9 Ağustos 2014 Cumartesi

Düğün evini cenaze evine çevirmenin dayanılmaz ustalığı

Hepimiz seviyoruz Fenerbahçe'yi. Hepimiz seviyoruz ona hizmet edenleri. Dolayısıyla Aziz Yıldırım'ı, 16 yıllık katkılarından dolayı. Kimsenin bunları ispatlama zorunluluğu yok. Aziz Yıldırım'ın da savunulmaya ihtiyacı yok. Ve bu paragrafı sabit alıp konuşmak lazım şimdi.

Futbolcular sevmiyormuş: Dünya futbolunda böyle bir gereksinim yok. Teknik direktörün *otoritesi* sarsılmadığı ve performans elde edildiği sürece futbolcular paşa paşa görevlerini yapar. Ha, kulubü/takımı futbolcu reaksiyonları ile yönetirsen de, geçmiş örneklere göz atabilirsin. Ayrıca futbolculardan çok olağan şüpheli muhabirler sevmiyormuş ki, göz göre göre fitnelediler Başkan'a doğru/yanlış ne varsa.

Görüşmemesi gereken kişilerle görüşüyormuş: Eski arkadaşıdır, görüşür. Ola ki o isimler Fenerbahçe'nin hassasiyetlerinden biri olsun, izah edilir, eminim Ersun Yanal Fenerbahçe'nin hassasiyetlerine saygı gösterir.

Fazla izin vermiş, takım kötü oynuyormuş: Bahaneden başka birşey değil. Yapılması gereken tek şey teknik direktör otoritesini kuvvetlendirmek. Öğrenci refleksidir, hoşuna gitmezse, öğretmeninin ayağının altına muz kabuğu koyuverir, hele ki fırsat verirsen.

Özel hayatı: Özel hayatı.

Yazıldı/söylendi mi başka klişe?
Geçiniz.

İstikrar için potansiyel gösteren teknik direktörde ısrar etmek faydalıdır. Ama hadi performans alamadığın gerekçesiyle yollarını ayırdın, bunu anladık. Peki 16 yılda görev alan 14 teknik direktörden kaçını performans yetersizliği nedeniyle gönderdik?

Kaş, göz, bıyık.

Bu kulübe Aziz Yıldırım'dan fazla kimse hizmet etmedi. Ama yaptıklarını yıkmakta ne yazık ki oldukça maharetli.

Ünal Aysal teknik direktörüne *rağmen* Sneijder'i aldı 20 Ocak 2013'te. Daha sonra 24 Eylül 2013'te yollarını ayırdı Fatih Terim'le.

17 Mayıs'ta Diego'yu açıkladık, 9 Ağustos'ta Ersun Yanal istifa etti.

Umarım sonu benzemez ve 4. yıldızı hediye etmeyiz.
Ama herşeyden önemlisi, kaostan bıktı bu taraftar.
Huzur istiyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder