı (başabaş açığı) toplam 30 mn Euro'yu geçemeyecek (ekli yazıda detaylar bulunuyor http://www.sporekonomi.com/2014/02/uefa-financial-fair-play-kurallar-ve.html)
  • Galatasaray'ın 2012/13 sezonu net zararı 99.9 mn Tl, o yıl için ortalama kur 2.36 alınırsa yaklaşık 42.3 mn Euro, 2013/14 zararı ise (9 aylık rakamın artmadığını varsaysak 151 mn TL zarar) yaklaşık 50 mn Euro kabul edersek, iki yıllık toplam zarar 92.3 mn Euro. Yani Galatasaray'ın önümüzdeki sezon yaklaşık olarak 62.3 mn Euro kar elde etmesi gerekecek (istisnalar hesaba katılmadan). Aksi takdirde UEFA'dan yeni bir ceza gelebilecek. 
  • Öte yandan diğer önemli taahhüt, çalışanlara ödenecek ücretler bu iki sezon süresince artırılamayacak. 
  • 2 yıllık toplam UEFA gelirlerinden 200,000 Euro UEFA tarafından ceza olarak kesilecek.
  • Galatasaray, her altı ayda bir UEFA Kulüp Finansal Kontrol Kurulu'na ilerleme raporu sunarak finansal gelişmelerini bildirmek durumunda olacak. 
Tablo ortada. Galatasaray, devletin yaptığı stad ve müsamahasıyla yaptığı borsa vurgununa rağmen mali olarak ayakta duramıyor. Vergi borçları ve cezası da cabası. Hal böyleyken basketbol şubesinin maliyetlerini nasıl karşılayabilir? Peki basketbolun Galatasaray'a maliyeti nedir? Bir göz atalım mı?

BASKETBOL ŞUBESİNİN GALATASARAY'A MALİYETİ NE?

Kaynağımız yine Sporekonomi.com. (Sadece KAP ve kulüp resmi kaynakları verileri üzerinden, teknik olarak tartışılamayacak nitelikte haber/bilgiler geçen ekonomi blogu.)

Galatasaray Spor Kulübü'nün faaliyet raporunda yer alan detaylar burada: http://www.sporekonomi.com/2014/04/galatasaray-spor-kulubu-basketbol.html?m=1

Özetle; sadece 2013 yılında şubenin Galatasaray'a maliyeti 61.1 Milyon TL. Final maçında bile -TBF Başkanı beyanıyla sabittir- bedava bilet verdikleri içindir ki, şubenin toplam geliri 21.9 Milyon TL.
Yani şube sadece 2013 yılında 39.2 Milyon TL zarar etmiş durumda. Yaklaşık 15 Milyon Euro.

Yani, UEFA FFP kuralları gereği önümüzdeki sezon 62.3 milyon Euro kar elde etmesi gereken, olumlu gelişmeleri de 6 ayda bir UEFA'ya bildirmekle yükümlü olan Galatasaray'ın, minimum 15 milyon euro'yu basketbola ayırma lüksü var mı, aranızda tartışın.

PEKİ FİNAL SERİSİNDE NE OLDU?

Edit: Seri başlamadan önce, kendisine sorulan "Fenerbahçeli yöneticilerin Abdi İpekçi'ye gelmeleri halinde kadınlar finalinde yaşananlar tekrarlanır mı?" sorusuna Ünal Aysal'ın verdiği cevap:


İnsan ne kadar çabuk unutuyor. Koruyamazlarmış. Öyle söylüyor. Ve bu adamlar can güvenliği bahanesiyle deplasmana gelmiyor. Oysa Abdi İpekçi'de can güvenliği olmadığını seri başlamadan itiraf ediyor. Söyleyecek birşey yok. Devam edelim.

Yazmıştım, burada bir kez daha paylaşıyorum:
Gecmis bir kenarda dursun.
Orta yerinden konusalim.
Kadinlar finalinde salon siddeti uyguladiniz. Fenerbahceli yoneticileri *koruyamayacaginiz* gerekcesiyle protokole almayip taraftarlarin arasina, tepeye gonderdiniz.
Ve koruyamadiniz. Tokat ya da makas, taraftariniz Fenerbahce yoneticisine acik eylemde bulundu.
Sampiyon oldunuz. Hicbir sey olmamis gibi tavir sergilediniz. Yaptiginiz organize eylemler yaniniza kâr kaldi.
Erkekler finali geldi catti.
Ilk 2 mac taraftarini da karsisina alma pahasina Fenerbahce tarafindan locada agirlandiniz. Rovans degil baris dedi ezeli rakibiniz.
Ama yok. Siz azdiniz. Iki Abdi Ipekci macinda hakem kararlari ve salon siddeti zorbaligiyla seriyi 2-2'ye getirdiniz. Bir de ustune skorboarda "Koyduk mu?" yazdiniz.
33 anons yapilmasi gerekirken 3 anonsla sahaniz kapandi.
Fenerbahce basin toplantisi yapti. Yukaridakileri bir bir anlatti.
5. macta ilk 2 mactan daha sert ama Abdi Ipekci'deki 2 mactan cok daha yumusak bir deplasmanda fark yediniz.
Tahrikleriniz sadece 1 anonsluk etki yaratti. Doymadiniz. Polis kordonu ve sapkasina sigindiniz.
Kadin ve cocuklarin onunde kazandiniz.
Saha icinde isler lehinize donmusken, federasyondan hangi gerekceyle oldugu mechul bir beklentiye karsilik bulamayinca gemileri yaktiniz. Oyuncularinizin emegini de hice saydiniz. Gerci siz emekten ne anlarsiniz..
Sahaya cikmayacakmissiniz. Cikmayin.
Sizde bu yuzsuzluk, bu arsizlik, bu gozumuzun icine baka baka yalan soyleme yetenegi varken, sokaga da cikmayin.
Sahi, siz sokaga cikmayin.
Hem suclu, hem guclu, hem magdur olmaya calisan, ulke sporuna zehir sacan ve artik mide bulandiran bu tavrinizla siz, en iyisi sokaga cikmayin. 

SONUÇ

  • 3 Temmuz kumpası ile Fenerbahçe'nin sportif ve ekonomik rolü Galatasaray'a *devredilmek* istendi. Bunun için devletin yaptığı stad yetmedi ve borsa vurgunu, ödenmeyen vergiler, 2 yıl üst üste kırmızı kart alan futbolcularının ertesi hafta oynayabildiği konforda gelen şampiyonluklar. Ancak arsız şımarık devlet çocuğuna bunlar yetmedi.
  • Galatasaray; 3 Temmuz ile başlayan kumpas 100 yıl sürecek sanmış olmalı ki, içmeye ayranı yokken tuvalete tahtırevan ile gitti ve uçağın burnu bir türlü düzelmedi. Nitekim, daha ağır cezalar alması, hatta UEFA lisansı alamaması gerekirken, UEFA'dan 200.000.-Euro ceza ile yırttı ancak gelecek yıl yaklaşık 62.- Milyon Euro kar edemezse bu sefer kolay yırtamayacak.
  • Nitekim final serisi geldi çattı. Yukarıda ayan beyan anlatıldığı gibi, kadınlar finali ile beraber tezgah yürürlüğe girdi. Bilerek gerdiler, bekledikleri karşılığı görmemelerine rağmen, planlarına uyup 7. maçtan çekildiler. Amaçları 1 taşla 4 kuş vurmak idi. Basketbol şubesini, sporcularının emeğini sinsi planlarına meze ettiler. Neydi bu 4 kuş peki?

  1. Taraftarının Fenerbahçe nefreti dışında hiçbir sebep/bahane ile küçülmeye gidemezlerdi. Bunu yemeyen ve yakın gelecekte uyanacak taraftarları olsa da, sıcağı sıcağına Galatasaray taraftarının uyuduğunu görüyoruz. Kısa vadede bu planları tutmuş oldu. *Fenerbahçe yüzünden* hedef küçültecekler. Yerseniz efendim.
  2. Ortada bir kriz var. Gemileri hızla su alırken, tek başlarına batmaya niyetleri yok. Galatasaray krizini Türk sporu kaosuna dönüştürüp, "Benden sonrası tufan" düsturuyla zararı yaymak istiyorlar. Fenerbahçe'nin sponsoru Ülker'e saldırma sebepleri de bundan. Sponsorları kaçırmayı hedefliyorlar. Ne kadar çirkinleşebiliyorlar görüyorsunuz. Ezeli rakibimiz bu işte bizim.
  3. Hem 13. Ağır Ceza Mahkemesi hem de Anayasa Mahkemesi'nden Fenerbahçe'ye yapılan 3 Temmuz kumpası için yeniden yargılama kararı gelmek üzere. Bu Fenerbahçe lehine UEFA'ya da sıçrayacak bir gelişme. Ve Galatasaray bunun farkında. Fenerbahçe'nin hakkı olan şampiyonlar ligi direk katılımı, Galatasaray'ın ön eleme oyanarak büyük balığı kaçırması demek. İşte bu yüzden 17 Haziran Duruşu adlı tiyatroda basketbol konuşmuyorlar. Seçtikleri sözcükler bilinçli ve alenen Türkiye'nin yetkili makamlarını tehdit içeriyor. Yeniden yargılama gelir ve elimizdekiler giderse ligden çekiliriz alt mesajı sızmaya başladı. Kimse de sormuyor: Konu basketboldu, ne zaman futbola geldi Ünal Aysal?
  4. İsviçre Federal Mahkemesi'nden 3 vakte yanıt gelecek. Şike var/yok demeyecek elbette, usülen inceleme yapacak ve belki de Fenerbahçe'nin men cezasına yürütmeyi durdurma kararı verecek. 3 yıldır önceden dizilmiş domino taşlarının tek tek üstümüze düşmesini izliyoruz. 13. ACM, AYM ve İsviçre Federal Mahkemeleri'nin vereceği kararlarla domino taşları bu sefer Galatasaray'ın üstüne düşebilir. İşte tam da bu yüzden; "Şaka yapmıyorum, bakın final maçında basketbol takımımı çektim, aleyhimizie bir durum olursa futbol takımımı da çekerim, treni raydan çıkarırım" diyor Ünal Aysal. Hem tehdit ediyor hem zemin hazırlıyor. 3 yıldır cendere altında bir kez bile yapmaya tenezzül etmediğimiz ve bunun için yönetim/lere hep hayıflandığımız treni raydan çıkarma planı, avucunun içine verilenler geri alınacağı için Galatasaray tarafından yapılıyor alenen.

1 taşla 4 kuş. Hep diyorum. Şeytan bunlar. Saati sorsanız *bir hesaptan* yalan söylerler, ağızlarına yuva yapmış yalan. Siz diyin genetik miras, ben diyim soysuz ağaç.

Oyuna gelmek ve suni gündeme kapılmak herkesin kendi tercihi bundan kelli.
Sözüm Fenerbahçe yönetimine.
Devamını oku...

11 Kasım 2013 Pazartesi

11. Hafta | Fenerbahçe - Galatasaray: Maç başlamadan kazanmak


MAÇ ÖNÜ

İstihareye yattım. Maçtan evvel ne blogda, ne de Twitter'da görüşlerimi paylaştım. Bizim ne/ler yapabileceğimiz ortadaydı ama oyunu ve sonucu Mancini'nin felsefesi belirleyecekti. Beklediğim gibi oldu. 6 puan gerideki son 2 sezonun şampiyonu, maça Fenerbahçe'yi durdurmak için çıktı. Ve, başlamadan kazandı Fenerbahçe. Tedbir ya da totem diyin, maçtan önce yazamazdım bunu.

Fenerbahçe'nin Kadıköy'de böylesine bariz bir üstünlüğü varken; hatta neredeyse her farklı senaryoda sonuç değişmezken, bu maç yazılarının bir anlamı kalmıyor aslında, ama düşülecek notlar var elbette.

Galatasaray Kadıköy'de Fenerbahçe'yi bir gün mutlaka yenecektir. Ama onlar "Ne yapsak olmuyor!" deseler de, tek şansları "oynayarak" yenmek, "bekleyerek" değil. Çünkü zaten favori Fenerbahçe. Zaten bulduğu fırsatları gole çevirme oranı en yüksek takıma karşı oynuyor. Atacak golü bir şekilde. Sen bunun üstüne bir de "Buyur gel, top senin" dersen, 2-0'a sevinirsin işte böyle.

Sol bekte Dany, önünde Burak, orta sahada Ceyhun. Mancini bu işi bilmiyor demeyeceğim elbette. Bu plan başka takımlara karşı tutabilir çünkü. Farkı şöyle tarif ediyim. Riera ve Sneijder olsaydı, ya da Sneijder yerine Emre Çolak, Galatasaray'ın bu kadar kısır kalması imkansızdı. İki akamayan, sadece rakibi karşılama yeteneği olan oyuncuyu, orta saha ve bekte oynatırsan, 2-0'a sevinirsin işte böyle.

Nitekim, maç başlamadan kazandı aslında Fenerbahçe. Ama Mancini'nin maça böyle başlamasını sağlayan da; eskiden olduğu gibi rakibe korku veren, özüne dönen Fenerbahçe ve Ersun Yanal, hakkını verelim. Hoca'nın göreve geldiğinden beri takındığı kendine ve takımına güvenen tavır, meyvesini yeşil sahada veriyor. Vermeye de devam edecek muhtemelen. 2 yıl Avrupa yok, *geliştirerek* bu model üzerinden gidebilir.


FENERBAHÇE

Gelelim Fenerbahçe'ye. Tutuk göründü aslında, kabul etmeli. Birkaç sebebi var bunun. Öncelikle rakip. Durdurmaya çıkmıştı. Oyunu fazla sıkıştırdı. Uzun top oyunumuzu ofsayt taktiği ile bozdu. İlk 20 dakika Melo, Emre ile adam adama oynadı ve kabul etmeli ki, işe yaradı. Top çıkaramadık bi' ara. Cristian da stoperden aldığını, stopere verince, iki takımın stoperleri ve yan hakemin ofsayt bayrağı arasında geçti ilk 20 dakika.

Ama birşeyden vazgeçmedi takım. Özellikle önde Webo'nun insanüstü mücadelesi ile, rakibi maç boyu hataya zorladı. Sow serbest forvet rolüne giderek ısındı ve sahanın heryerinde aldığı topları, hep olumlu kullandı. Ve, üretemesek de, yaptığımız baskı rakibin hata yaparak çözülmesine sebep oldu. Hakeza 2. golde de, rakip çıkarken Emre'nin kazandığı top atağa dönüştü. Takımın genel kimyası bu. Baskı ile rakibi bozuyoruz. Ancak bozamadığımız ya da şansımızın yaver gitmediği günler olacaktır. Bugünler için birkaç formül daha lazım Ersun Hoca'ya.

EMENİKE

İlk yarı Volkan ve Kuyt sakatlandı. Kuyt devam edemedi. Yerine giren Emenike ise maça kendini veremedi. Belli ki bu maçta oynamayı çok istemişti ama neden Webo'nun tercih edildiğini iyi irdelemeli. Liverpool scoutları izleyecek dedikodusu vardı, ilk 11 çıkmayınca bozulmuş olabilir. Onu anlayalım ama o da Hocasını anlamalı. Geri dönüşünde Ersun Hoca'ya verdiği paye ve takdire işaret etmiştim birkaç maç önce. Bir seferlik değil, sezon, hatta kontrat boyu olmalı bu itaat, Sevgili Emenike. 2. yarı rakibin sıkça verdiği boşluklara atmadığın deparlar, öfkeyle kalkmanın zararı. Kahraman olabilirdin çünkü. Fırçayı da yedin, tribündeki Obradovic'i aratmayan Ersun Hoca'dan. Ama güveniyorum Emenike'ye, yeşil sahadaki mental sorunlarını Ersun Hoca ile çözeceğine eminim.

TAKIM SAVUNMASI

Önde Webo ile başlayan, bölgelerinde Kuyt ve Sow'un daima alan kapattığı ve geri 5'linin parmak uçları. Rakip hücum oyuncularına atılan her ama her topta; kademesini alan savunma oyuncumuz soktu topa ayağını. Beklerimiz Gökhan ve Caner, stoperlerimiz Bruno Alves ve Egemen, ön liberomuz Mehmet Topal; bu şekilde sayısız top kazandırdı Fenerbahçe'ye. Adeta bir basketbol sahasında, rakip pivota top aldırmamaya çalışan basketbolcular gibiydiler. İşte bu taktik, sahibi Ersun Hoca. Rakibi karşılarken ve bilhassa topu ilk kaybettiğimizde, takım halinde giderek daha iyi yaptığımız bir savunma hamlesi, Galatasaray'ı fena bozdu.

CANER

Sol bek oynamazdı di mi? Çok emindi herkes bundan. Karşısında iki hücum yeteneği olan oyuncuya karşı üstelik, tek bir fırsat bile vermedi. Hocasına kendini emanet eden futbolcu herşeyi başarabilir. Bunun en güzel örneklerinden biri Caner. Ve Sow elbette. Sahanın her yerinde *top yaptı* dün akşam. O da kağıt üstünde yazan yerde oynamazdı, kimilerine göre.

FARK

9 puan Galatasaray, 7 puan Beşiktaş ile. Ama Kasımpaşa'yı es geçmemeli. "Türkiye'de geçerli" bir futbol oynuyorlar.  Zorlu virajın ilk 2 haftası kayıpsız geçti. Ama yol hala uzun ve çetin. Özellikle Antalya deplasmanı daha önemli şimdi. Mirası yemek, elde etmekten kolay. Ersun Hoca'ya güveniyor ama rehavetten korkuyorum.

Puan durumunda Fenerbahçe harici 6 takımdan 5'i ile oynadık ve 4 galibiyet 1 beraberlik aldık. Beşiktaş ile de 2 hafta sonra oynayacağız. Geldiğimiz noktayı daha iyi özetleyen, alınan galibiyetlerin asla küçümsenmemesi gerektiğini gösteren bir tablo. Ama Galatasaray, Eskişehirspor, Sivasspor, Trabzonspor ve Beşiktaş'a 2. devre deplasmana gideceğimizi unutmamak lazım.

Ben ilk günden beri Ersun Hoca'ya ve takıma güveniyorum.
Öneririm.

Devamını oku...

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Film şeridi gibi: Lütfi Arıboğan ve Galatasaray Antolojisi

Muzaffer tebessüm
Kabak tadı verdi değil mi?
Evet, bana da.

İşte bu yüzden, derledim yorum yapmadan Lütfi Arıboğan ve Galatasaray'ın maceralarını.
Bilhassa yorum yapmadım.
Tek tek ve bir bütün olarak bakıldığında yorum yapmaya gerek kalmıyor çünkü.
Buyrun, resim altlarında haber kaynakları mevcut, dilediğiniz kadar okuyabilirsiniz.

Öfke problemleri olanlar okumadan önce sakinleştirici alsınlar ama lütfen.

Buyrun:
_____________________________________________________________________________________________________________

9 Aralık 2010:

Arıboğan röportajı (Asıl mesaj: Başkanvekili Arıboğan, çıkacak yasanın sadece şiddetle ilgili olmadığına dikkat çekti. Şike, teşvik gibi konulardaki kanunsuzluğun da sona ereceğini ifade etti.)
Futbol Federasyonu Başkanvekili Lütfi Arıboğan gazeteniz BUGÜN'E çarpıcı açıklamalarda bulundu. Meclisteki komisyonumuzla birlikte çok titiz çalışıyoruz. Ölüm olmadan 'Şiddet Yasası' çıkmalı.Spordaki şiddetin bitmesi için en sıkı çalışan isimlerden birisi de Futbol Federasyonu Başkanvekili Lütfi Arıboğan... Başkan Mahmut Özgener ile birlikte önceki gün TBMM'de bu iş için kurulan komisyonun toplantısına katılan Arıboğan, milletvekillerinin çeşitli öneriler getirdiği toplantıda oluşan "Bu işi çözelim" havasından sevinçle bahsetti.
"Başkanvekili Arıboğan, çıkacak yasanın sadece şiddetle ilgili olmadığına dikkat çekti. Şike, teşvik gibi konulardaki kanunsuzluğun da sona ereceğini ifade etti."



http://spor.bugun.com.tr/olum-olmadan-o-yasa-cikmali-haberi/132016
_____________________________________________________________________________________________________________

3 Temmuz 2011: 

İki yıllık plan bir şafak operasyonu ile yürürlüğe girdi. Darbe.
_____________________________________________________________________________________________________________

12 Temmuz 2011:

Ünal Aysal: "Bu ateş üfleyerek sönmez. Çözüm zamana yayılamaz."


http://www.galatasaray.org/kulup/haber/10590.php
_____________________________________________________________________________________________________________

15 Temmuz 2011:

Lütfi Arıboğan: "Medyada 1200 dosyadan bahsediliyor. Çok ciddi bir çalışma bu. İncelenmesi gereken ifadeler, deliller, bilgiler var ama bu arada medyadan takip ettiğimiz kadarıyla itiraflar da olmaya başladı. İtiraflar da olursa süreç kısalacaktır. Deliller ve belgelerle bizim statümüzde ve uluslararası kurallarda ne ceza gerekiyorsa, bundan farklı birşey yapmamız mümkün değil.
Sayın Demirören dün Sayın Aydınlar'ı ziyaret etti, ben yoktum. Orada sayın başkanımıza kupayı aklanana kadar iade kararı aldıklarını bildirmişler. Bunu açıkçası son derece etik buluyorum. Bu süreçteki en etik davranış olarak buluyorum."


http://spor.bugun.com.tr/aribogan-o-ihtimali-acikladi-haberi/162677
_____________________________________________________________________________________________________________

18 Temmuz 2011:

Lütfi Arıboğan’dan açıklama (TFF-UEFA görüşmesinin ardından)
Arıboğan, yaptığı açıklamada, ''UEFA bu süreçte TFF'ye olan güvenini belirtti. UEFA'nın şike konusundaki duyarlılığını biliyoruz. TFF'nin henüz resmi belge ve delillere sahip olmadığını, bu nedenle sürecin hızlanmadığının bilincindeler. Gerekli belge ve delillere sahip olduktan sonra TFF'nin gerekeni yapacağının da farkındalar'' dedi.


http://tr.eurosport.com/futbol/italya-ligi/2011-2012/uefa-nin-tff-ye-guveni-tam_sto2876128/story.shtml
_____________________________________________________________________________________________________________

Ağustos 2011:

Galatasaray Dergisi beyaz kapak ile çıktı. (Bu tutum basında şike ile özdeşleştirilerek geniş yer buldu.)
Sarı-kırmızılı kulübün internet sitesinden derginin tanıtımı ile ilgili yapılan açıklamada, "Galatasaray Dergisi’nin yeni sezonunun ilk sayısı, Galatasaray Profesyonel Futbol Takımı’nın 2011-12 sezonu başında açtığı beyaz sayfanın ruhuna uygun olarak sade beyaz kapakla çıkıyor" denildi.



http://www.galatasaray.org/gsdergi/haber/10731.php
_____________________________________________________________________________________________________________

4 Ağustos 2011:

Galatasaray’den Song Vak'ası ile ilgili yapılan açıklama:
Kulübün internet sitesinden yapılan açıklamada, bu süreçte hiçbir eski ve yeni sporcunun adının geçmediği belirtilerek, şöyle denildi: Galatasaray Spor Kulübüne ilişkin herhangi bir iddia ve bu iddialara ilişkin bir arama kararı bulunmamaktadır.



http://www.gazete5.com/haber/ic-yazismalarimiz-baska-turlu-yansidi-128809
_____________________________________________________________________________________________________________

8 Ağustos 2011:

1 milyon doların belgesi emniyete sunuldu. Sonradan öğrenildi ki; sunulan belge, gazete küpürüydü.


http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/18441922_p.asp
_____________________________________________________________________________________________________________

16 Ağustos 2011:

Galatasaray’dan açıklama (Bu ateş üfleyerek sönmez sloganına gönderme yapılıyor; karar bir an önce verilmeli mesajı veriliyor.)


http://www.galatasaray.org/kulup/haber/10842.php
_____________________________________________________________________________________________________________

19 Ağustos 2011:

TFF, Galatasaray’a cevap veriyor: "Özellikle bugün bir Süper Lig kulübümüzün yaptığı açıklama ile federasyonumuz adeta Avrupa'ya, UEFA'ya ve FIFA'ya şikayet edilmektedir. Federasyonumuzu hukuka aykırı davranan bir kurum olarak lanse eden ve yurt dışına şikayet etme gibi tarihi yanılgıya düşenleri, Türk futbol tarihimiz affetmeyecektir.''


http://www.aa.com.tr/tr/s/27370--tff-den-galatasaray-a-yanit
_____________________________________________________________________________________________________________

6 Eylül 2011:

Platini, Şenes Erzik, Mehmet Ali Aydınlar ve Lütfi Arıboğan’ın 3 saat süren toplantısı ve ardından Platini’den: FB’nin neden Şampiyonlar Ligi’ne alınmadığını biliyoruz açıklaması


http://spor.milliyet.com.tr/uefa-baskani-ndan-fenerbahce-icin-agir-sozler-/spor/spordetay/06.09.2011/1435313/default.htm
_____________________________________________________________________________________________________________

25 Kasım 2011:

CAS’ın savuma istediği UEFA, kendini savundu:
CAS'ın savunma istediği UEFA, Başmüfettiş Pierre Cornu'nun kaleme aldığı metinle kendisini savundu. İstanbul'da Mehmet Ali Aydınlar, Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı ile yemekte görüşüp, Savcı Mehmet Berk ile görüşen Cornu'nun, '3 Temmuz'dan bu yana gerek medya takibi, gerekse görüşmelerimiz bu yönde bir kanaat oluşturmamıza neden oldu.
TFF yetkilileri de Etik Kurulu raporunda aleyhte en sağlam delillerin Fenerbahçe ile ilgili olduğunu, Beşiktaş ve Trabzonspor aleyhindeki delillerin o kadar güçlü olmadığını aktardı. Bunun üzerine raporumu hazırladım" dediği bildirildi.



http://www.sabah.com.tr/Spor/Fenerbahce/2011/11/25/cas-uefadan-savunma-istedi

_____________________________________________________________________________________________________________

29 Kasım 2011
Ahmet Çakar: Fenerbahçe'yi UEFA'ya müfettiş Cornu aracılığıyla TFF yöneticileri Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı'nın şikayet ettiğini öne sürdü.
Arıboğan ve Helvacı'nın Uefa Yetkilisi Cornu'ya Fenerbahçe kirli , Beşiktaş ve Trabzonspor'un temiz olduğu bilgisi verildiğini ifade eden Ahmet Çakar, Lütfi Arıboğan'ın bu bilgiyi doğruladığını da sözlerine ekledi.

http://www.cnnturk.com/2011/spor/11/29/tffnin.ahmet.cakara.cevabi/638537.0/index.html

*Ek:

12 Ağustos 2012

UEFA, Cornu’nun raporunun CAS dosyasından çıkarılmasını talep etti.

http://spor.milliyet.com.tr/sike-sorusturmasinda-flas-gelisme/spor/spordetay/12.01.2012/1488110/default.htm
_____________________________________________________________________________________________________________

30 Kasım 2011:

Lütfi Arıboğan, 2 yıldır olduğu gibi konuşmak için yine Hürriyet'i seçti ve Ali Koç'un iddialarına yanıt verdi.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19356503.asp
_____________________________________________________________________________________________________________

19 Ocak 2012:

Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar yönetim kurulu üyesi Yunus Egemenoğlu ve Baş Hukuk Müşaviri İlhan Helvacı'nın UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino ve Cornu'nun yerine dosyayı üstlenen Aleys Bell ile yaptığı görüşme sona erdi.

http://spor.milliyet.com.tr/uefa-tff-gorusmesi-sona-erdi/spor/spordetay/19.01.2012/1491107/default.htm
_____________________________________________________________________________________________________________

26 Ocak 2012

Ünal Aysal: "Mehmet Ali Aydınlar istifa ederse kurgu bozulur. 8 takım düşmez, 1-2 takım düşer"

Aysal, Genel Kurul sonrası yaptığı konuşmada ise "Ben 8 takımın düşeceğine ihtimal vermiyorum. 1-2 takım düşer o kadar" dedi. Soruşturmayla ilgili deneyim sahibi olan şu anki federasyon yönetiminin gidip başka bir yönetimin gelmesinin sıkıntı yaratacağını belirten Aysal, "Kulüp olarak başladığımız noktanın doğru olduğu bu genel kurulla tescil edildi" diye konuştu.
(Burada öne çıkan: TFF 3 Temmuz'dan bu yana itinayla çalıştı. TFF'de yaşanacak görev değişimi süreci baltalar.)

http://spor.milliyet.com.tr/-1-2-takim-duser-/spor/spordetay/27.01.2012/1494474/default.htm
_____________________________________________________________________________________________________________

31 Ocak 2012:
Mehmet Ali Aydınlar, Lütfi Arıboğan, Göksel Gümüşdağ istifa etti.
İddialar:

http://spor.bugun.com.tr/iste-aydinlarin-istifa-sebebi-haberi/182927
Lütfi Arıboğan'ın Açıklaması:

"Gelinen noktada gerek başkanımıza, gerek federasyonumuza, gerekse şahsıma yöneltilen haksız suçlama ile hakaretlerin dozunun tahammül sınırlarını aşması, aksi kanıtlanmasına rağmen, mesnetsiz suçlamalarla kamuoyunun önüne atılmış olmam ve mevcut süreçler içerisinde başkanımız Mehmet Ali Aydınlar'ın da devam etmeme tasarrufu üzerine, istifa kararını verdim. Dolayısıyla bugün gelinen noktada, yaşanan bu olağanüstü gündem ve süreçte, Türk Futbolunun yeniden yolunu bulması, sistemin önünü açmak üzere görevimden ayrılıyorum. Gerek olduğu takdirde, sürece dair yaşananlar hakkında bazı gerçekleri ve detayları, belgeleriyle önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacağım."


http://spor.bugun.com.tr/aribogandan-istifa-aciklamasi-haberi/182903
_____________________________________________________________________________________________________________

13 Şubat 2012:

Galatasaray'dan Aydınlar'a şartlı (Lütfi Arıboğan) destek
Ankara'da bugün toplanacak 14 Anadolu kulübüne Galatasaray'dan da destek geldi. Sarı-kırmızılılar, toplantıya Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin rahatsız olmaması için telekonferans yöntemiyle katılacak. TFF Genel Kurulu'nda Lütfi Arıboğan'ın yönetime girmesi halinde Aydınlar'a okey verilecek. 27 Şubat'ta yapılacak olan Futbol Federasyonu Genel Kurulu öncesi kulis çalışmaları hızlanmaya başladı.

http://spor.bugun.com.tr/aydinlara-surpriz-destek-haberi/184042
_____________________________________________________________________________________________________________

14 Şubat 2012:

Mehmet Ali Aydınlar'ın röportajından yansıyanlar:

Aydınlar dönerse kurulları değiştirmeyecek. Böylece hazırlanan raporlar geçerliliğini sürdürecek. Küme düşürme değil, UEFA’dan halen onaylı olan ağır eksi puanlı, para cezalı ve kişilere verilecek spor sahalarından men uygulamalı formül devreye sokulacak. Bu arada Lütfi Arıboğan yine başkanvekili olacak. Aydınlar, Arıboğan’a çok güveniyor. Tecrübesinden faydalanmak istiyor.


_____________________________________________________________________________________________________________

15 Haziran 2012:

Lütfi Arıboğan Galatasaray'a CEO oldu.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/20767469.asp

_____________________________________________________________________________________________________________

18 Temmuz 2013

Lütfi Arıboğan'dan CAS yorumu: "Takip ediyoruz"

http://www2.sporx.com/futbol/superlig/galatasaray/aribogandan-cas-yorumu-takip-ediyoruzSXHBQ337232SXQ

_____________________________________________________________________________________________________________

30 Temmuz 2013:

Lütfi Arıboğan: 

"Tahmin ediyorum ki ileride yeni Fenerbahçe Yönetimi, hem Galatasaray hem diğer rakipleriyle daha sağlıklı ilişkiler kuran bir yapıda olacaktır."

Etik Kurulu üyelerinin kaldığı otele gittiği ve tehdit ettiği iddialarına ilişkin: "Bir dostumun otelinde tesadüfi karşılaşma oldu."

"Bazı şahısların artık akıl sağlığından şüphe etmek gerektiğini düşünüyorum."

http://www.fanatik.com.tr/lutfi-aribogan-bunlarin-akil-sagligi-bozuk_3_Detail_32_326363.htm

SON
Devamını oku...